Kemâl-i Rabbânî, Allah’ın isim ve sıfatlarının mutlak kusursuzluğu ve bu kemâlde hiçbir sınır, kayıt ve eksikliğin bulunmamasıdır. Bu kemâl, yaratılmışlarda görülen geçici mükemmelliklere benzemez; ezelîdir, ebedîdir ve sonsuzdur.
Meselâ:
– İradesi mutlaktır; dilediğini dilediği anda diler, hiçbir güç o iradeye müdahale edemez.
– İlmi her şeyi ihata eder; olmuşu, olmakta olanı ve olacak olanı bir anda bilir, cehalet ona asla yaklaşamaz.
– Kudreti sınırsızdır; zerreden galaksilere kadar her şey O’nun emriyle vardır, acz O’na ilişemez.
– Basarı her şeyi kuşatır; karanlıklar, perdeler, mesafeler O’nun nazarına engel olamaz.
– Semi‘dir; fısıltıyı da duyar, sessizliği de.
– Haydır; hayatı zatındandır, ölümü düşünülmez.
– Kayyûmdur; her şeyi ayakta tutar, kendisi hiçbir şeye muhtaç değildir.
– Hakîmdir; yaptığı hiçbir işte abes ve israf yoktur.
– Adildir; zerre kadar haksızlık etmez. Herkese hakkettiğini verir.
– Rahmân ve Rahîmdir; rahmeti gazabını geçmiş, şefkati her şeyi kuşatmıştır.
– Kerîmdir; verirken eksiltmez, ihsan ederken fakirleşmez.
İşte bunlar gibi, Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının nihayetsiz ve kusursuz oluşu, O’nun Kemâl-i Rabbânîsidir.
İnsan ise sonludur; aklı sınırlıdır, idraki mahduttur. Bu sebeple insan, bu kemâli hakkıyla kuşatamaz, ancak iman eder ve tasdik eder. Bilir ki anlayamadığı bu sonsuzluk, onun aczinden; kemâlin büyüklüğü ise Rabbinin azametindendir.