Vücuttaki Kusursuz Uyarı Sistemi
İnsan, gün boyunca cildiyle temas eden sayısız şeyle beraber yaşar. Elbisesi bedenine değer, saati bileğine temas eder, koltuk vücuduna basınç uygular, gece yorganı tenini örter. Fakat insan bütün bu temasları her an sürekli hissetmez. Eğer hissetseydi, hayat büyük bir rahatsızlığa dönüşürdü.

Derinin Alışma Mekanizması
İnsan derisindeki duyu alıcıları, sürekli devam eden ve tehlike taşımayan temaslara bir süre sonra alışır. İlk anda beyne sinyal gönderirler; fakat temas aynı şekilde devam ederse bu sinyaller zamanla azalır. Böylece insan, üzerindeki elbiseyi, bileğindeki saati veya oturduğu koltuğu her saniye hissetmez. Bu hadiseye duyusal uyum denir.
Büyük Bir Rahmet
Bu sistem olmasaydı, insan için giyinmek bile büyük bir eziyet hâline gelirdi. Çorabının bileğini sardığını, gömleğinin derisine temas ettiğini, saatin bileğinde durduğunu, yorganın vücuduna değdiğini sürekli hissederdi. Dikkati hep bu temaslara takılır, rahat oturamaz, huzurla uyuyamaz, sağlıklı şekilde dinlenemezdi.
Hissetmek de Nimet, Hissetmemek de Nimet
Burada çok ince bir hakikat vardır: İnsan gerektiğinde hisseder; fakat sürekli ve zararsız temaslara karşı bir süre sonra o hissi unutur. Yani hissetmek nasıl büyük bir nimetse, bazı hislerin zamanla azalması da aynı şekilde büyük bir nimettir. Çünkü hayatın rahatlığı, sadece duymakla, görmekle, dokunmakla değil; bazen fazla uyarıların susturulmasıyla da mümkündür.
İnsan Bu Fiile Sahip Çıkabilir mi?
Şimdi düşünelim: İnsan bu hissetme fiiline gerçekten sahiplik iddiasında bulunabilir mi? Derisindeki alıcıları kendisi mi yerleştirmiştir? Hangi temasın önemli, hangisinin önemsiz olduğunu kendisi mi belirlemektedir? Beyne hangi sinyalin gönderileceğini, hangisinin zamanla azaltılacağını insan mı ayarlamaktadır? Vücut ne zaman hissedecek, ne zaman alışacak, ne zaman alarm verecek; bütün bu ince ölçüyü insan mı idare etmektedir?
Fiilin Hakiki Faili
İnsan sadece temas eder, dokunur, elbiseyi giyer, yorganı üzerine çeker. Fakat hissetme fiilini de, hisse alışma sistemini de yaratan Allah’tır. Deriyi yaratan O’dur. Duyu alıcılarını vazifelendiren O’dur. Sinirleri çalıştıran, beyne mesaj gönderten, gereksiz sinyalleri zamanla azaltan ve insanı rahatsızlıktan koruyan O’dur.
Kısacası vücuttaki bu alışma mekanizması, sıradan bir biyolojik ayrıntı değildir. İnsanın huzurlu yaşaması için kurulmuş hikmetli bir sistemdir. İnsan “hissediyorum” der; fakat ne hissetmenin bütün şartlarına sahiptir, ne de hislerin ne zaman azalacağını kendisi belirler. Bu kadar ince ölçü, ilim, hikmet, kudret ve rahmet ister. Hissetme fiilinin de, hisse alışma nimetinin de hakiki faili Allah’tır.