Close Menu
Nur Divanı
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?

Nisan 19, 2026

Kalp nedir?

Nisan 19, 2026

Hidayet-i İlahî, bir burak olup mü’minlere gönderilmiştir.

Nisan 19, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Nur Divanı
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazartesi, Nisan 20
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Nur Divanı
Ana Sayfa»Sorular- Cevaplar
Sorular- CevaplarRisale-i Nur Kavramlar

Madde Ezeli midir?

0
By Nur Divanı on Ocak 19, 2026 Sorular- Cevaplar, Risale-i Nur Kavramlar

Kadîm ve Ezeli demek; başlangıcı olmayan, varlığı boyunca değişmeyen, zatında, sıfatında ve hâllerinde hiçbir dönüşüm kabul etmeyen şey demektir. Oysa madde dediğimiz şey, baştan sona değişim içindedir. Atomundan galaksisine kadar her şey değişir, başkalaşır, doğar, çözülür ve yok olur. Böyle bir şeye “kadîm” demek, açık bir çelişkidir.

Değişen hiçbir şey ezelî olamaz. Bu, tartışmalı bir görüş değil; aklın en temel kuralıdır. Ezelî demek; başlangıcı olmayan, değişmeyen, eskimeyen ve bozulmayan demektir.

Şimdi etrafımıza bakalım. Atomlar parçalanıyor, yıldızlar doğuyor ve sönüyor, canlılar geliyor ve gidiyor, her şey dönüşüyor. Değişen bir şeye “ezelî” demek, kelimenin içini boşaltmaktır. 1965’te keşfedilen Kozmik Mikrodalga Arka Plan, evrenin bir zamanlar çok sıcak ve yoğun olduğunu ve sonradan soğuyarak bugünkü hâline geldiğini kesin biçimde gösterir. Bu, evrenin ezelden beri aynı durumda olmadığını ve fiziksel bir başlangıç evresi yaşadığını ortaya koyar. Ezelî olan bir şey soğumaz; soğuyan şeyin mutlaka bir başlangıcı vardır.

“Madde hep vardı” diyenlere bir soru soralım: Madde dediğiniz şey mekânsız olabilir mi, şekilsiz olabilir mi, ölçüsüz olabilir mi, hareketsiz olabilir mi? Cevap bellidir: Hayır. Bunlardan biri yoksa, madde de yoktur. O hâlde madde dediğin şey, şekle, ölçüye, mekâna ve hâllere muhtaçtır. Muhtaç olan bir şey ise ezelî olamaz.

Madde, kendisini ayakta tutan hareket, sükûn, büyüklük, küçüklük, katılık ve sıvılık gibi hâllerle birlikte vardır. Bu hâller sonradan meydana gelir ve sürekli değişir. Değişen şeye hâdis denir. Şimdi soru şudur: Sıfatları ve hâlleri sonradan olan bir şeyin kendisi nasıl kadîm olabilir? Bu, aklen imkânsızdır.

Eğer madde kadîm olsaydı, sıfatlarının da kadîm olması gerekirdi. Ancak gözümüzün önünde şekiller değişmekte, atomlar çözülmekte, varlıklar doğup ölmekte­dir. Demek ki sıfatlar hâdis, hâller hâdis, sûretler hâdistir. Hâdis sıfatlara sahip olan bir şeyin kendisi de hâdistir.

Bilim, galaksilerin uzaklaşma hızını ölçerek evrenin geri doğru izlendiğinde sonlu bir geçmişte çok yoğun bir hâlde toplandığını göstermektedir. Bu hesaplamalar, evrenin yaşını yaklaşık 13,8 milyar yıl olarak vermektedir.  Yaşı olan bir şey ezelî olamaz; ezelî olan için “kaç yaşında?” sorusu sorulmaz. Bu sonuç felsefî değil, doğrudan ölçüme dayalı bilimsel bir bulgudur.

Bir de atom meselesi var. Atomun mutlaka bir mekânda bulunması gerekir.  Atomlar aynı deniliyor. Peki o zaman neden birinden insan, diğerinden taş, bir başkasından çiçek, bir diğerinden yıldız çıkıyor? Aynı malzemeden bu kadar farklı şey çıkıyorsa, ortada bilinçli bir tercih ve kasıt vardır.

Eğer madde ve sıfatları kadîm olsaydı, değişim olmazdı, oluş olmazdı, yeni şeyler meydana gelmezdi. O hâlde bu çeşitlilik, bu hareket, bu canlılık ve bu başkalaşma nereden gelmiştir? Değişmeyenden değişen çıkmaz.

Bu kâinat bilinçsiz, iradesiz ve mecburî bir varlıktan çıkmış olamaz. Çünkü kâinatta seçme vardır, ölçü vardır, denge vardır ve hikmet vardır. Bunlar ancak Fâil-i Muhtar ile açıklanabilir.

Madde kadîm değildir. Madde değiştiği için hâdistir. Kâinat sonradan yaratılmıştır. Bu yaratılış kasıt ve irade ile olmuştur. Öyleyse madde ezelî değildir; kâinat kendiliğinden değildir. Her şey, Fâil-i Muhtar olan Âlim-i Mutlak ve Kâdir-i Ezelî tarafından yoktan yaratılmıştır.

Ateistlerin maddeye ezeliyet vermesinin sebebi

Bu Bir Bilim Meselesi Değil, Zihinsel Bir Mecburiyettir

Ateistlerin maddeye ezeliyet vermesinin sebebi bilimsel bir zorunluluk değil, felsefî ve zihinsel bir mecburiyettir. Çünkü eğer madde ezelî değilse, bir Yaratıcıyı kabul etmek gerekir. Ateist düşünce ise en baştan “Yaratıcı yoktur” hükmünü koyar. Bu hüküm konulduktan sonra geriye iki ihtimal kalır: Ya madde ezelî olacak ya da her şey yoktan, kendiliğinden var olacaktır. Yoktan kendiliğinden var olmak aklen imkânsız olduğu için, ateist zihin maddeye ezeliyet vermek zorunda kalır. Bu bir ispat değil, bir kaçıştır.

Fail-i Muhtar’dan Kurtulma Çabası

Madde sonradan yaratılmış kabul edilseydi; irade, tercih ve kasıt zorunlu olurdu. Bu da Fail-i Muhtar demektir. Ateizm ise iradeyi, amacı ve hikmeti kabul etmez. Bu sebeple maddeyi başı olmayan, kendi kendine işleyen ve mecburî bir varlık gibi tasvir eder. Böylece yaratıcı fikrinden kurtulmaya çalışır.

“Niçin Var?” Sorusunu Susturma Yöntemi

Maddeye ezeliyet verilmesinin bir diğer sebebi de “Niçin var?” sorusunu susturmaktır. Ezelî kabul edilen bir şeye bu soru sorulmaz; cevabı hazırdır: “Hep vardı.” Bu cevap zihni rahatlatır ama aklı susturur. Oysa madde sonradan var olmuş denseydi, “Kim yaptı, niçin yaptı, nasıl yaptı?” soruları kaçınılmaz hâle gelirdi. Maddeye ezeliyet vermek, bu soruları baştan iptal etmenin bir yoludur.

Sorumluluktan Kaçış Kapısı

Bu mesele sadece felsefî değil, aynı zamanda ahlâkî ve psikolojiktir. Çünkü bir Yaratıcı kabul edildiğinde, O’nun koyduğu bir düzen, bir hesap ve bir sorumluluk da kabul edilmiş olur. Madde ezelî denildiğinde ise emir yoktur, yasak yoktur, hesap yoktur. Bu yüzden maddeye ezeliyet vermek, sorumluluktan kaçmanın da bir yoludur.

Bilim Burada Ateizmi Desteklemiyor

Üstelik bu görüş bilimle de desteklenmez. Modern bilim, evrenin bir başlangıcı olduğunu, zaman, mekân ve maddenin birlikte başladığını ve evrenin sürekli değiştiğini söylemektedir. Yani bilim ezelî madde fikrini değil, başlangıcı olan bir evreni göstermektedir. Buna rağmen ateist zihin bilime değil, ön kabule dayanır. O ön kabul şudur: “Tanrı yoktur.” Bu kabulden sonra geliştirilen her teori, bu ön kabule uydurulur.

Zorunlu Varlık Boşluğu Maddeyle Doldurulamaz

Felsefede mutlaka bir “zorunlu varlık” gerekir; var olmaması düşünülemeyen ve her şeyin dayandığı bir temel. Teizm bu temele Allah der. Ateizm ise bu boşluğu maddeyle doldurmaya çalışır. Ancak burada büyük bir çelişki vardır: Madde değişir, parçalanır ve yok olur. Değişen bir şey ise zorunlu olamaz.

Bu Bir Tercihtir, Delil Değil

Sonuç olarak, ateistler maddeye ezeliyet verdikleri için ateist değildir; ateist oldukları için maddeye ezeliyet verirler. Bu bir delil değil, bir pozisyon almadır. Bir ispat değil, bir kaçış noktasıdır. Maddeye ezeliyet vermek, aklî bir zorunluluk değil, ideolojik bir tercihtir.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki KonuKudret-i İlâhiye zâtiyedir
Sonraki Konu “Allah beni yaratırken, bana mı sordu?”

İlgili Konular

Risale-i Nur Kavramlar

Kalp nedir?

Sorular- Cevaplar

Kur’an’ın parça parça indirilişinin hikmeti

Sorular- Cevaplar

Allah zulmetmeye kadir midir?

Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Sorular- Cevaplar içerikleri
  • Şer ve musibetler neden var, Allah nasıl müsaade ediyor?
  • Allah bizim cennete ve cehenneme gireceğimizi biliyor neden bizi imtihan ediyor?
  • Cenâb-ı Hak Kendisinden Büyük Bir Mahlûk Yaratabilir mi?
  • Her şeyi Allah yarattı. Peki Allah’ı kim yarattı?
  • Kur’an’da Allah niçin biz diyor ben demiyor?
  • Allah’ın ibadetlerimize ne ihtiyacı var?
  • Cenâb-ı Hak Şu Kâinatı Yaratmadan Önce Ne Yapıyordu?
  • Kuran neden arapça indirildi?
  • Edison gibi insanlara cennet yok mu?
  • Neden Ebedi Cehennem?
  • Biz putperestleri eleştiriyoruz ama biz de Kabe’nin etrafında dönüyoruz.
  • Peygamberlerin hepsinin makamı aynıdır çok büyütüyorsunuz diyenlere…
  • Bir yaratıcıyı kabul ediyorum ama onun Allah olduğunu nereden bileyim?
  • Tanrı âlemi yarattı, kanunları koydu ve çekildi; sistem artık kendi kendine işliyor diyenlere…
  • Madde Ezeli midir?
  • “Allah beni yaratırken, bana mı sordu?”
  • “Allah kaderimi böyle yazmış, benim suçum ne?”
  • İnsan kaderin mahkûmu olmadığının diğer izahları:
  • Kader Değişir mi?
  • Kalblerin Mühürlenmesi: İlahi Takdir mi, İnsanın Tercihi mi?
  • İslam’ı hiç duymayan kişinin durumu nedir?
  • Ruhun varlığı inkar edilemez
  • Öldükten sonra dirileceksek neden ölüyoruz?
  • Tek atadan farklı ırklar nasıl ortaya çıktı?
  • Allah gökleri ve yeri neden altı günde yarattı?
  • “Allah ile kulun arasına kimse giremez” sözü nasıl anlaşılmalı?
  • Kalbim temiz demek kurtarır mı?
  • Kur’ân neden toptan olarak bir seferde indirilmemiştir?
  • Adem’in (a.s.) babası var mı?
  • “Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar” tabirini nasıl anlamalıyız?
  • Hıristiyan ve Yahudiler de cennete girecek mi?
  • La ilahe illallah demek yeterli mi?
  • Haşa “Allah egoist mi?” sorusuna cevaptır.
  • Eşit olmayan şartlarda ilâhî adalet nasıl işler?
  • Allah görüş mü değiştirdi? Yoksa biz mi yanlış anlıyoruz?
  • Tesadüf bir açıklama mı, yoksa kaçış mı?
  • Peygamberimiz (s.a.v) günahsızken neden bağışlanma dilerdi?
  • Peygamberimiz (s.a.v) neden çok evlilik yaptı?
  • Hz. Âişe (r.anha) validemiz kaç yaşında evlendi?
  • Namazdaki salât şirk mi, yoksa cehaletin ürünü mü?
  • Ya Hristiyan veya ateistler haklıysa?
  • Peygamberimiz (s.a.v.) namaz kılarken önünden geçen çocuğa niçin beddua etti?
  • Allah zulmetmeye kadir midir?
  • Kur’an’ın parça parça indirilişinin hikmeti

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Son Yazılar
  • Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?
  • Kalp nedir?
  • Hidayet-i İlahî, bir burak olup mü’minlere gönderilmiştir.
  • Müfessirler neden farklı konuşuyor?
  • اِنَّ ile hükmün tahkiki
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.