Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi

Ağustos 23, 2026

Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak

Ağustos 23, 2026

Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır.

Ağustos 22, 2026

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazar, Ağustos 23
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»Risale-i Nur Kavramlar
Risale-i Nur Kavramlar

Cemal-i İlahi denildiğinde ne anlamalıyız?

45 0
By Nur Divanı on Ocak 5, 2026 Risale-i Nur Kavramlar

Cemal-i İlahi, Allah’ın Zâtının güzelliği demektir. Ancak bizler bu güzelliğin mahiyetini idrakten âciziz. Zira Allahu Teâlâ maddeden mücerred, cisimden, mekandan, zamandan münezzehtir; insan ise maddeyle kaim ve cisimle mevcut, mekan ve zamanın içinde bir mahluktur. Maddeyle kayıtlı olan insan aklı, maddeden mücerred bir hakikati hakkıyla kavrayamaz.

Hakikat-i mutlaka, mukayyet enzar ile ihata edilmez. Yirmi Beşinci Söz

Aklına fikrine hayaline ne gelirse gelsin hepsi mahluk olacağından Halık’ın zatını düşünmek insanı dalalete atar. Çnkü insan bilmediğini bildiğine kıyas eden bir varlıktır. Akıllla onu idrek edemez fehimler onun künhüne ulaşamaz.  Bu sebeple, maddeden ve cisimden münezzeh olan Allah’ın Zâtî güzelliğini tasavvur etmek, mahiyetini kavramaya çalışmak insan için mümkün değildir. Böyle bir teşebbüs, aklın hududunu aşmak olur ve insanı teşbihe, hayale ve dalâlete sürükler.

Bu noktada ölçü çok mühimdir ve Risale-i Nur’un çizdiği sınır tam olarak budur:

Cemâl-i İlâhî denildiğinde, Allah’ın Zâtının nasıl bir güzelliğe sahip olduğunu tasavvur etmeye çalışmak değil, Esmâü’l-Hüsnâ’nın kâinatta tecelli eden güzelliklerini anlamak ve okumak kastedilir.

Yani bizim için doğru ve selâmetli yol şudur: Cemâl-i İlâhî = Esmâü’l-Hüsnâ’nın tecellilerindeki hüsün ve cemal. Bu sınır aşılmamalıdır.

Çünkü: Allah’ın Zâtı Vacibu’l-Vücuddur, mahlûkat mümkünü’l-vücuddur. Mümkün olanın, vacip olan Zât’ın mahiyetini tasavvur etmesi imkânsızdır.

Zâtın güzelliğini tasvir etmeye çalışmak, “nasıl?” sorusunu sormak, hayal ve temsil aramak teşbih ve dalâlet kapısını açar. Bu sebeple Ehl-i Sünnet ve Risale-i Nur mesleği der ki: Zât hakkında tefekkür yoktur, Esmâ ve fiiller hakkında tefekkür vardır. Peki bunu nasıl yapacağız?

Nasıl ki işlenmiş bir eserin güzelliği, işlemesinin güzelliğine ve işlemek güzelliği, ustalığın o sanattan gelen unvanının güzelliğine ve ustadaki sanatkârlık unvanının güzelliği, o sanatkârın o sanata ait sıfatının güzelliğine ve sıfatının güzelliği, kabiliyet ve istidadının güzelliğine ve kabiliyetinin güzelliği, zatının ve hakikatinin güzelliğine derece-i bedahette gayet kat’î bir surette delâlet ettiği gibi… Altıncı Mertebe-i Nuriye-i Hasbiye/ Dördüncü şua

Nasıl ki işlenmiş bir eserdeki güzellik, doğrudan doğruya işlemenin güzelliğine delâlet eder; işlemedeki bu güzellik ise ustalığın ve sanatkârlık unvanının güzelliğini gösterir. Sanatkârlık unvanındaki kemal, o sanatkârın sanata ait sıfatının güzelliğine işaret eder. Sıfattaki bu güzellik, sanatkârın kabiliyet ve istidadındaki kemali gösterir. Kabiliyetteki kemal ve güzellik ise, nihayet o sanatkârın zatının ve hakikatinin kemaline ve güzelliğine apaçık ve kat’î bir surette delâlet eder.

Yani eserdeki hüsün, silsile hâlinde: Fiile → unvana → sıfata → kabiliyete → zata çıkar. Bu bir vehim değil, bedihî bir akıl yürütmedir. Çünkü kusursuz bir fiil, noksan bir sıfattan; mükemmel bir sanat, kabiliyetsiz bir zattan sudûr etmez.

İşte bu ölçüyle bakıldığında, kâinatta görünen bütün hüsün ve cemal; fiillerden isimlere, isimlerden sıfatlara ve sıfatlardan da Zât-ı Akdes’in kemaline delâlet eder. Ancak bu delâlet, tasavvur ve teşbih için değil, iman ve teslim içindir. Zâtın mahiyetini düşünmeye değil; Esmâ ve fiillerde tecelli eden güzellikleri okumaya davet eder. Bu çizgi muhafaza edildiğinde akıl selâmette, iman istikamettedir

Nurun gelmesi elbette nuraniden ve vücud vermesi her halde mevcuddan ve ihsan ise gınadan ve sehavet ise servetten ve talim ilimden gelmesi bedihî olduğu gibi hüsün vermek dahi hasenden ve güzelleştirmek güzelden ve cemal vermek cemilden olabilir, başka olamaz.

İşte bu hakikate binaen iman ederiz ki: Bu kâinattaki görünen bütün güzellikler öyle bir güzelden geliyor ki bu mütemadiyen değişen ve tazelenen kâinat, bütün mevcudatıyla âyinedarlık dilleriyle, o güzelin cemalini tavsif ve tarif eder. Altıncı Mertebe-i Nuriye-i Hasbiye/ Dördüncü şua

Nasıl ki nur, karanlıktan doğmaz; ihsan, fakirlikten çıkmaz; ilim, cehaletten fışkırmaz… Aynen öyle de güzellik çirkinlikten gelmez, cemal noksandan doğmaz. Güzel, ancak güzeli verir; cemal, ancak Cemîl’den tecelli eder.

İşte bu yüzden, kâinatta gördüğümüz her letafet, her zarafet, her ince hüsün; rastgele bir süs değil, ezelî bir güzelliğin sessiz haberidir. Durmadan değişen, her an tazelenen bu âlem; çiçeğiyle, yüzüyle, rengiyle, manasıyla O Cemîl’in cemalini anlatan canlı aynalarla doludur.

Her varlık, kendi diliyle fısıldar: “Ben güzelim, çünkü beni güzel olan var etti.”

Bütün maddî güzellikler, kendi hakikatlerinin ve manalarının manevî güzelliklerinden ileri geliyor. Ve hakikatleri ise esma-i İlahiyeden feyz alırlar ve onların bir nevi gölgeleridir. Ve bu hakikat, Risale-i Nur’da kat’î ispat edilmiştir.

Demek, bu kâinatta bulunan bütün güzelliklerin envaı ve çeşitleri, âlem-i gayb arkasında tecelli eden ve kusurdan mukaddes, maddeden mücerred bir cemalin esma vasıtasıyla cilveleri ve işaretleri ve emaratlarıdır. Fakat nasıl ki Vâcibü’l-vücud’un Zat-ı Akdes’i, başkalara hiçbir cihette benzemez ve sıfatları mümkinatın sıfatlarından hadsiz derece yüksektir. Öyle de onun kudsî cemali, mümkinatın ve mahlukatın hüsünlerine benzemez, hadsiz derecede daha âlîdir.

Evet, koca cennet bütün hüsün ve cemaliyle bir cilvesi bulunan ve bir saat müşahedesi ehl-i cennete, cenneti unutturan bir cemal-i sermedî, elbette nihayeti ve şebihi ve naziri ve misli olamaz.

Malûmdur ki her şeyin hüsnü, kendine göredir hem binler tarzda bulunur ve nevilerin ihtilafı gibi güzellikleri de ayrı ayrıdır. Mesela göz ile hissedilen bir güzellik, kulak ile hissedilen bir hüsün bir olmaması ve akıl ile fehmedilen bir hüsn-ü aklî, ağız ile zevk edilen bir hüsn-ü taam bir olmadığı gibi; kalp, ruh vesair zahirî ve bâtınî duyguların istihsan ettikleri ve güzel hissettikleri güzellikler, onların ihtilafı gibi muhteliftir.

Mesela, imanın güzelliği ve hakikatin güzelliği ve nurun hüsnü ve çiçeğin hüsnü ve ruhun cemali ve suretin cemali ve şefkatin güzelliği ve adaletin güzelliği ve merhametin hüsnü ve hikmetin hüsnü ayrı ayrı oldukları gibi Cemil-i Zülcelal’in nihayet derecede güzel olan esma-i hüsnasının güzellikleri dahi ayrı ayrı olduğundan, mevcudatta bulunan hüsünler ayrı ayrı düşmüş.

Eğer Cemil-i Zülcelal’in esmasındaki hüsünlerin mevcudat âyinelerinde bir cilvesini müşahede etmek istersen, zeminin yüzünü bir küçük bahçe gibi temaşa edecek bir geniş, hayalî göz ile bak ve hem bil ki rahmaniyet, rahîmiyet, hakîmiyet, âdiliyet gibi tabirler, Cenab-ı Hakk’ın hem isim hem fiil hem sıfat hem şe’nlerine işaret ederler. Altıncı Mertebe-i Nuriye-i Hasbiye/ Dördüncü şua

Bütün maddî güzellikler, kendi mânâlarının taşıdığı manevî güzelliklerden süzülüp gelir. O mânâlar Esmâ-i İlâhiyeden feyz alır; görünen her hüsün, o esmânın yeryüzüne düşen bir gölgesidir.

Bu kâinatta rastladığımız her çeşit güzellik, gaybın arkasında tecelli eden, kusurdan münezzeh ve maddeden mücerred kudsî bir cemalin esmâ vasıtasıyla bize uzanan işaretleridir. Fakat nasıl ki Vacibu’l-Vücud’un Zâtı hiçbir şeye benzemezse, O’nun cemali de mahlûkatın güzelliğine benzemez; hadsiz derecede daha yücedir. Hatta bütün cennet, bütün ihtişamıyla, o Cemal-i Sermedî’nin bir tek cilvesidir.

Güzellikler tek renk değildir; göz başka bir hüsün görür, kalp başka bir cemal hisseder. İmanın, merhametin, adaletin ve hikmetin güzelliği ayrı ayrı tecelli eder. Çünkü Cemîl-i Zülcelâl’in Esmâ-i Hüsnâsı da ayrı ayrı güzellikler taşır.

Yeryüzüne geniş bir nazarla bakarsak; her varlık, kendi diliyle o Cemal’in adını fısıldayan bir ayna olduğunu bize söyler.

Biz: Rahmâniyetin güzelliğini rızıkta, Rahîmiyetin güzelliğini şefkatte, Hakîmiyetin güzelliğini hikmette, Adliyetin güzelliğini denge ve mizanlarda, Kerem ve Cemal’i ihsan ve ikramlarda okuruz.

Ama: “Allah’ın Zâtı nasıl güzeldir?” “O güzellik neye benzer?” gibi sorular aklın haddini aşmasıdır. Üstad’ın çizdiği net ölçü şudur: Esmâ’nın cilvesi görülür, Zât’ın keyfiyeti düşünülmez. Bu hem: Tevhidi korur, hem teşbihi önler, hem de insanı dalâletten muhafaza eder.

Cemal-i İlahi

📥 PDF İndir
Cemal-i İlahi
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki KonuVacibu’l-vücud nedir?
Sonraki Konu Kemal-i Rabbanî nedir?
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Risale-i Nur Kavramlar içerikleri
  • Acizlik nedir?
  • Fakirlik nedir?
  • Vahidiyet ve Ehadiyet Nedir?
  • Rububiyet nedir?
  • Bürhan-ı Limmî ve Bürhan-ı İnnî nedir?
  • Vacibu’l-vücud nedir?
  • Cemal-i İlahi denildiğinde ne anlamalıyız?
  • Kemal-i Rabbanî nedir?
  • Kemâl-i İntizam ve Kemâl-i Mizan
  • Adem-i Kabul ve Kabul-ü Adem Nedir?
  • Mana-yı harfî ve mana-yı ismî ne demek?
  • Şuunat-ı İlahîye Nedir?
  • İnsanın mahiyetinin cami olması ne demektir?
  • İnsanın ilâhî isimlere en câmi ayna olması
  • İbda’ ve İnşa nedir?
  • Yetmiş bin perde tabiri nedir?
  • Mübâşeretsiz ve Muâlecesiz Yaratma ne demektir?
  • “Şiddet-i Zuhur” ne demektir?
  • Kudret-i İlâhiye zâtiyedir
  • Madde ezeli midir?
  • Mazhar – Ma’kes / Masdar – Menba nedir?
  • Vasıfla ittisaf arasında fark vardır
  • Kesret ve vahdet nedir?
  • Kâinat Mef’uldür; Öyleyse Faili Vardır
  • Cüz-Küll, Cüzi-Külli kavramları
  • Cüz-i İrade ve Cüz-i İhtiyarî ne demektir?
  • “İstidat” ve “Kabiliyet” ne demektir?
  • Emr-i İtibarî ile Emr-i Nisbî ne demektir?
  • İbadet ve Ubudiyet Arasındaki Fark
  • Latife-i Rabbaniye nedir?
  • Mülk ve Melekût Nedir?
  • Şeriat-ı fıtrîye ne demektir?
  • Mana-yı harfî, kasdî hükümlere mahkûm-u aleyh olamaz.
  • Bu’diyet ve Kurbiyet ne demektir?
  • Tesadüf bir açıklama mı, yoksa kaçış mı?
  • Tevhid ile bütün eşyayı, Vâhid-i Ehad’e isnad etmediğin takdirde…
  • Risale-i Nur’da Geçen Arapça İbareler
  • İnkılâb-ı hakaik muhaldir ne demek?
  • Hakimâne tabiri
  • Alimâne tabiri
  • Rahimâne tabiri
  • Teshir nedir?
  • Tedbir nedir?
  • Tedvir nedir?
  • Tanzim nedir?
  • Tanzif nedir?
  • Tavzif nedir?
  • Kalp nedir?
  • Vicdan nedir?
  • Nefis nedir?
Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.
Son Yazılar
  • Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi Ağustos 23, 2026
  • Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak Ağustos 23, 2026
  • Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır. Ağustos 22, 2026
  • Onuncu Deva Ağustos 18, 2026
  • Üçüncü Hastalık: “Gurur”dur. Ağustos 14, 2026
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.