Bir İğne Ustasız, Bir Harf Kâtipsiz Olmaz… Peki Ya İnsan?
Küçük bir saray hükmündeki insan, şu kâinat ağacının en mükemmel meyvesi… Nasıl olur da sahipsiz kalır?
İğne ustasız, harf kâtipsiz olmazken insanın tesadüfen var olduğunu söylemek, akla değil kör bir inkâra dayanır. “İnsan, zerrelerin birleşmesinden meydana gelmiş konuşan bir hayvandır” diyen inkârcılar, bir an kendi vücutlarına insafla baksalar belki utanırlar. Bir Yaratıcı’yı inkâr etmekle neleri kabul ettiklerini fark etseler, ne kadar saçma bir fikre inandıklarına hayret ederler.
Şimdi soruyoruz:
1. Atomlar görmüyor. Peki nasıl oluyor da el, ayak, kalp gibi organları yapıyorlar?
2. Atomlar dünya şartlarından haberdar değil. Peki nasıl oluyor da dünyanın şartlarına göre organ inşa ediyorlar?
Hiç güneş görmemiş bir zerre, nasıl güneşi görecek bir göz yapar?
Hiç ses duymamış bir zerre, nasıl sesi işitecek bir kulak yapar?
Hiç tat almamış bir zerre, nasıl tat alan bir dil yapar?
3. Atomların kalıbı yok. Peki nasıl oluyor da bir kalıptan çıkmışçasına mükemmel organlar meydana getiriyorlar?
4. Her biri yaratılış harikası olan bu organları, vücudun en uygun yerine nasıl yerleştiriyorlar?
5. Bir vücudun ihtiyacı olan organların sayısını nasıl belirliyorlar?
Karar sizin:
Tüm bu faaliyetler; sonsuz bir hayat, ilim, irade ve kudret ile mümkündür. Yoksa bu sıfatları, hayatı, ilmi, iradesi ve kudreti olmayan atomlara mı vereceksiniz?
Yol iki:
-
Ya atomlar sonsuz ilim, irade ve kudret sahibidir dersiniz (ki bu imkânsızdır),
-
Ya da atomlar, sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi olan Allah’ın vazifeli memurlarıdır, sadece birer sebeptir dersiniz.
Karar sizin.