Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi

Ağustos 23, 2026

Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak

Ağustos 23, 2026

Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır.

Ağustos 22, 2026

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazar, Ağustos 23
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»Mesnevî-i Nuriye»Şemme Risalesi
Mesnevî-i NuriyeŞemme Risalesi

28- Hayrat ve hasenatın hayatı niyet iledir. Fesadı da ucub, riya ve gösteriş iledir.

16 0
By Nur Divanı on Mayıs 23, 2026 Şemme Risalesi

İ’lem eyyühe’l-aziz! Hayrat ve hasenatın hayatı niyet iledir. Fesadı da ucub, riya ve gösteriş iledir. Ve fıtrî olarak vicdanda şuur ile bizzat hissedilen vicdaniyatın esası, ikinci bir şuur ve niyet ile inkıta bulur.

Nasıl ki amellerin hayatı niyet iledir. Onun gibi niyet bir cihetle fıtrî ahvalin ölümüdür. Mesela, tevazua niyet onu ifsad eder, tekebbüre niyet onu izale eder, feraha niyet onu uçurur, gam ve kedere niyet onu tahfif eder. Ve hâkeza kıyas et.

İ’lem eyyühe’l-aziz! Hayrat ve hasenatın hayatı niyet iledir. Fesadı da ucub, riya ve gösteriş iledir.

Yapılan iyi işlerin, ibadetlerin ve hayırların manevi bir beden olduğunu düşünürsek, o bedene can veren ruh niyettir. Bir amelin Allah katında bir değer kazanması, o amelin dış büyüklüğüne değil, arkasındaki “Allah rızası için yapıyorum” niyetine bağlıdır.

Misal: Bir zengine milyonlarca lira bağış yaptıran şey ile bir fakirin samimiyetle verdiği bir ekmeği kıyaslayalım. Eğer fakir o ekmeği halis bir niyetle verdiyse, o amel canlanır, büyür ve manevi bir çınar olur. Niyetsiz veya adetsel olarak yapılan büyük işler ise ruhsuz birer ceset gibidir.

“Fesadı da ucub, riya ve gösteriş iledir.”

Ameli dirilten niyet olduğu gibi, onu zehirleyip çürüten (fesada uğratan) niyetler de vardır. Bunlar ucub (kendini, amelini beğenmek), riya (ikiyüzlülük) ve gösteriştir. Bu üç virüs, niyetin yönünü Allah’tan alıp nefse ve insanlara çevirir.

Misal: Çok güzel Kur’an okuyan veya hitabeti harika olan birini düşünün. Eğer içindeki niyet “Ne güzel okuyor desinler” (riya) veya “Ben ne kadar yetenekliyim” (ucub) çizgisine kayarsa, o nurani amel anında kömürleşir. Dışarıdan çok parlak görünen o ibadet, içten içe çürümüş bir ağaç gibi devrilir.

Ameli süte benzetirsek o amelde Allah’ın rızasından başka güdülen bütün maksatları da suya benzetebiliriz. Nasıl ki süte su katıldığında artık o süt gibi görünse de süt olmaktan çıkmıştır. Bu şekilde süt satan adama sahtekâr denilir.

Aynen öyle de Allah’ın rızası için yapılan amel sütüne başka maksatlar hükmündeki suyu katarsak, o güzel amel de artık amel gibi görünse de, amel olmaktan çıkmıştır. Amellerini bu şekilde Allah’a satacağını zanneden adama da varın siz ne derseniz deyin.

Ve fıtrî olarak vicdanda şuur ile bizzat hissedilen vicdaniyatın esası, ikinci bir şuur ve niyet ile inkıta bulur.

İnsanın kalbinde ve vicdanında doğal, kendiliğinden (fıtrî) doğan bazı saf duygular vardır. Sevgi, şefkat, hüzün gibi… Bu duygular ilk şuurla, yani yaşandığı an bizzat hissedilir. Ancak insan, o duyguyu yaşadığının farkına varıp üzerine düşünmeye başladığında (ikinci bir şuur geliştirip işin içine planlı bir niyet soktuğunda), o duygunun doğallığı kesilir (inkıta bulur). Yapaylık başlar.

Nasıl ki amellerin hayatı niyet iledir. Onun gibi niyet bir cihetle fıtrî ahvalin ölümüdür.

Niyet, iradi amelleri (namaz kılmak, sadaka vermek gibi) diriltirken; fıtrî ve kalbi durumları (tevazu, neşe, hüzün gibi) taammüden (planlayarak) yapmaya çalışmak, o durumları öldürür. Çünkü fıtrî haller zorlama kabul etmez.

Mesela, tevazua niyet onu ifsad eder, tekebbüre niyet onu izale eder, feraha niyet onu uçurur, gam ve kedere niyet onu tahfif eder. Ve hâkeza kıyas et.

Şimdi üstadımızın verdiği harika misalleri tek tek inceleyelim:

“Mesela, tevazua niyet onu ifsad eder…”

Tevazu (alçakgönüllülük), kişinin kendi aczini bilmesinden doğan doğal bir haldir. Bir insan “Ben şimdi çok mütevazı bir insan olayım, öyle niyet edip boynumu bükeyim” dediği an, o tevazu bozulur (ifsad olur). Çünkü o niyetin altında “Mütevazı görünerek yüceleyim” kibri saklıdır. Yapmacık tevazu, kibrin en tehlikeli kılıfıdır.

“…tekebbüre niyet onu izale eder…”

Tekebbür (büyüklenme/kibir), fıtratı bozulmuş nefsin yapay bir üstünlük taslama çabasıdır. Bir insan durup dururken sırf rol icabı, “Ben şimdi şurada kibirli, azametli durmaya niyet edeyim” diye kastetse, o kibir komik duruma düşer ve karizması yok olur (izale olur). Gerçek bir azamet olmadığı, sadece bir “rol” olduğu sırıtır.

“…feraha niyet onu uçurur…”

Ferah (iç neşesi, sevinç), ruha gelen İlahi bir esintidir, kendiliğinden olur. İnsan “Hadi bakalım, şimdi çok neşelenmeye niyet ediyorum, zorla sevineceğim” dediğinde, o neşe ve mutluluk kaçar, uçurur. Eğlence sektörünün insanları zorla eğlendirmeye çalışıp içsel bir tatmin sunamaması tam olarak bu yüzdendir.

“…gam ve kedere niyet onu tahfif eder. Ve hâkeza kıyas et.”

Gam ve keder (hüzün) de kalbe bizzat çöker. İnsan bazen derin bir hüzün yaşar. Eğer o hüznün üzerine gidip, “Ben şimdi oturup bu derde iyice kederleneyim, bu acıyı derinlemesine niyet edip yaşayayım” diye mantıksal bir şuur eklerse, o hüzün hafifler (tahfif olur). Çünkü acı, üzerine spot ışığı tutulup incelenmeye başlandığında fıtrîliğini ve insanı kuşatan o boğucu büyüsünü kaybetmeye başlar.

Kişi gerçekten mahzun ise, “kederlenmeye niyet ediyorum” demez; çünkü keder zaten kalpte hissedilen fıtrî bir hâldir. Bu hâle ayrıca niyet etmek, çoğu zaman o gamın hakiki olmadığını, yapmacık ve iradî bir gösteriye dönüştüğünü gösterir.

Metne Uygun Hâli

Üstadımızın mantık silsilesini takip ederek, insani durumlar ve kalbi hisler üzerinden bu misalleri birlikte çoğaltalım:

“Aşka ve Muhabbete Niyet Onu Söndürür”

Muhabbet (sevgi), kalbî ve fıtri bir cazibedir; bir güzellik veya kemal karşısında kalp kendiliğinden o tarafa akar. Bir insan, mantıksal gerekçeler üreterek, “Şu kişiyi veya şu fikri çok sevmeye niyet edeyim, kendimi sevmeye zorlayayım” dediği an, o fıtri akış kesilir. Zoraki sevgi çabası, kalbe ağır bir yük gibi biner ve fıtri olarak doğabilecek o sıcaklığı tamamen söndürür.

“Şecaate (Cesarete) Niyet Onu Korkaklığa Dönüştürür”

Gerçek cesaret; hak bellenen bir yolda, tehlike anında vicdanın ve imanın sesiyle kendiliğinden ortaya çıkan fıtri bir refleks veya dik duruştur. Bir insan tehlikeli bir durumla karşılaştığında, “Şimdi burada çok cesur bir adam rolü oynayayım, cesarete niyet edeyim” diye zihnini meşgul ederse, o yapay niyet korkunun büyüteci olur. Kişi kendi yapay tavrını kontrol etmeye çalışırken fıtri şecaatini kaybeder; titreyen sesini ve titreyen dizlerini saklama telaşı onu daha da korkak gösterir.

“Cömertliğe ve Sahanete Niyet Onu Gösterişe İnkılap Ettirir”

Fıtri cömertlik, içten gelen bir şefkat ve diğergamlık (başkalarını düşünme) hissidir. Elindekini verirken fıtrat sadece muhtacın sevincine odaklanır. Fakat bir insan bir şey verirken, “Ben şimdi cömert bir insan olayım, eli açık bir karakter çizeyim” diye niyetini bu sıfata odaklarsa, o asil his anında zedelenir. Cömertlik gider, yerini gizli bir alkış beklentisine veya “Cömert adam” imajını koruma kasıntısına bırakır.

“Samimiyete (İhlâsa) Niyet Onu Sunileştirir”

İhlas ve samimiyet, insanın içinin dışının bir olması, hesapsızca hareket etmesidir. Komik bir paradokstur ki, insan “Şimdi çok samimi davranmaya niyet ediyorum” dediği an, o samimiyet fıtriliğini kaybeder. Çünkü “samimi görünme çabası” başlı başına bir hesaptır, kurgudur ve zihni bir tasarımdır. Yapay samimiyet, muhatabın ruhunda güven değil, teyakkuz uyandırır.

“Hușûa (Derin Saygıya) Niyet Onu Mekanikleştirir”

İbadette huşû, kalbin azamet-i İlahiye karşısında erimesi ve titremesidir. Kul, Allah’ın huzurunda olduğunu derinden hissettiğinde huşû kendiliğinden bedene yansır. Ancak bir kişi namazda “Ben şimdi çok huşûlu bir namaz kılmaya niyet edeyim, boynumu şu açıyla eğeyim, gözlerimi şuraya dikeyim” diye teknik detaylara niyet ederse, o manevi derinlik uçar gider. Huşû, yerini bir koreografiyi hatasız uygulama stresine bırakır. Kalp susar, sadece kalıplar konuşur.

“Dehaya ve Zekaya Niyet Onu Ahmaklığa İttirir”

Fıtri zekâ veya deha, bir meseleye odaklanıldığında şimşek gibi çakan anlık kavrayışlardır. Bir mecliste bir insan “Şimdi burada ne kadar dahi ve zeki olduğumu göstereyim, dâhice konuşmaya niyet edeyim” diye kasılırsa, zihninin doğal işleyişini bozar. Büyük ve felsefi laflar etmeye çalışırken fıtri mantık silsilesini kaçırır ve çoğunlukla yapay, karmaşık ve en nihayetinde absürt duruma düşen kelamlar sarf eder.

Hayrat ve hasenatın hayatı niyet iledir.

Nazar-ı Hakikatte Kıstas: İnsanın iradesiyle niyet edip canlandıracağı alan “Ef’al-i İhtiyariye” dediğimiz kendi seçimiyle yapacağı amellerdir (Adım atmak, sadaka vermek, tefekkür etmek gibi). Fakat kalbe ve fıtrata ait olan “Ahval-i Fıtriye” (Sevinç, hüzün, tevazu, ihlas, korku, sevgi gibi) zorlama emirlerle değil, ancak o hissi doğuran hakikatlere odaklanarak yaşanır. Sebep ne ise sonuç fıtri olarak doğar; sonuca doğrudan niyet etmek ise o sonucu katleder.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki Konu27- İkinci vechi alan felsefe, enenin vücudunu aslî ve kendisini müstakil ve mâlik-i hakiki olduğunu zu’metmişlerdir.
Sonraki Konu 29- Kâinat bir şeceredir. Anâsır onun dallarıdır. Nebatat yapraklarıdır. Hayvanat onun çiçekleridir.
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Şemme Risalesi içerikleri
  • 1- Şu âlem, görünen ve görünmeyen bütün tabakat ve envaıyla لَا اِلٰهَ اِلَّا هُو diye tevhidi ilan ediyor.
  • 2- Hiçbir insanın Cenab-ı Hakk’a karşı hakk-ı itirazı yoktur ve şekva ve şikayete de haddi yoktur.
  • 3- Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede yapılan tasarruf, en evvel cesedi tasavvur etmeye mütevakkıftır.
  • 4- Hevam, balık gibi küçük hayvanların yumurtalarını, haşerat ve nebatatın tohumlarını…
  • 5- Bir incir tohumunu tavırdan tavıra hıfzeden, devirden devire himaye eden, inhilalden vikaye eden…
  • 6- Lafızların tebeddülüyle mana tebeddül etmez, bâki kalır. Kabuk parçalanır, lüb bâki ve sağlam kalır.
  • 7- Uluhiyetin azameti, izzeti, istiklaliyeti, her şeyin küçük olsun büyük olsun, yüksek olsun alçak olsun…
  • 8- Maddî olan bir şey, kesafeti ne kadar fazla olursa o nisbette ince ve gizli şeyleri göremez…
  • 9- Ekseriyet-i mutlakayı teşkil eden avam-ı nâsın fehimleri Kur’anca o kadar müraat edilmiştir ki…
  • 10- Âyetlerin bahsettikleri hakikatler, şiirlerin bahsettikleri hayalattan pek vâsi ve pek yüksektir.
  • 11- Hâlık’ın vahdetini gösteren âyineler ve delillerini okutan sahifelerin pek çok çeşitleri olduğu gibi
  • 12- Bir kelimeyi yazan harfini yazanın gayrısı, bir sahifeyi yazan satırı yazanın gayrısı…
  • 13- Yıldızlar, şemsler arasında mümaselet olduğu gibi filcümle müsavat da vardır.
  • 14- İnsanın bir ferdinde bir cemaat-i mükellefîn bulunur. Evet, her bir uzuv, bir şey için yaratılmıştır.
  • 15- İnsanları fikren dalalete atan sebeplerden biri; ülfeti, ilim telakki etmeleridir.
  • 16- İnsanların arza ait malûmat ve müsellemat-ı bedihiyatları ülfete mebnidir.
  • 17- Aralarında münasebet, muamele, hattâ mükâleme bulunan iki şeyin…
  • 18- Denizlerde vukua gelen medd ve cezir gibi evliya arasında da bast-ı zaman…
  • 19- Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi bazı insanlar isti’zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar…
  • 20- Fesübhanallah! Mülk ile melekût arasındaki hicab ne kadar incedir, aralarındaki mesafe ne kadar büyüktür.
  • 21- Kezalik Allah’ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir.
  • 22- Kezalik ef’al-i beşer için iki cihet vardır. Eğer niyet ile Allah’ın hesabına olursa…
  • 23-  Kâinatın miftahı, anahtarı insanın elindedir. Âlemin kapıları açık ise de manen kapalıdır.
  • 24- “Ene”nin mahiyeti mevhumedir, rububiyeti hayalîdir. Vücudu bir şeye hâmil olamaz.
  • 25- Eğer insan, benliğine mizan nazarıyla bakarsa kâinattan zihnine akıp gelen âfakî malûmatı kendi malûmatı ile
  • 26- “Ene”nin iki vechi vardır. Bir vechini nübüvvet almıştır. Bir vechini de felsefe almıştır.
  • 27- İkinci vechi alan felsefe, enenin vücudunu aslî ve kendisini müstakil ve mâlik-i hakiki olduğunu zu’metmişlerdir.
  • 28- Hayrat ve hasenatın hayatı niyet iledir. Fesadı da ucub, riya ve gösteriş iledir.
  • 29- Kâinat bir şeceredir. Anâsır onun dallarıdır. Nebatat yapraklarıdır. Hayvanat onun çiçekleridir.
Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.
Son Yazılar
  • Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi Ağustos 23, 2026
  • Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak Ağustos 23, 2026
  • Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır. Ağustos 22, 2026
  • Onuncu Deva Ağustos 18, 2026
  • Üçüncü Hastalık: “Gurur”dur. Ağustos 14, 2026
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.