Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi

Ağustos 23, 2026

Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak

Ağustos 23, 2026

Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır.

Ağustos 22, 2026

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazar, Ağustos 23
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»Mesnevî-i Nuriye»Şemme Risalesi
Mesnevî-i NuriyeŞemme Risalesi

13- Yıldızlar, şemsler arasında mümaselet olduğu gibi filcümle müsavat da vardır.

15 0
By Nur Divanı on Mayıs 21, 2026 Şemme Risalesi

İ’lem eyyühe’l-aziz! Yıldızlar, şemsler arasında mümaselet olduğu gibi filcümle müsavat da vardır. Binaenaleyh onlardan biri ötekilere Rab olamaz. Ve onlardan birine Rab olan, hepsine de Rab olur. Ve keza her şeye de Rab olur.

İ’lem eyyühe’l-aziz! Yıldızlar, şemsler arasında mümaselet olduğu gibi filcümle müsavat da vardır.

Yıldızlar arasındaki mümaselet (benzerlik): Bütün yıldızların ve gezegenlerin temelde aynı maddelerden oluşması, küre şeklinde olmaları ve uzay boşluğunda dönmeleridir.

Yıldızlar arasındaki müsavat (eşitlik): Dev bir galaksi de olsa, küçük bir yıldız da olsa hepsinin “yaratılmış olma”, “kendi başına hareket edememe” ve “kütleçekim gibi tabiat kanunlarına mahkûm olma” konusunda tamamen eşit seviyede bulunmalarıdır. Hiçbiri diğerinin yaratıcısı veya yöneticisi konumunda değildir.

“Binaenaleyh onlardan biri ötekilere Rab olamaz.”

Mademki bu yıldızlar birbirinin benzeridir ve aynı kanunlara tabidir; içlerinden biri çıkıp da diğerlerinin yaratıcısı, yöneticisi veya “Rabbi” olamaz. Çünkü hükmeden ile hükmedilen aynı seviyede (eşit) olamaz. Aciz olan, bir diğer acize ilah olamaz.

Misal: Askeriyedeki erleri (normal askerleri) düşünün. Hepsi aynı üniformayı giyer, aynı karavanadan yer ve aynı talimlere tabidir. Bu erlerden biri çıkıp da diğerlerine “Ben sizin komutanınızım, sizi ben donattım, maaşınızı ben veriyorum” diyemez. Çünkü o da diğerleri gibi emir altındadır. Bir erin, diğer bir ere sözü geçmez; hepsi ancak üst bir makamın (komutanın) emri altındadır.

“Ve onlardan birine Rab olan, hepsine de Rab olur.”

Madem yıldızlar birbirine benzer ve sistem ortaktır; o halde gökyüzündeki tek bir yıldızı kim yaratmış, kim ona ışık vermiş ve kim onu yörüngesinde tutuyorsa, diğer bütün yıldızları yaratan ve yöneten de aynı Zattır. Çünkü ortada bölünemez, tek bir kanun ve sistem vardır. Bir yıldıza hükmedemeyen, hiçbirine hükmedemez; birine tam hükmeden, hepsine hükmeder.

Misal: Bir kitabın tek bir harfini veya kelimesini yazan kimse, o kitabın tamamını yazan yazarın ta kendisidir. “Şu kelimeyi Ahmet yazdı, ama geri kalan bütün kitabı Mehmet yazdı” diyemeyiz, çünkü ortada aynı kalemden çıkmış tek bir hikaye, tek bir üslup ve bir bütünlük vardır. Tek bir kelimeye sahip çıkan, o kelimenin anlam kazandığı bütün cümleye ve kitaba da sahip çıkmak zorundadır.

“Ve keza her şeye de Rab olur.”

Kâinat, parçalanamaz bir bütündür. Güneş sistemini ve milyarlarca galaksiyi mükemmel bir saat gibi tıkır tıkır işleten o sonsuz kudret, dünyadaki bir karıncayı, bir yağmur damlasını, bir çiçeği ve insanın kalbini de çalıştıran ve yöneten aynı kudrettir. Yıldızları çeviren güç ile atomların içindeki elektronları çeviren güç aynıdır.

Misal: Dünyamızı ısıtan Güneşi, gökyüzüne bir lamba gibi kim asmışsa; bahar geldiğinde o Güneşin ışığıyla yeryüzünde bir papatyayı açtıran, o papatyanın yaprağına konan arıyı yaratan ve o arıya bal yapmayı öğreten de aynı kişidir. Bir ağacın tek bir meyvesini yaratabilmek için, o ağacın köklerini, toprağı, suyu ve güneşi de yaratıp yönetmek gerekir. Dolayısıyla en küçük bir şeye Rab (yaratıcı ve terbiye edici) olan, her şeye de Rab olmak zorundadır.

Aklına şöyle bir soru gelebilir

Bu metin, kesret içinde vahdeti, yani çokluk içinde birliği gösteren kuvvetli bir tevhid delilidir. İnsan semaya baktığında sayısız yıldızlar, güneşler ve gök cisimleri görür. Aklına şöyle bir soru gelebilir: “Bu kadar büyük ve muazzam varlıkların her birinin ayrı ayrı bir idarecisi olabilir mi?” İşte Üstad, bu vehmi yıldızların kendi mahiyetleriyle cevaplandırır.

Mümaselet: Benzerlik Ciheti

Yıldızlar, güneşler, gezegenler ve gök cisimleri arasında mümaselet, yani belli bir benzerlik vardır. Hepsi madde âlemindendir; hepsi hacim, kütle, hareket, ölçü, mesafe ve nizama bağlıdır. Bir kısmı ateş gibi parlayan yıldız, bir kısmı gezegen, bir kısmı uydu olsa da hepsi yaratılmış varlıklar sınıfındadır. Hiçbiri ezelî, bağımsız ve mutlak kudret sahibi değildir.

Müsavat: Eşitlik Ciheti

Aralarında büyüklük, parlaklık, sıcaklık ve uzaklık bakımından büyük farklar bulunsa da yaratılmışlık, acizlik ve kanunlara bağlılık noktasında hepsi eşittir. Dev bir galaksi de olsa, küçük bir yıldız da olsa; hepsi kütleçekim, hareket, zaman, mekân ve ilâhî nizam içinde durur. Kendi varlığını kendisi vermediği gibi, kendi hareket kanununu da kendisi koymuş değildir.

Rab Olamama Hakikati

İşte bu yüzden yıldızlardan biri diğerine Rab olamaz. Çünkü kendisi de aynı kanunlara bağlı olan, başka bir varlığın mutlak yaratıcısı ve idarecisi olamaz. Bir mahkûm başka mahkûmlara sultan olamaz; bir lamba başka lambaların ışık kaynağı olamaz; bir yıldız da diğer yıldızların Rabbi olamaz.

Bir yıldız, kendi yerini tayin edemez; kendi ışığını, ömrünü, hareketini ve vazifesini bağımsız şekilde belirleyemez. Böyle olan bir varlık, başka yıldızlara Rab olamaz. Çünkü Rab olmak, mutlak ilim, mutlak kudret, mutlak irade ve her şeyi kuşatan hâkimiyet ister. Kendisi kanuna bağlı olan, başkasının mutlak hâkimi olamaz.

Yıldızlardan birini yaratan ve idare eden Zât, yalnız onu değil; onun bağlı olduğu bütün sistemi de yaratıp idare etmelidir. Çünkü hiçbir yıldız tek başına değildir. Diğer yıldızlarla, galaksilerle, çekim kanunlarıyla, zamanla, mekânla ve bütün kâinat düzeniyle irtibatlıdır. Bir parçayı gerçekten idare eden, o parçanın bağlı olduğu bütünü de idare etmelidir.

Öyleyse yıldızlardan biri diğerine Rab olamaz. Onlardan birine Rab olan, hepsine de Rab olur. Hatta yıldızların bağlı olduğu bütün âlemlere de Rab olur. Bu yüzden semadaki çokluk, Allah’ın birliğine perde değil; bilakis parlak bir delildir. Her yıldız, kendi acziyle ve nizamıyla şunu ilan eder: Biz Rab değiliz; Rabbü’l-âlemîn’in memurlarıyız.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki Konu12- Bir kelimeyi yazan harfini yazanın gayrısı, bir sahifeyi yazan satırı yazanın gayrısı…
Sonraki Konu 14- İnsanın bir ferdinde bir cemaat-i mükellefîn bulunur. Evet, her bir uzuv, bir şey için yaratılmıştır.
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Şemme Risalesi içerikleri
  • 1- Şu âlem, görünen ve görünmeyen bütün tabakat ve envaıyla لَا اِلٰهَ اِلَّا هُو diye tevhidi ilan ediyor.
  • 2- Hiçbir insanın Cenab-ı Hakk’a karşı hakk-ı itirazı yoktur ve şekva ve şikayete de haddi yoktur.
  • 3- Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede yapılan tasarruf, en evvel cesedi tasavvur etmeye mütevakkıftır.
  • 4- Hevam, balık gibi küçük hayvanların yumurtalarını, haşerat ve nebatatın tohumlarını…
  • 5- Bir incir tohumunu tavırdan tavıra hıfzeden, devirden devire himaye eden, inhilalden vikaye eden…
  • 6- Lafızların tebeddülüyle mana tebeddül etmez, bâki kalır. Kabuk parçalanır, lüb bâki ve sağlam kalır.
  • 7- Uluhiyetin azameti, izzeti, istiklaliyeti, her şeyin küçük olsun büyük olsun, yüksek olsun alçak olsun…
  • 8- Maddî olan bir şey, kesafeti ne kadar fazla olursa o nisbette ince ve gizli şeyleri göremez…
  • 9- Ekseriyet-i mutlakayı teşkil eden avam-ı nâsın fehimleri Kur’anca o kadar müraat edilmiştir ki…
  • 10- Âyetlerin bahsettikleri hakikatler, şiirlerin bahsettikleri hayalattan pek vâsi ve pek yüksektir.
  • 11- Hâlık’ın vahdetini gösteren âyineler ve delillerini okutan sahifelerin pek çok çeşitleri olduğu gibi
  • 12- Bir kelimeyi yazan harfini yazanın gayrısı, bir sahifeyi yazan satırı yazanın gayrısı…
  • 13- Yıldızlar, şemsler arasında mümaselet olduğu gibi filcümle müsavat da vardır.
  • 14- İnsanın bir ferdinde bir cemaat-i mükellefîn bulunur. Evet, her bir uzuv, bir şey için yaratılmıştır.
  • 15- İnsanları fikren dalalete atan sebeplerden biri; ülfeti, ilim telakki etmeleridir.
  • 16- İnsanların arza ait malûmat ve müsellemat-ı bedihiyatları ülfete mebnidir.
  • 17- Aralarında münasebet, muamele, hattâ mükâleme bulunan iki şeyin…
  • 18- Denizlerde vukua gelen medd ve cezir gibi evliya arasında da bast-ı zaman…
  • 19- Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi bazı insanlar isti’zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar…
  • 20- Fesübhanallah! Mülk ile melekût arasındaki hicab ne kadar incedir, aralarındaki mesafe ne kadar büyüktür.
  • 21- Kezalik Allah’ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir.
  • 22- Kezalik ef’al-i beşer için iki cihet vardır. Eğer niyet ile Allah’ın hesabına olursa…
  • 23-  Kâinatın miftahı, anahtarı insanın elindedir. Âlemin kapıları açık ise de manen kapalıdır.
  • 24- “Ene”nin mahiyeti mevhumedir, rububiyeti hayalîdir. Vücudu bir şeye hâmil olamaz.
  • 25- Eğer insan, benliğine mizan nazarıyla bakarsa kâinattan zihnine akıp gelen âfakî malûmatı kendi malûmatı ile
  • 26- “Ene”nin iki vechi vardır. Bir vechini nübüvvet almıştır. Bir vechini de felsefe almıştır.
  • 27- İkinci vechi alan felsefe, enenin vücudunu aslî ve kendisini müstakil ve mâlik-i hakiki olduğunu zu’metmişlerdir.
  • 28- Hayrat ve hasenatın hayatı niyet iledir. Fesadı da ucub, riya ve gösteriş iledir.
  • 29- Kâinat bir şeceredir. Anâsır onun dallarıdır. Nebatat yapraklarıdır. Hayvanat onun çiçekleridir.
Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.
Son Yazılar
  • Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi Ağustos 23, 2026
  • Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak Ağustos 23, 2026
  • Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır. Ağustos 22, 2026
  • Onuncu Deva Ağustos 18, 2026
  • Üçüncü Hastalık: “Gurur”dur. Ağustos 14, 2026
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.