وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اَرِن۪ي كَيْفَ تُحْيِ الْمَوْتٰىۜ قَالَ اَوَلَمْ تُؤْمِنْۜ قَالَ بَلٰى وَلٰكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْب۪يۜ قَالَ فَخُذْ اَرْبَعَةً مِنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ اِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلٰى كُلِّ جَبَلٍ مِنْهُنَّ جُزْءًا ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْت۪ينَكَ سَعْيًاۜ وَاعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟
Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Bakara Sûresi(2) 260. Ayet
Beyzavî’nin beyanına göre bu ayette geçen dört kuş, insan nefsindeki bazı kötü sıfatlara işaret eder.
- Tavus Kuşu – Gösteriş ve Süslenme Sevdası
Nefis, kendini beğendirmek ister. Beğenilmek, alkışlanmak, övülmek hoşuna gider. Amelleri bile bazen Allah için değil, insanların takdiri için yapmak ister. İşte tavusun renkli tüyleri gibi bu gösteriş arzusu kırılmadıkça ihlâs doğmaz. - Horoz – Öfke ve Sertlik
Nefis çabuk kabarır. En küçük bir sözde kızar, tartışır, üstün gelmek ister. Kibirle karışan bu sertlik insanı kırar, ilişkileri bozar. Bu horoz tabiatı terbiye edilmezse insan, haklı olsa bile haksız duruma düşer. - Karga – Alçaklık ve Bitmeyen Kuruntular
Nefis çoğu zaman küçük menfaatlerin peşinde koşar. Dünya için uzun uzun planlar kurar, bitmeyen emeller üretir. Tıpkı karganın leş araması gibi, yüksek hedefleri bırakıp basit menfaatlere takılır. - Güvercin – Yüksekten Uçma Sevdası
Nefis bazen de kendini başkalarından üstün görür. “Ben daha iyiyim, ben daha üstünüm” duygusu insana fark ettirmeden yerleşir. Bu gizli gurur, insanın kalbini kirletir.
Nefsini diriltmek isteyen kişi, önce bu dört sıfatı öldürmeli; sonra onları terbiye etmelidir. Gösteriş ihlâsa, öfke hilme, dünya hırsı kanaate, gurur ise tevazuya dönüşürse; daha önce insanı hevaya sürükleyen duygular bu defa aklın ve şeriatın emrine girer ve hakka hizmet eden kuvveler hâline gelir.