Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

13- Şu görünen âlem, İlahî bir dükkân ve bir mahzendir.

Eylül 12, 2026

12- Sen kendi vücudunu yapmaya kādir değilsin. Ve elin onu icad etmekten kāsırdır.

Eylül 11, 2026

11- Nefs-i nâtıkanın en yüksek matlubu devam ve bekadır.

Eylül 8, 2026

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Cumartesi, Eylül 12
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»Mesnevî-i Nuriye»Şemme Risalesi
Mesnevî-i NuriyeŞemme Risalesi

3- Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede yapılan tasarruf, en evvel cesedi tasavvur etmeye mütevakkıftır.

19 0
By Nur Divanı on Mayıs 16, 2026 Şemme Risalesi

İ’lem eyyühe’l-aziz! Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede yapılan tasarruf, en evvel cesedi tasavvur etmeye mütevakkıftır. Çünkü küllün nakışlarıyla, ahvaliyle cüzün çok alâka ve münasebetleri vardır. Öyle ise cüzde tasarruf, Hâlık-ı küll’ün emri altındadır.

Üstad burada çok ince bir tevhid delili kuruyor: Bir hücre üzerinde yapılan en küçük tasarruf bile, bütün bedenin bilinmesini ve gözetilmesini gerektirir. Çünkü hücre tek başına duran müstakil bir parça değildir. O hücre, ait olduğu dokuya, dokunun bağlı olduğu organa, organın bağlı olduğu bedene, bedenin ihtiyaçlarına ve hayatın umumî düzenine göre yaratılır, yerleştirilir ve çalıştırılır.

Bir doktor, insan vücudunda küçücük bir yere müdahale edecek olsa, sadece o noktaya bakarak hareket edemez. Çünkü o küçük noktanın bütün bedenle alakası vardır. Bir damarı keserse kanama olur; bir sinire dokunsa his veya hareket bozulur; bir dokuya yanlış müdahale etse organ vazifesini kaybeder. Demek küçücük bir hücreye, dokuya veya azaya müdahale etmek için bütün bedenin düzeni hesaba katılır.

Doktor Sadece Bir Yere Bakmaz

Mesela doktor bir ameliyat yapacağı zaman sadece kesilecek yere bakmaz. Hastanın kalbini, tansiyonunu, kan değerlerini, akciğerini, böbreğini, şekerini, kanama riskini, alerjisini, yaşı ve genel kuvvetini de hesaba katar. Çünkü ameliyat bir noktada yapılır; fakat tesiri bütün bedene yayılır. Bu da gösterir ki cüzde tasarruf, küllü bilmeyi ister.

Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede yapılan tasarruf, en evvel cesedi tasavvur etmeye mütevakkıftır.

“Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede yapılan tasarruf…” denilince maksat şudur: Mesela gözdeki bir hücrenin yaratılması, kalpteki bir hücrenin çalıştırılması, derideki bir hücrenin yenilenmesi, midede bir hücrenin vazife görmesi gibi en küçük biyolojik işler bile birer tasarruftur. Yani o hücreye şekil verilmesi, yer tayin edilmesi, vazife yüklenmesi, ömrünün belirlenmesi, çoğalmasının ayarlanması ve diğer hücrelerle münasebetinin kurulması bir idare ve düzen işidir.

Tasavvur Ne Demektir?

“En evvel cesedi tasavvur etmeye mütevakkıftır” ifadesinde “tasavvur”, bizim hayal etmemiz gibi basit bir düşünme değildir. Burada mana şudur: Bir hücrede doğru tasarruf yapabilmek için, bütün bedenin planını, ihtiyaçlarını, organlarını, dengesini, vazifelerini ve gelecekteki hâllerini bilmek gerekir. Çünkü hücre, bütün bedenin nizamından bağımsız değildir. Bir hücreye dokunmak, aslında bütün beden sistemine dokunmaktır.

Göz Hücresi Misali

Mesela gözdeki bir hücre, sıradan bir hücre gibi yaratılmaz. O hücre, görme vazifesine uygun olmalıdır. Işığa karşı hassas olmalı, retina düzeni içinde yerini almalı, sinir sistemiyle münasebet kurmalı, beyne giden görme yolunun parçası olmalıdır. Eğer o hücre yanlış yerde, yanlış biçimde, yanlış vazifeyle yaratılsa görme bozulur. Demek gözdeki bir hücreyi yapmak için yalnız o hücreyi bilmek yetmez; gözü, sinirleri, beyni, ışığı, görüntüyü ve bedenin görme ihtiyacını da bilmek gerekir.

Kalp Hücresi Misali

Kalpteki bir hücre de tek başına düşünülemez. O hücre kalp kasının ritmine uygun çalışmalı, diğer kalp hücreleriyle beraber kasılıp gevşemeli, kan dolaşımının temposuna uymalı, bedenin oksijen ihtiyacını karşılayan sistemin bir parçası olmalıdır. Eğer o hücre kendi başına hareket etse, kalbin ritmini bozabilir. Demek kalpteki bir hücrede tasarruf etmek, bütün dolaşım sistemini, akciğerleri, damarları, beyni ve bedenin hayat dengesini bilmeye bağlıdır.

Deri Hücresi Misali

Derideki bir hücre de sadece “küçük bir parça” değildir. O hücre, bedeni dış etkilere karşı koruyan bir duvarın tuğlası gibidir. Ne kadar çoğalacağı, ne zaman öleceği, ne zaman yenileneceği, hangi tabakada duracağı, yaralanma anında nasıl tamire katılacağı ölçülüdür. Eğer deri hücreleri gerektiğinden fazla çoğalsa yara kapanmaz, tümörleşme olur; az çoğalsa beden korunamaz. Demek küçücük bir deri hücresinde bile bütün bedenin korunma hikmeti gözetilir.

Çünkü küllün nakışlarıyla, ahvaliyle cüzün çok alâka ve münasebetleri vardır.

Küllün Nakışlarıyla Cüzün Alakası

Metindeki “Çünkü küllün nakışlarıyla, ahvaliyle cüzün çok alâka ve münasebetleri vardır” cümlesi çok mühimdir. “Küll” bütün bedendir; “cüz” ise o bedenin küçük bir parçası, mesela bir hücredir. Bedenin şekli, mizacı, sağlığı, organları, hareketleri, ihtiyaçları ve vazifeleri o hücreyle alakadardır. Hücre de bütün bedenin bu genel düzenine göre mana kazanır. Yani cüz, küllün dışında anlaşılamaz.

Harf ve Kitap Misali

Bir kitabın içindeki tek bir harfi düşünelim. O harfin doğru yazılması için sadece mürekkep yetmez. O harfin kelime içindeki yeri, kelimenin cümledeki vazifesi, cümlenin paragraftaki manası, paragrafın kitabın bütünündeki maksadı bilinmelidir. Bir harfi rastgele değiştirseniz bazen bütün cümlenin manası bozulur. Aynen öyle de bedendeki bir hücre, kitabın harfi gibidir. O hücrede doğru tasarruf etmek için beden kitabının tamamını bilen bir kudret lazımdır.

Şehir Misali

Bir şehrin küçücük bir sokağında yapılacak değişiklik bile bütün şehir planıyla ilgilidir. Su hattı, elektrik hattı, trafik akışı, kanalizasyon, yangın yolu, binaların düzeni hesaba katılmadan o sokakta tasarruf yapılamaz. “Ben sadece bir taşı oynatıyorum” denilemez; çünkü o taşın altında boru, kablo, temel veya geçiş hattı olabilir. Aynen öyle de bedendeki bir hücrede yapılan tasarruf, bütün beden şehrinin planına bağlıdır.

Saat Çarkı Misali

Bir saatin küçücük bir çarkını değiştirmek için saatin bütün mekanizmasını bilmek gerekir. Çünkü o küçük çark, başka çarklarla temas eder; birinin dönüş hızı diğerini etkiler. O çark yanlış ölçüde olursa bütün saat bozulur. Hücre de beden saatinin küçük bir çarkı gibidir. Onu yerli yerine koymak, bütün beden makinesinin nizamını bilmeyi gerektirir.

Araba Misali

Bir otomobilin yalnızca fren balatasını düşünelim. Balatanın büyüklüğü tekerleğe, tekerlek aracın ağırlığına, fren sistemi aracın hızına, hidrolik sistem pedal mekanizmasına göre yapılmıştır. “Ben yalnız fren balatasını yaptım ama arabanın nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum” diyen bir ustanın o parçayı kusursuz yapması mümkün değildir.

Demek ki bir otomobilin hakiki manada tek bir parçasını tasarlayan, otomobilin bütün sistemini hesaba katmak zorundadır. İşte hücre de beden makinesinin bundan milyonlarca kat daha sanatlı bir parçasıdır.

Saat Misali

Bir saatin küçücük bir dişlisini düşünelim. O dişlinin diş sayısı, çapı, dönüş hızı ve yeri diğer bütün çarklara göre belirlenmiştir. Tek bir çarkı rastgele değiştirirseniz saat ya geri kalır ya ileri gider ya da tamamen durur.

Öyleyse saatin içindeki bir çarkı yerli yerine koyabilmek için bütün saatin mekanizmasını bilmek gerekir. Bir çarkı gerçek manada yapan, saatin bütününe nazar eder. Bir hücreyi yapan da insan bedeninin bütününe nazar etmek zorundadır.

Makine Misali

Büyük bir fabrikanın motorundaki küçücük bir dişliyi düşünün. Dişlinin çapını bir milimetre büyütmek bile bütün makinenin çalışmasını bozabilir. Çünkü o parça; motora, mile, devire, yüke ve diğer parçaların hareketine bağlıdır.

İşte kâinatta da hiçbir cüz başıboş değildir. Cüz, küllün hesabına çalışmaktadır. Bu yüzden cüzü yapanın küllü bilmesi gerekir.

Ordu Misali

Bir orduda tek bir askerin yeri bile bütün planla ilgilidir. O asker nerede duracak, hangi birliğe bağlı olacak, kimin emrini dinleyecek, ne zaman hareket edecek, ne zaman duracak; bunlar umumî kumandanın planıyla tayin edilir. Asker kendi başına cephe planı yapamaz. Hücre de beden ordusunda küçük bir nefer gibidir. Nerede duracağı, ne hizmet göreceği, hangi emirle çoğalacağı, ne zaman öleceği küllî bir idareyle belirlenir.

Tohum ve Ağaç Misali

Bir ağacın yaprağındaki küçük bir hücre bile bütün ağacın hayatıyla ilgilidir. O hücre güneş ışığını alır, bitkinin beslenmesine hizmet eder, kökten gelen suyla irtibatlıdır, gövde ve dalların taşıma sistemiyle bağlıdır. Yaprak hücresini anlamak için kökü, gövdeyi, dalı, suyu, ışığı ve ağacın bütün hayatını bilmek gerekir. Demek bir yaprak hücresinde tasarruf eden kudret, bütün ağacı bilen ve idare eden kudrettir.

Öyle ise cüzde tasarruf, Hâlık-ı küll’ün emri altındadır.

Sebeplerin Aczi

Buradan çıkan büyük netice şudur: Hücrede tasarruf eden şey kör tabiat, şuursuz madde, tesadüf veya sebepler olamaz. Çünkü sebepler hücrenin bağlı olduğu bütün bedeni bilmez. Bir atom gözün ne işe yaradığını bilmez. Bir molekül kalbin ritmini tanımaz. Bir hücre bedenin geleceğini hesaplayamaz. Fakat neticede hücreler bütün bedene uygun, hikmetli ve ölçülü çalışır. Demek hücrede görünen tasarruf, hücrenin veya sebeplerin değil, bütün bedeni yaratan Allah’ın tasarrufudur.

Hâlık-ı Küll’ün Emri

Metnin neticesi şudur: “Öyle ise cüzde tasarruf, Hâlık-ı küll’ün emri altındadır.” Yani küçük parçada iş gören kim ise, bütünün Hâlık’ı da O’dur. Göz hücresini yaratan, gözü yaratandır. Gözü yaratan, yüzü yaratandır. Yüzü yaratan, bedeni yaratandır. Bedeni yaratan, insan nev’ini yaratandır. İnsanı yaratan da kâinatı ona hizmet ettiren Zât’tır. Çünkü cüz, küllün dışında düşünülemez.

Kur’ân bu hakikati çok açık ifade eder:

اللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ

“Allah her şeyin yaratıcısıdır.”
(Zümer, 39/62)

Bir hücre “her şey”in içindedir; beden de “her şey”in içindedir. Hücrenin yaratıcısı başka, bedenin yaratıcısı başka olamaz. Çünkü hücrenin şekli, vazifesi ve çalışma sistemi bütün bedene göre tayin edilmiştir.

Tevhid Delili

Bu bahis tevhidin çok kuvvetli bir delilidir. Çünkü bir hücredeki tasarruf bile bütün bedeni bilmeyi gerektiriyorsa, o hücreyi yapan kudret bütün bedeni de yapıyor demektir. Bütün bedeni yapan kudret, bedenin muhtaç olduğu havayı, suyu, gıdayı, güneşi ve kâinat şartlarını da biliyor ve idare ediyor demektir. Böylece küçücük bir hücre, insanı bütün kâinatın Hâlık’ına götüren bir pencere olur.

Bir hücreye kim hükmediyorsa, bütün bedeni de O bilmelidir. Çünkü hücre bedenin dışında mana kazanmaz. Bir harfi yazan, cümleyi bilmelidir; bir cümleyi yazan, kitabı bilmelidir. Bir hücreyi yerli yerine koyan da bedeni, hayatı ve kâinatı bilmelidir. Öyleyse hücrede hakiki tasarruf eden, ancak bütünün yaratıcısı olan Allah’tır.

Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede

Bir Parçayı Yapmak, Bütünü Bilmeyi Gerektirir

Kendi kendine olamaz; çünkü bir şey, daha var olmadan kendisini meydana getiremez.

Tesadüf yapamaz; çünkü kör ve şuursuz tesadüf, ölçülü ve hikmetli bir nizam kuramaz.

Sebepler yapamaz; çünkü sebeplerin ilmi, iradesi ve kudreti yoktur; kendileri de yaratılmaya muhtaçtır.

Öyleyse cüzü de küllü de tek bir Vâhid-i Ehad yaratır. Bir hücreyi kim yaptıysa bedeni de O yapmıştır; gözü kim yaptıysa güneşi de O yaratmıştır; mideyi kim yaptıysa rızkı da O hazırlamıştır.

Cüz kiminse, küll de O’nundur.

Bir Parçayı Biri, Ötekini Başkası mı Yapıyor?

Bir insan bedenini düşünelim. Kalbi bir sebep yaptı, gözü başka bir sebep yaptı, kulağı başka, böbreği başka, damarları başka… Peki bunların hepsi birbirine tam uyumlu nasıl çalışıyor? Kalbi yapan, akciğerin ne yapacağını bilmeden kalbi nasıl ayarladı? Gözü yapan, beynin görme merkezini bilmeden gözü nasıl hazırladı? Böbreği yapan, kanın terkibini bilmeden süzme sistemini nasıl kurdu?

Her Parçayı Ayrı Bir Ustaya Vermek Meseleyi Çözmez

Bir otomobilde motoru bir usta, frenleri başka, şanzımanı başka, direksiyonu başka biri yapsın. Fakat bu ustaların hiçbiri diğerinin ne yaptığını bilmesin, aralarında hiçbir haberleşme ve ortak proje bulunmasın. Böyle bir arabanın bütün parçalarının milimetrik uyum içinde çalışmasını akıl kabul eder mi?

Kabul etmez. Çünkü parçaların uyumu, hepsini kuşatan ortak bir planı gerektirir.

Saat Misali

Saatin bir çarkını biri, başka çarkını bir başkası, yayı başka biri, akrebi ve yelkovanı başka biri yapsın. Fakat hiçbiri saatin tamamını bilmesin. Böyle bir saat doğru zamanı gösterebilir mi?

Gösteremez. Eğer bütün parçalar kusursuz uyuyorsa, ya her parçayı yapanın bütün saati bilmesi gerekir ya da hepsi tek bir ustanın planına göre çalışıyor olmalıdır.

İşte sebeplere yaratıcılık vermek tam burada çöker.

Bir Hücreyi Yapmak Bile Bütün Bedeni Bilmeyi Gerektirir

Bir hücreyi “şu sebep yaptı” dediğiniz anda o sebebe çok büyük bir vazife yüklemiş olursunuz. Çünkü hücrenin nerede duracağını, ne zaman çoğalacağını, hangi hormonu dinleyeceğini, hangi damardan besleneceğini, hangi organa hizmet edeceğini bilmesi gerekir.

📥 PDF İndir
Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki Konu2- Hiçbir insanın Cenab-ı Hakk’a karşı hakk-ı itirazı yoktur ve şekva ve şikayete de haddi yoktur.
Sonraki Konu 4- Hevam, balık gibi küçük hayvanların yumurtalarını, haşerat ve nebatatın tohumlarını…
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Şemme Risalesi içerikleri
  • 1- Şu âlem, görünen ve görünmeyen bütün tabakat ve envaıyla لَا اِلٰهَ اِلَّا هُو diye tevhidi ilan ediyor.
  • 2- Hiçbir insanın Cenab-ı Hakk’a karşı hakk-ı itirazı yoktur ve şekva ve şikayete de haddi yoktur.
  • 3- Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede yapılan tasarruf, en evvel cesedi tasavvur etmeye mütevakkıftır.
  • 4- Hevam, balık gibi küçük hayvanların yumurtalarını, haşerat ve nebatatın tohumlarını…
  • 5- Bir incir tohumunu tavırdan tavıra hıfzeden, devirden devire himaye eden, inhilalden vikaye eden…
  • 6- Lafızların tebeddülüyle mana tebeddül etmez, bâki kalır. Kabuk parçalanır, lüb bâki ve sağlam kalır.
  • 7- Uluhiyetin azameti, izzeti, istiklaliyeti, her şeyin küçük olsun büyük olsun, yüksek olsun alçak olsun…
  • 8- Maddî olan bir şey, kesafeti ne kadar fazla olursa o nisbette ince ve gizli şeyleri göremez…
  • 9- Ekseriyet-i mutlakayı teşkil eden avam-ı nâsın fehimleri Kur’anca o kadar müraat edilmiştir ki…
  • 10- Âyetlerin bahsettikleri hakikatler, şiirlerin bahsettikleri hayalattan pek vâsi ve pek yüksektir.
  • 11- Hâlık’ın vahdetini gösteren âyineler ve delillerini okutan sahifelerin pek çok çeşitleri olduğu gibi
  • 12- Bir kelimeyi yazan harfini yazanın gayrısı, bir sahifeyi yazan satırı yazanın gayrısı…
  • 13- Yıldızlar, şemsler arasında mümaselet olduğu gibi filcümle müsavat da vardır.
  • 14- İnsanın bir ferdinde bir cemaat-i mükellefîn bulunur. Evet, her bir uzuv, bir şey için yaratılmıştır.
  • 15- İnsanları fikren dalalete atan sebeplerden biri; ülfeti, ilim telakki etmeleridir.
  • 16- İnsanların arza ait malûmat ve müsellemat-ı bedihiyatları ülfete mebnidir.
  • 17- Aralarında münasebet, muamele, hattâ mükâleme bulunan iki şeyin…
  • 18- Denizlerde vukua gelen medd ve cezir gibi evliya arasında da bast-ı zaman…
  • 19- Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi bazı insanlar isti’zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar…
  • 20- Fesübhanallah! Mülk ile melekût arasındaki hicab ne kadar incedir, aralarındaki mesafe ne kadar büyüktür.
  • 21- Kezalik Allah’ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir.
  • 22- Kezalik ef’al-i beşer için iki cihet vardır. Eğer niyet ile Allah’ın hesabına olursa…
  • 23-  Kâinatın miftahı, anahtarı insanın elindedir. Âlemin kapıları açık ise de manen kapalıdır.
  • 24- “Ene”nin mahiyeti mevhumedir, rububiyeti hayalîdir. Vücudu bir şeye hâmil olamaz.
  • 25- Eğer insan, benliğine mizan nazarıyla bakarsa kâinattan zihnine akıp gelen âfakî malûmatı kendi malûmatı ile
  • 26- “Ene”nin iki vechi vardır. Bir vechini nübüvvet almıştır. Bir vechini de felsefe almıştır.
  • 27- İkinci vechi alan felsefe, enenin vücudunu aslî ve kendisini müstakil ve mâlik-i hakiki olduğunu zu’metmişlerdir.
  • 28- Hayrat ve hasenatın hayatı niyet iledir. Fesadı da ucub, riya ve gösteriş iledir.
  • 29- Kâinat bir şeceredir. Anâsır onun dallarıdır. Nebatat yapraklarıdır. Hayvanat onun çiçekleridir.
Nur Divanı, Risale-i Nur’u yalnızca satırlarda bırakmak için değil; mânâsına nüfuz etmek, hakikatlerini kavramak için hazırlanmış bir izah platformudur.

Bir eser ne kadar kıymetli olursa olsun, doğru anlaşılmadığında hakikati okuyucuya tam olarak ulaşmayabilir. Bu anlayışla Risale-i Nur’un derin mânâları; şerhler, izahlar ve açıklamalarla daha anlaşılır hâle getirilir.
Son Yazılar
  • 13- Şu görünen âlem, İlahî bir dükkân ve bir mahzendir. Eylül 12, 2026
  • 12- Sen kendi vücudunu yapmaya kādir değilsin. Ve elin onu icad etmekten kāsırdır. Eylül 11, 2026
  • 11- Nefs-i nâtıkanın en yüksek matlubu devam ve bekadır. Eylül 8, 2026
  • 10- Halk-ı eşya hakkında “mûcibe-i külliye” sadık olmadığı takdirde “sâlibe-i külliye” sadık olur. Eylül 8, 2026
  • 16- Eğer takva ve amel-i salih ile Hâlık’ını razı etti isen halkın rızasını tahsile lüzum yoktur, o kâfidir. Eylül 7, 2026
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
  • Risale-i Nur Dinle
  • Risale-i Nur Kavramlar
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.