Sünneti ve hadisleri reddedenler, vahyin sadece Kur’ân’dan ibaret olduğunu iddia ederler. Oysa kıblenin önce Mescid-i Aksâ’ya yöneltilmesi bu iddiayı açıkça çürütür.
Peygamberimiz (a.s.m.) Medine’ye hicretten sonra 17–18 ay boyunca Mescid-i Aksâ’ya doğru namaz kılmıştır. Fakat dikkat edin: Kur’ân’da “Mescid-i Aksâ’ya dönün” diye tek bir ayet yoktur! Aşağıdaki ayetin naziliyle Kıble Mescid-i Harâma çevrilmiştir.
قَدْ نَرَى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَاءِ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضَاهَا فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ
“Senin yüzünü semaya çevirdiğini görüyoruz. Seni razı olacağın kıbleye döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir.” (Bakara 144)
Evet, vahy-i gayr-i metlûvu yani Kur’ân dışında da vahiy geldiğini inkâr edenlerin önünde sadece iki yol vardır:
Ya Kur’ân’da “Mescid-i Aksâ’ya dönerek namaz kılın” şeklinde bir ayet göstereceklerdir; ya da Peygamberimize Kur’ân dışında da vahiy geldiğini kabul edeceklerdir.
Fakat hadis inkârcıları bu iki açık yolu da terk ederek, aklın, mantığın, vicdanın ve insafın kabul etmeyeceği üçüncü bir yolu, yani açık hakikati inkâr etme yolunu tercih etmektedirler.