Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

İntizam vahdetin mührüdür

Haziran 15, 2026

Hücrelerin sessiz yolculuğu

Haziran 15, 2026

Uhuvvet nedir?

Haziran 14, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Salı, Haziran 16
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»Mesnevî-i Nuriye»Şemme Risalesi
Mesnevî-i NuriyeŞemme Risalesi

29- Kâinat bir şeceredir. Anâsır onun dallarıdır. Nebatat yapraklarıdır. Hayvanat onun çiçekleridir.

0
By Nur Divanı on Mayıs 23, 2026 Şemme Risalesi

İ’lem eyyühe’l-aziz! Kâinat bir şeceredir. Anâsır onun dallarıdır. Nebatat yapraklarıdır. Hayvanat onun çiçekleridir. İnsanlar onun semereleridir. Bu semerelerden en ziyadar, nurlu, ahsen, ekrem, eşref, eltaf Seyyidü’l-enbiya ve’l-mürselîn, İmamü’l-müttakin, Habib-i Rabbü’l-âlemîn Hazret-i Muhammed’dir.

Bu muazzam tasvir, kâinatın ne kadar büyük bir sanat ve gaye ile yaratıldığını, insanın bu yaratılış içindeki eşsiz yerini ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) varlığın zirvesi olduğunu anlatan çok derin, kalbî ve ruhî bir tablodur.

“Kâinat bir şeceredir.”

Üstadımız Kâinata (evrene) parça parça, birbirinden kopuk ve anlamsız bir yığın olarak değil; canlı, tek bir ağaç gibi bakmamızı ister. Bir ağacın kökü, gövdesi, dalları nasıl ki tek bir hayata, tek bir amaca hizmet ediyorsa; şu uçsuz bucaksız evren de içindeki galaksilerle, dünyayla ve üzerindeki yaşamla tek bir amaca hizmet eden muazzam bir bütündür. Bu kalbe şu inşirahı verir: “Sen bu evrende yalnız ve başıboş değilsin; bu muazzam sistemin bir parçasısın.”

“Anâsır onun dallarıdır. Nebatat yapraklarıdır. Hayvanat onun çiçekleridir.”

Dallar (Elementler/Anâsır): Toprak, su, hava, ateş… Bunlar hayatın yeşermesi için uzanan güçlü dallardır.

Yapraklar (Bitkiler/Nebatat): Ağacın nefes almasını, süslenmesini sağlayan, hayata hazırlık yapan zeminlerdir.

Çiçekler (Hayvanlar/Hayvanat): Meyveden hemen önceki en güzel, en sevimli, hayattar aşamadır.

Kalben baktığımızda, cansız zannettiğimiz elementlerin, bitkilerin ve hayvanların aslında insanı netice vermek için çalışan, İlahi bir şefkatle istihdam edilen hizmetkârlar olduğunu anlarız. Kâinat, adeta bizi misafir etmek için süslenmiş bir saray, meyve vermek için çabalayan bir ağaçtır.

“İnsanlar onun semereleridir (meyveleridir).”

Bir ağacın bütün amacı meyvesidir. Tohum toprağa atılır, yıllarca beklenir, ağaç büyür, yaprak açar, çiçek verir… Hepsi o küçücük meyve içindir. Meyve, ağacın en uç, en nazik ama en kıymetli kısmıdır; çünkü ağacın bütün programını (tohumunu) içinde taşır.

İnsan da kâinatın meyvesidir. Bedenen evrenin küçücük bir parçası olsak da, akıl, kalp, ruh ve duygularımızla bütün kâinatı içimize sığdırabiliriz. Yaratıcı, bütün kâinatı insanı sevdiği, insanın da Onu tanımasını ve sevmesini istediği için yaratmıştır. İnsan, bu ağacın özeti ve kalbidir.

“Bu semerelerden en ziyadar, nurlu, ahsen, ekrem, eşref, eltaf… Hazret-i Muhammed’dir.”

Bir ağacın binlerce meyvesi olabilir. Kimi çürüktür, kimi hamdır, kimi ise tam olgunlaşmış, ağacın bütün güzelliğini ve tadını üzerinde toplayan en mükemmel meyvedir.

İnsanlık âlemi de kâinat ağacının meyveleridir. Ancak bu meyveler içinde Yaratıcıyı en iyi anlayan, Onun isim ve sıfatlarına en mükemmel ayna olan, ahlakıyla en güzel (ahsen), en cömert (ekrem), en şerefli (eşref) ve en latif (eltaf) olan kişi Hz. Muhammed’dir (s.a.v.).

Eğer o “en mükemmel meyve” olmasaydı, kâinat ağacının niçin yaratıldığı anlaşılamayacaktı. O, hem bu ağacın en güzel meyvesi, hem de Yaratıcısına olan bağıyla “Habib-i Rabbü’l-âlemîn” (Âlemlerin Rabbinin Sevgilisi) makamındadır.

لَوْلَاكَ لَوْلَاكَ لَمَا خَلَقْتُ الْأَفْلَاكَ

“Sen olmasaydın, sen olmasaydın ey Habîbim, felekleri/kâinatı yaratmazdım.”
Bu rivayet Aclûnî’nin Keşfü’l-Hafâ adlı eserinde zikredilmiştir.

Lafız olarak hadis sıhhati noktasında konuşulmuş olsa da, ifade ettiği mana ehl-i hakikat yanında şu hakikate bakar:

Kâinatın yaratılışındaki en büyük gaye, Allah’ın isim ve sıfatlarının en parlak aynası olan Resûl-i Ekrem ﷺ’in ubudiyeti, risaleti ve temsil ettiği hakikat-i Muhammediyedir. Çünkü bir ağacın nihai gayesi meyvedir. Kök, gövde, dal, yaprak, çiçek hep meyveye hizmet eder. Meyve olmasa, ağacın bütün zahmetli terbiyesi, büyümesi ve süslenmesi eksik kalır; hatta hikmeti tam anlaşılmaz.

Aynen öyle de kâinat büyük bir ağaç gibidir. Unsurlar onun kökü, semalar dalları, yıldızlar çiçekleri, canlılar yaprakları hükmündedir. Bu ağacın en mükemmel meyvesi ise insandır; insanların içinde de en kâmil, en nuranî, en câmi ve en büyük meyve Hazret-i Muhammed Mustafa ﷺ’dir.

Bu yüzden “meyve olmasa ağaç manasız kalır” denildiği gibi, Resûlullah ﷺ’in temsil ettiği ubudiyet, marifet, risalet ve kulluk hakikati olmasaydı, kâinat ağacının en büyük gayesi anlaşılmayacaktı. Kâinat onunla mana kazanmış, onunla okunmuş, onunla Allah’ın isimlerine parlak bir ayna olmuştur.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki Konu28- Hayrat ve hasenatın hayatı niyet iledir. Fesadı da ucub, riya ve gösteriş iledir.
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Şemme Risalesi içerikleri
  • 1- Şu âlem, görünen ve görünmeyen bütün tabakat ve envaıyla لَا اِلٰهَ اِلَّا هُو diye tevhidi ilan ediyor.
  • 2- Hiçbir insanın Cenab-ı Hakk’a karşı hakk-ı itirazı yoktur ve şekva ve şikayete de haddi yoktur.
  • 3- Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede yapılan tasarruf, en evvel cesedi tasavvur etmeye mütevakkıftır.
  • 4- Hevam, balık gibi küçük hayvanların yumurtalarını, haşerat ve nebatatın tohumlarını…
  • 5- Bir incir tohumunu tavırdan tavıra hıfzeden, devirden devire himaye eden, inhilalden vikaye eden…
  • 6- Lafızların tebeddülüyle mana tebeddül etmez, bâki kalır. Kabuk parçalanır, lüb bâki ve sağlam kalır.
  • 7- Uluhiyetin azameti, izzeti, istiklaliyeti, her şeyin küçük olsun büyük olsun, yüksek olsun alçak olsun…
  • 8- Maddî olan bir şey, kesafeti ne kadar fazla olursa o nisbette ince ve gizli şeyleri göremez…
  • 9- Ekseriyet-i mutlakayı teşkil eden avam-ı nâsın fehimleri Kur’anca o kadar müraat edilmiştir ki…
  • 10- Âyetlerin bahsettikleri hakikatler, şiirlerin bahsettikleri hayalattan pek vâsi ve pek yüksektir.
  • 11- Hâlık’ın vahdetini gösteren âyineler ve delillerini okutan sahifelerin pek çok çeşitleri olduğu gibi
  • 12- Bir kelimeyi yazan harfini yazanın gayrısı, bir sahifeyi yazan satırı yazanın gayrısı…
  • 13- Yıldızlar, şemsler arasında mümaselet olduğu gibi filcümle müsavat da vardır.
  • 14- İnsanın bir ferdinde bir cemaat-i mükellefîn bulunur. Evet, her bir uzuv, bir şey için yaratılmıştır.
  • 15- İnsanları fikren dalalete atan sebeplerden biri; ülfeti, ilim telakki etmeleridir.
  • 16- İnsanların arza ait malûmat ve müsellemat-ı bedihiyatları ülfete mebnidir.
  • 17- Aralarında münasebet, muamele, hattâ mükâleme bulunan iki şeyin…
  • 18- Denizlerde vukua gelen medd ve cezir gibi evliya arasında da bast-ı zaman…
  • 19- Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi bazı insanlar isti’zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar…
  • 20- Fesübhanallah! Mülk ile melekût arasındaki hicab ne kadar incedir, aralarındaki mesafe ne kadar büyüktür.
  • 21- Kezalik Allah’ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir.
  • 22- Kezalik ef’al-i beşer için iki cihet vardır. Eğer niyet ile Allah’ın hesabına olursa…
  • 23-  Kâinatın miftahı, anahtarı insanın elindedir. Âlemin kapıları açık ise de manen kapalıdır.
  • 24- “Ene”nin mahiyeti mevhumedir, rububiyeti hayalîdir. Vücudu bir şeye hâmil olamaz.
  • 25- Eğer insan, benliğine mizan nazarıyla bakarsa kâinattan zihnine akıp gelen âfakî malûmatı kendi malûmatı ile
  • 26- “Ene”nin iki vechi vardır. Bir vechini nübüvvet almıştır. Bir vechini de felsefe almıştır.
  • 27- İkinci vechi alan felsefe, enenin vücudunu aslî ve kendisini müstakil ve mâlik-i hakiki olduğunu zu’metmişlerdir.
  • 28- Hayrat ve hasenatın hayatı niyet iledir. Fesadı da ucub, riya ve gösteriş iledir.
  • 29- Kâinat bir şeceredir. Anâsır onun dallarıdır. Nebatat yapraklarıdır. Hayvanat onun çiçekleridir.

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Son Yazılar
  • İntizam vahdetin mührüdür
  • Hücrelerin sessiz yolculuğu
  • Uhuvvet nedir?
  • Hayvan gibi değil, insan gibi yaşamak için neler vermezdik
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.