Nisa Suresi’nin 100. ayetinde Rabbimiz şöyle buyurur:
وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِهِ مُهَاجِرًا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ
“Kim evinden Allah’a ve Resulüne hicret etmek üzere çıkar da sonra ölüm onu yakalarsa, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a ait olur.” (Nisâ, 100)
Bu ayet, Cündeb İbni Damre hakkında nazil olmuştur. Hicret emredildiğinde ve hicret etmeyenler ayetlerle uyarıldığında, çok yaşlı olan bu sahabi oğullarına şöyle demiştir: “Beni bir sedyeye koyun ve Medine’ye götürün. Çünkü ben hicrete gücü yetmeyenlerden değilim. Allah’a yemin olsun ki bu gece Mekke’de kalmayacağım.” Bunun üzerine oğulları onu sedyeye koyup Medine’ye doğru yola çıkardılar. Ancak bu yaşlı sahabi Medine’ye ulaşamadan yolda vefat etti.
Bu haber Mekke’deki müşriklere ulaşınca alay ederek: “Cündeb umduğuna ulaşamadı, hicretini tamamlayamadı.” dediler. Medine’deki bazı sahabeler ise üzüntüyle: “Keşke Medine’ye ulaşabilseydi de hicret sevabını alsaydı.” dediler. İşte bunun üzerine Allah Teâlâ bu ayeti indirdi ve Cündeb’in hicret sevabını tam olarak aldığını haber verdi.
Âlimler bu ayetten şu büyük hakikati çıkarmışlardır: Bir kimse Allah için bir amele niyet eder ve o yolda yürür de, sonra onu tamamlayamadan ölürse; Allah o amelin sevabını yine ona yazar. Mesela bir kimse Kur’an’ı ezberlemek için yola çıksa fakat ömrü yetmeyip hafızlığını tamamlayamadan vefat etse, Allah o niyet ve gayret sebebiyle ona hafızlık sevabını ihsan eder. Çünkü Allah katında değerli olan sadece sonuca ulaşmak değil, Allah rızası için o yolda yürümektir.
Yine mesela bir kimse ilim öğrenmek için yola çıksa, kitaplar açsa, derslere başlasa; fakat ömrü vefa etmeyip bu ilmi tamamlayamadan vefat etse, Allah onun niyetini ve gayretini görür ve o ilmin sevabını ona ihsan eder.
Bir kimse Allah yolunda bir cami yaptırmak niyetiyle işe başlasa, temelini atsa veya o niyetle malını hazırlasa; fakat bina tamamlanmadan ölüm gelip onu yakalasa, Allah o niyeti ve gayreti sebebiyle ona cami sevabını yazabilir.
Bir başkası hacca gitmek için niyet etse, hazırlık yapsa, yola çıksa; fakat yolda vefat etse, Allah katında o kimse hac sevabını alır.
Yine bir kimse Allah yolunda hizmet etmeye niyet etse, insanlara Kur’ân’ı öğretmeye, hayra vesile olmaya çalışsa; fakat ömrü o hizmeti tamamlamaya yetmese, Allah onun niyetini ve yönelişini görür ve o hizmetin sevabını ona ihsan eder.
Çünkü Allah katında asıl kıymetli olan sadece işin sonuna ulaşmak değildir; Allah rızası için o yola girmek, o niyetle yürümek ve o istikamette can vermektir.
Demek ki asıl mesele, bir işi bitirmek değil; Allah’ın razı olduğu bir yolda bulunurken ölmektir. İnsan o yolun başında da olsa, ortasında da olsa, yeter ki Allah için o istikamette yürüsün. Çünkü Allah niyete ve istikamete bakar.
Cenab-ı Hak bizleri razı olduğu ameller üzerinde yaşayan ve o ameller üzere can veren kullarından eylesin. O amellerin mükâfatını da bizlere Cennet eylesin. Âmin.