Elimize bir zar alıp attığımızda, o zarın 4 gelme ihtimali altıda birdir.
İki zarı aynı anda atsak, ikisinin de 4 gelme ihtimali 36’da birdir.
Aynı iki zarı iki defa üst üste atıp her defasında ikisinin de 4 gelmesini beklesek, ihtimal 1.296’da bire düşer.
Dört defa peş peşe attığımızda ise iki zarın her defasında 4 gelme ihtimali 1.679.616’da birdir.
Şimdi düşünelim: İki zarın dört defa peş peşe aynı neticeyi vermesi bu kadar düşük bir ihtimal ise, insan vücudunda bulunan 206 kemiğin birbirine tam uygun şekilde dizilmesi acaba kaçta kaç ihtimaldir?
Faraza bütün kemiklerin tesadüfen meydana geldiğini kabul edelim. Sonra bu kemikleri alıp bir torbaya koyalım. Her defasında bir kemik çekelim ve insan iskeletini doğru sırayla kurmaya çalışalım. Yanlış bir kemik çektiğimizde de o ana kadar doğru çektiğimiz kemikleri tekrar torbaya atıp baştan başlayalım.
Acaba 206 kemiği, yerli yerinde ve vazifesine uygun şekilde doğru dizme ihtimalimiz kaçta kaçtır?
Bu ihtimal, trilyonlarla bile ifade edilemeyecek kadar düşüktür. Üstelik dikkat edelim: Biz bu hesabı, kemiklerin zaten var olduğunu kabul ederek yaptık. Bir de o kemiklerin şeklinin, ölçüsünün, eklem yerlerinin, sertliğinin, vazifesinin ve birbirine uygunluğunun tesadüfen meydana gelmesini hesaba katsak ne olur?
Dahası, bu sadece bir insan için geçerli değildir. Her insan aynı temel kemik düzeniyle yaratılır. Buna bütün insanları, sonra bütün hayvanları, sonra her canlının kendine mahsus iskelet düzenini eklediğimizde, artık ihtimal hesabı çöker.
İşte ey inkârda ısrar eden insan! Allah’ı inkâr ettiğinde, aslında aklın kabul edemeyeceği kadar imkânsız ihtimalleri kabul etmek zorunda kalıyorsun. Basit bir zar hesabında bile tesadüfe güvenemezken, insan bedenindeki bu muhteşem nizamı kör tesadüfe vermek akıl işi midir?
Bu düzen tesadüfün değil, ilmin eseridir. Bu intizam kör kuvvetin değil, sonsuz kudretin mührüdür.