“Ateşin dumana olan delaleti gibi, müessirden esere yapılan istidlâle ‘bürhan-ı limmî’ denildiği gibi; dumanın ateşe olan delaleti gibi, eserden müessire olan istidlâle de ‘bürhan-ı innî’ denir. Bürhan-ı innî, şübhelerden daha sâlimdir.”
1️– Bürhan-ı Limmî
Müessirden esere, yani sebepten neticeye gidilerek yapılan istidlâldir.
- “Madem Allah Alîm, Hakîm ve Kadîrdir, öyleyse yarattığı her şeyde ilim, hikmet ve kudret vardır.”
- Allah’ın isim ve sıfatlarından hareketle, kâinat ve ahiret hakkında hüküm verilir.
- Onuncu Söz’de, Allah’ın isimlerinden ahiretin varlığı bu yolla ispat edilir. Madem Allah var ahiret var gibi…
2️– Bürhan-ı İnnî
Eserden müessire, yani neticeden sebebe gidilerek yapılan istidlâldir.
- Bir eserdeki sanat, düzen ve hikmet görülür;
“Bunu yapan elbette âlim, hikmetli ve kudretli biridir” denir. - Kâinat, insan, hayvanlar ve rızıklandırma bu yolla Allah’a delil yapılır.
- “Ateş–duman” misali bunun en sade örneğidir.
Örnekler:
- Bulutun yağmura delâleti → bürhan-ı limmî
- Yağmurun buluta delâleti → bürhan-ı innî
- Güneşin ışığa delâleti → bürhan-ı limmî
- Işığın güneşe delâleti → bürhan-ı innî
- Yürüyenin ayak izine delâleti → bürhan-ı limmî
- Ayak izinin yürüyene delâleti → bürhan-ı innî
- Zilin sese delâleti → bürhan-ı limmî
- Sesin zile delâleti → bürhan-ı innî
- Tohumun ağaca delâleti → bürhan-ı limmî
- Ağacın tohuma delâleti → bürhan-ı innî
Sebep → Netice = Bürhan-ı Limmî
Netice → Sebep = Bürhan-ı Innî
“Bürhan-ı innî, şübhelerden daha sâlimdir.” (İşârât-ül İ’caz, Bakara Suresi 20 ve 21. Ayetin Tefsiri.)
Kur’ân, özellikle eserden müessire (bürhan-ı innî) yolu sıkça kullanır. Bunun sebebi, maddeye saplanmış zihinleri, yine madde üzerinden hakikate ulaştırmaktır.
Kur’ân’da Bürhan-ı İnnî Örnekleri
فَلْيَنْظُرِ الْاِنْسَانُ مِمَّ خُلِقَۜ
“İnsan neden yaratıldığına bir baksın.”(Târık, 5)
İnsan (eser) gösteriliyor → Yaratan kudret (müessir) düşündürülüyor.
وَاٰيَةٌ لَهُمُ الْاَرْضُ الْمَيْتَةُۚ اَحْيَيْنَاهَا وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ
“İşte onlara bir delil: Ölü yeri diriltir ve oradan taneler çıkarırız da ondan yerler.” (Yâsîn, 33)
Dirilen toprak (eser) → Hayat veren Allah (müessir)
وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّۜ
“Gökten su indirdik, onunla her şeyi dirilttik.” (Enbiyâ, 30)
Yağmur ve hayat (eser) → Rahmet sahibi Allah (müessir)
وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ ف۪ي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
“Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir yörüngede yürür.”(Enbiyâ, 33)
Semavattaki düzen (eser) → Kudretli Yaratıcı (müessir)
اَفَلَا يَنْظُرُونَ اِلَى الْاِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ۠
“Deveye bakmazlar mı, nasıl yaratılmış?” (Gâşiye, 17)
Bir hayvanın yaratılışı (eser) → Sanatkâr Allah (müessir)
فَارْجِعِ الْبَصَرَۙ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ
“ Haydi, çevir gözünü de bak, bir kusur, bir çatlaklık görebilecek misin?” (Mülk, 3–4)
Kusursuz sistem (eser) → Mutlak hâkimiyet ve ilim (müessir)