Normal bir insanın 32 dişi vardır. Bu dişler hem birbirine benzer hem de belirli bir hikmetle farklılaşır. Mesela üst çenenin sol tarafında; üç benzer diş, ardından iki benzer diş, sonra farklı bir diş ve tekrar iki benzer diş bulunur.
Yani diziliş 3212 şeklindedir. Aynı düzen üst sağda da vardır. Alt çene de aynı sistemle yaratılmıştır.
Neticede bütün ağızda mükemmel bir simetri ve düzen hâkimdir:
3212 – 2123
3212 – 2123.
Şimdi düşünelim: Bu düzen sadece bir insanda değil, milyarlarca insanda aynı şekilde bulunmaktadır. Eğer bu diziliş tesadüfün eseri olsaydı veya farklı sebeplerin karışmasıyla meydana gelseydi, bu kadar kusursuz bir birlik ve tekrar mümkün olur muydu? Elbette olmazdı. Çünkü birlik, ancak birden çıkar.
Bir de hayvanlara bakalım… Yırtıcı hayvanların dişleri uzun, sivri ve parçalamaya uygun; ot yiyenlerin dişleri ise kısa, geniş ve öğütmeye elverişlidir. Eğer bu sistem ters olsaydı, ne yırtıcılar avlanabilir ne de otçullar beslenebilirdi. Demek ki diş ile gıda arasında tam bir uyum vardır.
Şimdi önümüzde üç ihtimal var:
- Ya gıdaya göre dişler şekil aldı,
- ya dişlere göre hayvan gıdasını aradı,
- ya da hem dişi hem gıdayı yaratan Allah, her canlıya fıtratına uygun olanı verdi.
Ey nefsim! Bu üç ihtimalden hangisi akla daha uygundur?
Bu kadar hassas uyumu tesadüfe vermek mi, yoksa her şeyi bilen ve hikmetle yaratan bir kudreti kabul etmek mi?