اِنَّ مَثَلَ ع۪يسٰى عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَۜ خَلَقَهُ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
Şüphesiz Allah katında Hz. İsa’nın (aleyhisselâm) misali, Hz. Âdem’in (aleyhisselâm) misali gibidir. Allah Teâlâ Hz. Âdem’i (aleyhisselâm) topraktan yaratmış, sonra ona “Ol!” demiş, o da hemen oluvermiştir.
Âl-i İmrân Sûresi (3), 59. Ayet
Bu âyet-i kerime, Necran’dan gelen Hristiyan bir heyetin Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) Hz. İsa (aleyhisselâm) hakkında yönelttiği itirazlara cevap olarak nazil olmuştur.
İbn Abbas’tan (radıyallahu anhüma) nakledildiğine göre, Necran ehli Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip: “Sen bizim sahibimize neden dil uzatıyorsun?” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Sizin sahibiniz kim?” buyurunca, onlar: “İsa (aleyhisselâm)” dediler. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ben onun hakkında ne diyorum?” diye sorunca da: “Sen onun Allah’ın kulu olduğunu söylüyorsun.” dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Evet, şüphesiz o Allah’ın kuludur.” buyurdu. Onlar da: “Hiç babasız bir insan gördün mü?” diyerek itiraz ettiler.
İşte bu âyet-i celile inerek onların bu şüphesini kökten reddetti. Çünkü Hz. Âdem’in (aleyhisselâm) ne babası vardır ne annesi. Buna rağmen hiç kimse onun ilâh olduğunu söylemez. Eğer babasız yaratılmak ulûhiyete delil olsaydı, bu durumda Hz. Âdem’in (aleyhisselâm) buna daha lâyık görülmesi gerekirdi. O hâlde Hz. İsa’nın (aleyhisselâm) sadece babasız dünyaya gelmesini, onun Allah’ın oğlu olduğuna delil göstermek tamamen bâtıl bir iddiadır.
Âyetin açıkça gösterdiği hakikat şudur: Hz. İsa da (aleyhisselâm) mahlûktur, Hz. Âdem de (aleyhisselâm) mahlûktur. Biri babasız, diğeri anasız-babasız yaratılmıştır. Allah katında Hz. İsa’nın (aleyhisselâm) misali, Hz. Âdem’in (aleyhisselâm) misali gibidir. Hz. İsa (aleyhisselâm) yaratılmıştır; yaratılan ise ilâh değil, kuldur.
Bu âyet aynı zamanda yahudilerin iftirasını da reddetmektedir. Çünkü onlar Hz. Âdem’in (aleyhisselâm) babasız ve anasız yaratıldığını kabul ettikleri hâlde, Hz. İsa’nın (aleyhisselâm) babasız yaratıldığını inkâr etmiş ve onun muhterem validesi Hz. Meryem hakkında çirkin ithamlarda bulunmuşlardır. Böylece âyet, hem Hristiyanların aşırı yüceltmesini hem de yahudilerin inkâr ve iftirasını aynı anda çürütmektedir.
Hâzin ve Nesefî tefsirlerinde zikredildiğine göre, âlimlerden biri Rum diyarında esir düşmüştü. Oradakilere: “Siz niçin İsa’ya (aleyhisselâm) ibadet ediyorsunuz?” diye sordu.
Onlar: “Çünkü onun babası yok.” dediler. Bunun üzerine o âlim şöyle cevap verdi: “Öyleyse Âdem (aleyhisselâm) buna daha lâyıktır. Çünkü onun ne babası vardır ne de annesi.”
Onlar bu defa: “İsa (aleyhisselâm) ölüleri diriltirdi.” dediler. Âlim de: “Hızkıyl Nebi daha hayret verici bir mucize göstermiştir. İsa’nın (aleyhisselâm) dirilttiği kimseler sayılı iken, Hızkıyl sekiz bin kişiyi diriltmiştir.” diye karşılık verdi.
Bunun üzerine onlar: “İsa (aleyhisselâm) körü ve alacalıyı iyileştirirdi.” dediler. O da: “Circis Nebi daha şaşırtıcı bir hâle mazhar olmuştur. Kendisi pişirilip yakıldığı hâlde yine sapasağlam ayağa kalkmıştır.” dedi.
Böylece o âlim, onların Hz. İsa’daki (aleyhisselâm) bazı mucizeleri ilâhlık delili saymalarının bâtıl olduğunu göstermiştir. Çünkü harikulâde hâller ve mucizeler, bir kimsenin ilâh olduğunu değil, Allah’ın kudretinin onda tecelli ettiğini gösterir.