İnsan fıtraten hatırlanmak ister. Değer verilmesini ister. Anılmak ister. Unutulmak ise ona ağır gelir. Bir dostunun seni hatırlaması hoşuna giderken, herkesin seni unutması kalbini incitir.
Peki ey nefsim! Madem hatırlanmak istiyorsun, söyle: İnsanların seni hatırlaması mı daha büyük bir nimet, yoksa seni Allah’ın anması mı?
Madem unutulmak istemiyorsun, düşün: İnsanların seni unutması mı daha acıdır, yoksa Allah’ın rahmetinden, inayetinden ve yardımından mahrum bırakılmak mı?
İşte insanın önünde iki yol vardır: Ya Allah’ı anar, O’nun zikriyle şereflenirsin; ya da Allah’ı unutur, kendi nefsinin karanlığına terk edilirsin.
Birinci yol şudur:
فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ
“Öyleyse siz Beni anın ki Ben de sizi anayım.”
(Bakara, 2:152)
Ne büyük bir müjde…
Sen Rabbini anarsan, Rabbin de seni anar.
Sen O’na yönelirsen, O da sana rahmetiyle yönelir.
Sen O’nu unutmazsan, O da seni yardımsız ve sahipsiz bırakmaz.
Bir kul için bundan daha büyük bir şeref olabilir mi?
İkinci yol ise dehşetlidir:
نَسُوا اللَّهَ فَنَسِيَهُمْ
“Onlar Allah’ı unuttular, Allah da onları unuttu.”
(Tevbe, 9:67)
Elbette Allah’ın unutması, hâşâ bizim unutmamız gibi değildir. Buradaki mana şudur:
Onlar Allah’ı bırakıp O’nun emrini, zikrini, rızasını terk ettiler; Allah da onları rahmetinden, yardımından, tevfikinden mahrum bıraktı. Yani kendi hallerine terk etti.
İşte felaket budur.
Asıl kimsesizlik, insanın parasız kalması değildir.
Asıl yoksulluk, eşya kaybetmek değildir.
Asıl mahvoluş, şu dünya hanında sahipsiz ve hamisiz kalıp kendi nefsine bırakılmaktır.
Bir tarafta: فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ “Beni anın ki Ben de sizi anayım.”
Diğer tarafta: نَسُوا اللَّهَ فَنَسِيَهُمْ “Allah’ı unuttular, Allah da onları unuttu.”
Birinci ayet rahmet kapısını açıyor. İkinci ayet ise mahrumiyetin uçurumunu gösteriyor.
Öyleyse kendine gel. Ya zikredilen bir kul olacaksın… Ya da unutulmuşlar arasına düşeceksin. Dünyanın gürültüsü seni aldatmasın. İnsanların alkışı seni oyalamasın. Nefsinin arzuları seni uyutmasın. Çünkü kurtuluşun yolu bellidir:
فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ
Sen Allah’ı anarsan, O da seni anar.