Allahu Teâlâ’nın Vacibu’l-Vücud Olması Ne Demektir?
Vacibu’l-vücud, varlığı zorunlu, yokluğu imkânsız olan demektir. Bu kavram, Allah’ın varlığının tesadüfe, sebebe veya bir tercihe bağlı olmadığını; bizzat Zâtı gereği var olduğunu ifade etmek için kullanılır.
Varlık ve yokluğu birlikte düşündüğümüzde, vücud mertebeleri üçtür:
- Vacibu’l-vücud: Varlığı zatından gelen, yokluğu düşünülemeyen.
- Mümkünü’l-vücud: Varlığı ile yokluğu eşit olan; olması da olmaması da mümkün.
- Mümteni: Varlığı aklen imkânsız olan.

Mümkünü’l-Vücud Nedir? – Kitap Misali
Elimize bir kitap alalım. Bu kitabın var olması da mümkündür, hiç olmaması da. Yani mümkünü’l-vücuddur. Yazılabilirdi de yazılmayabilirdi de. Demek ki kitabın varlığı kendi zatından gelmiyor. Var olabilmesi için bir ilim, bir irade, bir tercih gerekiyor.
Yazar olmadan kitabın varlığıysa izah edilemez. Bir yazar, kitabın varlığını yokluğuna tercih ettiğinde kitap var oluyor. İşte kitap mümkün mertebesindeyken onun katibinin varlığı zorunlu oluyor.
Kitabın yazarsız olması ise mümtenidir; yani imkânsızdır.
Şimdi meseleyi büyütelim. Şu kâinatı ve içindeki her şeyi ele alalım: Olabilirdi, olmayabilirdi. Varlığı tercih edildi ve oldu. Kendi kendine var olamıyor. Varlığı için haricî bir sebebe muhtaç
Öyleyse: Kâinat ve içindeki herşey mümkünü’l-vücuddur. Her mümkünü’l-vücud, bir vacibu’l-vücudu iktiza eder. Yani: Varlığı zorunlu olmayan her şey, varlığı zorunlu olana dayanmak zorundadır.
İşte Allahu Teâlâ, Vacibu’l-Vücuddur: Varlığı kendindendir. Yokluğu muhaldir. Hiçbir şeye muhtaç değildir Kâinatın varlığını yokluğuna tercih eden, onu yoktan var eden O’dur.
Mümteni Olan Nedir? Bu âlemin: Sahipsiz olması, yaratıcısız bulunması, vacibu’l-vücud olmadan var olması mümtenidir — yani imkânsızdır.
Kâinatın Şehadeti; Mümkünü’l-vücud olan her şey, Vacibu’l-vücud olan Allah’ın varlığını haykırır. Var olması mümkün olan her şey, varlığı zorunlu olanı gösterir. Kâinat mümkündür; Allah ise Vacibu’l-Vücuddur.
Üstad Hazretleri de Otuzuncu Pencerede
“Mütekellimîn demişler ki: ‘İmkân, mütesâviyü’t-tarafeyndir. Yani, adem ve vücud, ikisi de müsavi olsa, bir tahsis edici, bir tercih edici, bir mûcid lâzımdır.’ ”
İmkân, mütesâviyü’t-tarafeyndir. Yani imkan dairesinde olan tüm mümkünlerin olmak veya olmamak gibi iki tarafı vardır ve ancak bir tahsis edici, bir tercih edici, bir mûcid ile (Vacibu’l-Vücud ile) varlık sahasına çıkabilirler.
Demek var olan herşey mümkünü vücud mertebesindedir. Artık bu mümkünlerin vücudunu gördükten sonra Vacibul Vücudu kabul etmek lazımdır. Kabul etmemek ise mümtenidir yani imkansızdır.

Vacibu’l-Vücud: “Vardır çünkü var olmak zorundadır.”
Mümkünü’l-Vücud: “Olabilirdi, olmayabilirdi; tercih edildi ve oldu.”
Mümteni:“Olması düşünülemez.”
Varlık Mertebeleri – Kâinattaki Varlıklar Üzerinden
|
Mümkünü’l-Vücud Olabilirdi / olmayabilirdi) |
Vacibu’l-Vücud (Varlığı zorunlu) |
Mümteni (Olması imkânsız) |
|---|---|---|
| İnsan | İnsanı yaratan Allah | İnsanın yaratıcısız olması |
| Cin | Cinni yaratan Allah | Cin’in yaratıcısız olması |
| Melek | Melekleri yaratan Allah | Meleğin yaratıcısız olması |
| Hayvan | Hayvanları yaratan Allah | Hayvanın sahipsiz olması |
| Nebatat (bitkiler) | Bitkileri yaratan Allah | Nebatatın kendiliğinden olması |
| Cemadat (cansızlar) | Cemadatı yaratan Allah | Cansızların tesadüfen olması |
| Arş | Arşı yaratan Allah | Arşın yaratıcısız olması |
| Kâinat (bütün âlem) | Kâinatın yaratıcısı Allah | Kâinatın yaratıcısız olması |