Dilerseniz şimdilik diğer lügatleri bir kenara bırakalım ve sadece insan lügatine bakalım. Bu lügattaki bir kelimeye: İnsan yüzüne.
İnsan yüzünde kullanılan malzeme son derece basit ve sadedir: Bir deri, bir çift göz, biraz da kıl. Buna rağmen o yüzde muhteşem bir güzellik vardır.
İki aylık bir bebeğin yüzünde, bu sadelik ve basitlik içinde böyle güzel bir yüzün yaratılabileceğini, eğer görmeseydiniz ihtimal verebilir miydiniz?
Her Yüz Ayrı Bir Mucize
Bir insan için bir yüz çizdikten sonra, ikincisi için başka bir yüz çizmek, en az ilki kadar imkânsızdır. Aynı unsurları kullanıp her birine ayrı bir sima çizmenin zorluğunu ünlü Fransız ressam Henri Matisse şöyle anlatır:
“Bir ressam için gül resmi çizmek kadar zor bir iş yoktur. Çünkü daha önce çizilmiş bütün gül resimlerini bir kenara bırakıp öylece çizmesi gerekir.”
İnsanın yüzü basit bir portreden ibaret değildir. Oraya yerleştirilen her bir azanın, sınırsız bir bilgiye ihtiyaç gösteren fonksiyonları vardır. Bütün bunları bir kenara bıraksak bile:
Bu yüzde; tebessüm, endişe, sevinç, korku, kahkaha gibi yüzlerce manayı dile getirmek, yüzü yaratmak kadar imkânsız değil midir?
Okyanusu bir bardağa doldurmak ne kadar zorsa, insanın ruhunu simada temsil etmek de o kadar zordur. Müminin siması ruhu gibi aydınlık, kâfirin siması ise ruhu gibi karanlıktır.
Bir Heykeltıraş Yıllarca Uğraşırken…
Bir heykeltıraş, basit bir heykele simetri verebilmek için bazen yıllarca çalışır. Buna mukabil, saniyede dört insan ve her gün üç yüz elli bin insan son derece kolaylıkla yaratılıyor. Her birine farklı bir yüz veriliyor.
Şimdi soruyoruz:
Birbirinden farklı bu yüzlerin yaratıcısı kim?
En basit maddelerden bir sanat harikası yapıp akılları hayrete düşüren bu sanatkâr kim?
O yüzde sayısız manayı ifade eden kim?
Her ferdine farklı bir yüz veren kim?
O yüzdeki cihazlara mükemmel işler yaptıran kim?
Göze görmeyi, burna koklamayı, dile tatmayı, kulağa işitmeyi öğreten kim?
Cevapların Tek Adresi:
Bütün bu “kim”lerin tek bir cevabı vardır: Musavvir olan Allah!
Evet, insan yüzü gibi; yağmur damlasından kar tanesine, papatyadan karanfile, parmak izinden göz bebeğine, karıncalardan semanın yıldızlarına, zerrelerden galaksilere kadar her bir varlık, kendine mahsus bir suret ve şekil ile yaratılmaktadır.
Her mahluka farklı bir suret verilmesi ve o mahlukun kendi cinsinin hiçbir ferdine benzememesi ispat eder ki:
Cenab-ı Hak vardır ve birdir. İlmi nihayetsiz, kudreti sonsuz, iradesi kayıtsızdır. Karar sizin.