Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi

Ağustos 23, 2026

Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak

Ağustos 23, 2026

Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır.

Ağustos 22, 2026

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazar, Ağustos 23
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»Mesnevî-i Nuriye»Şemme Risalesi
Mesnevî-i NuriyeŞemme Risalesi

2- Hiçbir insanın Cenab-ı Hakk’a karşı hakk-ı itirazı yoktur ve şekva ve şikayete de haddi yoktur.

36 1
By Nur Divanı on Mayıs 16, 2026 Şemme Risalesi

İ’lem eyyühe’l-aziz! Hiçbir insanın Cenab-ı Hakk’a karşı hakk-ı itirazı yoktur ve şekva ve şikayete de haddi yoktur. Çünkü şikayet eden ferdin hilaf-ı hevesini iktiza eden nizam-ı âlemde binlerce hikmet vardır. O ferdi irza etmekte, o bin hikmetin iğdabı vardır. Bir ferdi razı etmek için bin hikmet feda edilemez. وَ لَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ اَهْوَٓاءَهُمْ لَفَسَدَتِ السَّمٰوَاتُ وَ الْاَرْضُ

Eğer her ferdin keyfine göre hareket edilirse dünyanın nizam ve intizamı fesada gider.

Ey müteşekki! Sen nesin? Neye binaen itiraz ediyorsun? Cüz’î hevesini külliyat-ı kâinata mühendis mi yapıyorsun? Kokmuş olan zevkini nimetlerin derecelerine mikyas ve mizan mı yapıyorsun? Ne biliyorsun ki zannettiğin nimet nıkmet olmasın. Senin ne kıymetin var ki sineğin kanadına muvazi olmayan hevesini tatmin ve teskin için felek çarklarıyla hareketten teskin edilsin!

İ’lem eyyühe’l-aziz! Hiçbir insanın Cenab-ı Hakk’a karşı hakk-ı itirazı yoktur ve şekva ve şikayete de haddi yoktur. Çünkü şikayet eden ferdin hilaf-ı hevesini iktiza eden nizam-ı âlemde binlerce hikmet vardır. O ferdi irza etmekte, o bin hikmetin iğdabı vardır.

İnsanın hoşuna gitmeyen bir hadise, çoğu zaman yalnız onun şahsî arzusuna ters gelir; fakat aynı hadise, kâinatın umumî nizamı içinde binlerce hikmete hizmet eder. İnsan kendi küçük hevesini ölçü yapıp bütün kâinat düzenini ona göre yargılayamaz.

İnsan bir musibet, mahrumiyet veya hoşuna gitmeyen bir durum karşısında hemen şikâyete başlar. Fakat çoğu zaman sadece kendi nefsinin dar penceresinden bakar. “Ben bunu istemedim, öyleyse kötü” der. Hâlbuki bir şeyin insanın hevesine uymaması, onun hakikatte kötü olduğunu göstermez. Belki insanın hoşlanmadığı o şeyde, kendisi için de başkaları için de nice gizli rahmetler ve hikmetler bulunabilir.

Hastalıktan Şikâyet: Mesela insan hastalanır ve “Neden ben hasta oldum?” diye şekvaya başlar. Hâlbuki hastalık bazen günahlara kefaret olur, bazen insanı gafletten uyandırır, bazen kibri kırar. İnsan sadece kendi acısını görür; fakat o hastalığın içinde bin hikmet saklı olabilir.

Geçim Darlığından Şikâyet: Bir kimse rızkı daralınca “Niye bana az verildi?” diye şikâyet eder. Hâlbuki servetin artması bazen insanı azdırabilir, harama sürükleyebilir, gurura düşürebilir. Az rızık bazen kanaati öğretir, israftan korur, kalbi Allah’a yöneltir. İnsan “Ben daha çok istiyorum” der; fakat ilahî hikmet “Senin için şu an bu kadar daha hayırlı” diyebilir. Musibet sana ağır gelir; çünkü sen sadece yükünü görürsün, içindeki rahmeti görmezsin.

İşlerin Ters Gitmesinden Şikâyet: İnsan bir işe girer, işi bozulur; ticareti aksar, planı tutmaz, randevusu iptal olur. Hemen “Her şey ters gidiyor” der. Fakat o gecikme onu daha büyük bir zarardan korumuş olabilir. Kaçırdığı otobüs, geç kaldığı iş, alamadığı fırsat, bazen görünmeyen bir musibetin önüne perde olur. İnsan neticeyi bilmediği için itiraz eder; Allah ise akıbeti bilir. Bir damla aklınla deniz kadar hikmete itiraz etme.

İnsanların Davranışından Şikâyet: Bir insan “Bana değer vermediler, beni anlamadılar, hakkımı yediler” diye şikâyet eder. Elbette haksızlığa karşı hakkını aramak ayrıdır; fakat kalben sürekli kaderi suçlar gibi yakınmak ayrıdır. Bazen insanların vefasızlığı, kula değil Allah’a dayanmayı öğretir. İnsanlardan beklenen ilgi kesilince, kalp hakiki dayanağını aramaya başlar.

Hava, Mevsim ve Şartlardan Şikâyet: İnsan “Hava çok sıcak, çok soğuk, yağmur yağdı, kar yağdı” diye şikâyet eder. Fakat yağmur çiftçinin duasıdır, kar toprağın örtüsüdür, soğuk mikropların kırılmasıdır, sıcak meyvelerin olgunlaşmasıdır. Bir kişinin gezme hevesi bozuldu diye yağmurun binlerce hikmetine itiraz edilemez. İşte metindeki “bir ferdi razı etmekte bin hikmetin gücendirilmesi vardır” mânâsı budur.

Trafik ve Günlük Aksilikler: Trafikte kalan insan “Bu da nereden çıktı?” diye söylenir. Fakat aynı trafik bir başkasının ambulansına yol açılması, bir kazanın önlenmesi, bir buluşmanın gecikmesi, bir kader planının değişmesi gibi nice sebeplere bağlı olabilir. İnsan sadece kendi aceleciliğini görür; kader ise bütün yolları, bütün insanları, bütün neticeleri beraber görür. Sen razı olacaksın diye bin hikmet incitilmez.

Duanın Gecikmesinden Şikâyet: İnsan dua eder, hemen kabul edilmeyince “Ben dua ettim ama olmadı” der. Hâlbuki dua sipariş değildir; kulluktur. Bazen istenen şey aynen verilmez çünkü zararlıdır. Bazen geciktirilir çünkü vakti gelmemiştir. Bazen dünyada verilmez, ahirete bırakılır. İnsan bir kapıyı ister; rahmet ona daha hayırlı başka bir kapı açar. Sen hâdisenin bir yüzünü görürsün; kader bin yüzünü bilir.

وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ۟

Hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olabilir. Hoşlandığınız bir şey de sizin için kötü olabilir. Gerçeği Allah bilir, siz bilemezsiniz. Bakara Sûresi(2) 216. Ayet

عَنْ صُهَيْبٍ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:«عَجَبًا لِأَمْرِ الْمُؤْمِنِ، إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ، وَلَيْسَ ذَاكَ لِأَحَدٍ إِلَّا لِلْمُؤْمِنِ، إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ، فَكَانَ خَيْرًا لَهُ، وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ، فَكَانَ خَيْرًا لَهُ».

Suheyb -radıyallahu anh-‘dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
Müminin hayranlık verici bir hali vardır ki, onun her işi hayırdır. Bu hal, Müminden başka hiç kimsede bulunmaz. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.

[Sahih Hadis] – [Müslim rivayet etmiştir] – [Sahih-i Müslim – 2999]

Bu hadis, nimet ve musibetin mümin için nasıl hayra döndüğünü çok veciz anlatır. Mümin, nimeti şükürle hayra çevirir; musibeti sabırla rahmete çevirir.

Hadis: Allah Hayır Murad Ederse İmtihan Eder

 أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ مَنْ يُرِدِ اللَّهُ بِهِ خَيْرًا يُصِبْ مِنْهُ 

 Ebû Hureyre (radıyallahü anh) diyordu: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah kime hayır murâd ederse ona musibet verir” buyurdu.

Sahîh-i Buhârî’de geçer. “Kitâbü’l-Merdâ / Hastalar 5705

Bu, musibetin her zaman gazap olmadığını gösterir. Bazen musibet, kulun derecesini yükselten, günahını döken, kalbini uyandıran bir rahmet terbiyesidir.

Resûlullah ﷺ, mümine yorgunluk, hastalık, üzüntü, keder, eziyet ve hatta batan diken sebebiyle bile Allah’ın günahlarını örteceğini haber verir. Bu hadis, insanın küçük gördüğü acıların bile ilahî rahmette zayi olmadığını gösterir. Demek kaderin acı görünen tarafında dahi bir temizleme, arındırma ve yükseltme hikmeti vardır.

Kâinatta her şey umumî bir nizamla hareket eder. Güneşin doğması, yağmurun yağması, rüzgârın esmesi, hastalıkların ve sıhhatin gelmesi, ölümün ve hayatın devam etmesi hep küllî kanunlara bağlıdır. Bu kanunlar yalnız bir ferdin keyfine göre değişmez. Çünkü bir ferdin arzusuna göre değiştirilen bir düzen, binlerce başka hikmeti bozabilir.

Üstad’ın “O ferdi irza etmekte, o bin hikmetin iğdabı vardır” ifadesi çok kuvvetlidir. Yani bir kişiyi memnun etmek için kâinattaki binlerce hikmeti incitmek, bozmak ve iptal etmek gerekir. Mesela bir çiftçi yağmur ister, yolcu güneş ister, hasta serinlik ister, esnaf kalabalık ister, başka biri tenhalık ister. Herkesin hevesine göre hava değişse, artık ortada nizam kalmaz. Bir kişinin keyfi için umumî düzen feda edilemez.

وَلَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ اَهْوَٓاءَهُمْ لَفَسَدَتِ السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ ف۪يهِنَّۜ

Eğer hak onların arzularına uysaydı, gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. Mü’minûn Sûresi(23) 71. Ayet

Eğer her ferdin keyfine göre hareket edilirse dünyanın nizam ve intizamı fesada gider.

Bu ayet, hakikatin insanların hevâ ve heveslerine tâbi olamayacağını bildirir. Çünkü heves değişkendir, dar görüşlüdür, çoğu zaman menfaatperesttir. Hak ise sabittir, hikmetlidir ve umumî nizamı gözetir. Eğer kâinat insan heveslerine göre idare edilseydi, göklerin ve yerin düzeni fesada giderdi.

اَمْ لِلْاِنْسَانِ مَا تَمَنّٰىۘ

Yoksa insan için her temenni ettiği şey var mıdır? Necm Sûresi(53) 24. Ayet

Ey müteşekki! Sen nesin? Neye binaen itiraz ediyorsun? Cüz’î hevesini külliyat-ı kâinata mühendis mi yapıyorsun? Kokmuş olan zevkini nimetlerin derecelerine mikyas ve mizan mı yapıyorsun? Ne biliyorsun ki zannettiğin nimet nıkmet olmasın. Senin ne kıymetin var ki sineğin kanadına muvazi olmayan hevesini tatmin ve teskin için felek çarklarıyla hareketten teskin edilsin!

Müteşekki, şikâyet eden, hâlinden memnun olmayan, kaderin hükmüne itiraz eden kimse demektir. Üstad burada nefse dönüp sert bir muhasebe yaptırıyor: “Ey şikâyet eden insan! Sen kimsin? Hangi bilgiye, hangi kudrete, hangi hikmete dayanarak Allah’ın icraatına itiraz ediyorsun?”

Sen Nesin?

İnsan, kâinat içinde nihayet derecede küçük, aciz, muhtaç ve sınırlı bir varlıktır. Ne geçmişi bilir ne geleceği görür. Ne hadiselerin bütün neticelerini kuşatabilir ne de bir musibetin arkasındaki binlerce hikmeti okuyabilir. Böyle dar görüşlü bir kulun, sonsuz ilim ve hikmet sahibi Allah’ın takdirine itiraz etmesi, haddini aşmasıdır.

Neye Binaen İtiraz Ediyorsun?

İtiraz etmek için insanın elinde sağlam bir ölçü olması gerekir. Hâlbuki insan çoğu zaman hakikate göre değil, hevesine göre hükmeder. Hoşuna gidene “iyi”, hoşuna gitmeyene “kötü” der. Fakat bu hüküm ilme değil, nefsin keyfine dayanır. Üstad bu yüzden soruyor: “Sen hangi bilgiye dayanarak bu hadise yanlış diyorsun?”

Cüz’î Hevesini Kâinata Mühendis Yapma

Yani senin küçük, geçici ve şahsî arzun bütün kâinat düzenini planlayacak bir mühendis olamaz. Sen bir şeyin olmasını istersin; fakat o isteğin gerçekleşmesi başka binlerce hikmeti bozabilir. Sen yağmur istemezsin, çiftçi ister. Sen sıcak istersin, hasta serinlik ister. Sen bir kapının açılmasını istersin, belki o kapının açılması seni felakete götürecektir.

Ey şikâyet eden nefis! Sen yağmurun yalnız ıslatan tarafını görüyorsun; Allah onun dirilten tarafını biliyor. Sen ilacın acılığını görüyorsun; Allah şifasını biliyor. Sen budanan dalı görüyorsun; Allah gelecek meyveyi biliyor. Sen hadiseye hevesinle bakıyorsun; Allah hikmetiyle hükmediyor. Bu yüzden kula düşen, kâinatı kendi keyfine göre yargılamak değil; aczini bilip hikmete teslim olmaktır.

Çocuk ve İlaç Misali

Çocuk acı ilacı görünce ağlar, doktora kızar, annesine darılır. Zanneder ki kendisine kötülük ediliyor. Hâlbuki o acı ilaç, çocuğun zevkine göre kötü; fakat sıhhatine göre rahmettir. Aynen öyle de insan, nefsinin hoşlanmadığı bazı hadiseleri musibet zanneder; fakat o hadise ruhuna ilaç, günahına kefaret, gafletine tokat, kalbine uyanış olabilir.

Cerrahın Bıçağı Misali

Bir cerrah hastayı ameliyat ederken bedeni keser. Dışarıdan bakan cahil biri, “Bu adam hastaya eziyet ediyor” diyebilir. Fakat bilen bilir ki o kesmek, öldürmek için değil; yaşatmak içindir. Demek her kesilme zulüm değildir; her acı da şer değildir. Bazen kaderin bıçağı, nefsin kangren olmuş tarafını keser ki kalp kurtulsun.

Yağmur Misali

Bir yolcu yağmur yağınca şikâyet eder; çünkü yolu çamur olur. Fakat çiftçi aynı yağmura sevinir; çünkü tarlası dirilir. Çocuk üzülür; çünkü oyunu bozulur. Ağaç sevinir; çünkü kökü su içer. Demek aynı hadise birinin hevesine ters düşerken, binlerce hikmete hizmet edebilir. Bir ferdin keyfi için yağmur durdurulsa, toprağın, ağacın, hayvanın, rızkın ve hayatın hukukuna ilişilmiş olur.

Bozulmuş Zevk Ölçü Olamaz

“Kokmuş olan zevkini nimetlerin derecelerine mikyas ve mizan mı yapıyorsun?” ifadesi, nefsin yanlış ölçüsünü tokatlıyor. İnsan bazen bozulmuş zevkine göre nimetleri değerlendirir. Nefsin hoşuna giden şeyi büyük nimet zanneder; hoşuna gitmeyeni musibet sayar. Hâlbuki çocuk acı ilacı sevmez ama o ilaç şifadır. Hasta perhizi sevmez ama o perhiz rahmettir. Demek zevk her zaman doğru ölçü değildir.

Halı Dokuma Misali

Halı dokunurken arkadan bakılsa ipler karışık, düğümler çirkin, renkler dağınık görünür. Fakat ön yüzüne geçilince nakış, intizam ve sanat ortaya çıkar. İnsan kaderin çoğu hadiselerine arka yüzden bakar; düğümü görür, nakşı göremez. Bu yüzden acele hükmeder. Hâlbuki ahirette veya zamanın ilerleyen safhalarında o karışık zannedilen düğümlerin ne kadar hikmetli bir desene hizmet ettiği anlaşılır.

Budanan Ağaç Misali

Bahçıvan ağacı budar; dal kesilir, ağaç eksilmiş gibi görünür. Fakat o kesilme, ağacın daha gür, daha sağlıklı, daha verimli olması içindir. İnsan da bazen maldan, makamdan, arzudan, alıştığı bir nimetten budanır. Nefis bunu kayıp zanneder; fakat rahmet onu hafifletiyor, temizliyor, meyveye hazırlıyor olabilir.

Nimet Sandığın Nıkmet Olabilir

“Ne biliyorsun ki zannettiğin nimet nıkmet olmasın?” Yani senin nimet sandığın şey aslında azap, felaket ve zarar olabilir. İstediğin mal seni şımartabilir. İstediğin makam seni gurura atabilir. İstediğin rahatlık seni gaflete sokabilir. İstediğin genişlik seni Allah’tan uzaklaştırabilir. Buna karşılık musibet sandığın şey de seni duaya, tevazua, tövbeye ve Allah’a yaklaştırabilir.

Hevesin Sineğin Kanadı Kadar Değil

“Sineğin kanadına muvazi olmayan hevesin” ifadesi, insanın nefsanî arzusunun kâinat karşısındaki küçüklüğünü anlatır. Bir insanın geçici isteği, bütün göklerin ve yerin düzeni yanında sinek kanadı kadar bile ağırlık taşımaz. Böyle küçük bir heves için güneşin doğuşu, yağmurun inişi, mevsimlerin dönüşü, kaderin umumî kanunları değiştirilemez.

Felek Çarkları Senin Keyfin İçin Durmaz

“Felek çarklarıyla hareketten teskin edilsin” ifadesinin manası şudur: Kâinat büyük bir fabrika, muazzam bir saat, hikmetle dönen azametli bir çark gibidir. Bu çarklar yalnız bir ferdin keyfi için durdurulmaz. Bir kişinin hevesi tatmin olsun diye umumî nizam bozulmaz. Çünkü o nizamda sayısız mahlûkatın hakkı, hikmeti, rızkı, hayatı ve vazifesi vardır.

Saat Çarkı Misali

Büyük bir saatin içinde küçük bir çark, “Ben dönmek istemiyorum” dese, yalnız kendisi durmaz; bütün saat bozulur. Kâinat da hikmetle dönen büyük bir saat gibidir. Bir ferdin arzusu için felek çarkları durdurulmaz. Çünkü o çarkların hareketinde yalnız bir insanın isteği değil, sayısız mahlûkatın rızkı, hayatı, vazifesi ve hikmeti vardır.

Ey şikâyet eden nefis! Sen parçayı görüyorsun, Allah bütünü biliyor. Sen bugünü istiyorsun, Allah ebedî neticeyi görüyor. Sen hevesinle hükmediyorsun, Allah hikmetiyle hükmediyor. Öyleyse küçük arzunu kâinatın ölçüsü yapma; hoşuna gitmeyen her şeyi şer sanma; nimet zannettiğin şeyin nıkmet, musibet zannettiğin şeyin rahmet olabileceğini unutma.

“Her işte bir hayır vardır” sözü bu bahsin halk dilindeki özetidir. Fakat bunu yanlış anlamamak gerekir. İnsan kötülüğü istemez, hataya razı olmaz, tedbiri terk etmez. Ama başına gelen ve artık geri çeviremediği hadisede Allah’ın gizli rahmetine bakar. Şikâyeti bırakır, hikmeti arar.

“Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler” Manası şudur: Allah’ın fiili güzeldir; fakat kul bazen o güzelliği hemen göremez. Çünkü kul dar zamandan bakar; Allah küllî hikmetle hükmeder.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki Konu1- Şu âlem, görünen ve görünmeyen bütün tabakat ve envaıyla لَا اِلٰهَ اِلَّا هُو diye tevhidi ilan ediyor.
Sonraki Konu 3- Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede yapılan tasarruf, en evvel cesedi tasavvur etmeye mütevakkıftır.
1 Yorumu Görüntüle

1 Yorum

  1. Ahmet on Mayıs 17, 2026 11:49 am

    Çok istifade ettim. Allah razı olsun.

    Reply
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Şemme Risalesi içerikleri
  • 1- Şu âlem, görünen ve görünmeyen bütün tabakat ve envaıyla لَا اِلٰهَ اِلَّا هُو diye tevhidi ilan ediyor.
  • 2- Hiçbir insanın Cenab-ı Hakk’a karşı hakk-ı itirazı yoktur ve şekva ve şikayete de haddi yoktur.
  • 3- Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede yapılan tasarruf, en evvel cesedi tasavvur etmeye mütevakkıftır.
  • 4- Hevam, balık gibi küçük hayvanların yumurtalarını, haşerat ve nebatatın tohumlarını…
  • 5- Bir incir tohumunu tavırdan tavıra hıfzeden, devirden devire himaye eden, inhilalden vikaye eden…
  • 6- Lafızların tebeddülüyle mana tebeddül etmez, bâki kalır. Kabuk parçalanır, lüb bâki ve sağlam kalır.
  • 7- Uluhiyetin azameti, izzeti, istiklaliyeti, her şeyin küçük olsun büyük olsun, yüksek olsun alçak olsun…
  • 8- Maddî olan bir şey, kesafeti ne kadar fazla olursa o nisbette ince ve gizli şeyleri göremez…
  • 9- Ekseriyet-i mutlakayı teşkil eden avam-ı nâsın fehimleri Kur’anca o kadar müraat edilmiştir ki…
  • 10- Âyetlerin bahsettikleri hakikatler, şiirlerin bahsettikleri hayalattan pek vâsi ve pek yüksektir.
  • 11- Hâlık’ın vahdetini gösteren âyineler ve delillerini okutan sahifelerin pek çok çeşitleri olduğu gibi
  • 12- Bir kelimeyi yazan harfini yazanın gayrısı, bir sahifeyi yazan satırı yazanın gayrısı…
  • 13- Yıldızlar, şemsler arasında mümaselet olduğu gibi filcümle müsavat da vardır.
  • 14- İnsanın bir ferdinde bir cemaat-i mükellefîn bulunur. Evet, her bir uzuv, bir şey için yaratılmıştır.
  • 15- İnsanları fikren dalalete atan sebeplerden biri; ülfeti, ilim telakki etmeleridir.
  • 16- İnsanların arza ait malûmat ve müsellemat-ı bedihiyatları ülfete mebnidir.
  • 17- Aralarında münasebet, muamele, hattâ mükâleme bulunan iki şeyin…
  • 18- Denizlerde vukua gelen medd ve cezir gibi evliya arasında da bast-ı zaman…
  • 19- Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi bazı insanlar isti’zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar…
  • 20- Fesübhanallah! Mülk ile melekût arasındaki hicab ne kadar incedir, aralarındaki mesafe ne kadar büyüktür.
  • 21- Kezalik Allah’ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir.
  • 22- Kezalik ef’al-i beşer için iki cihet vardır. Eğer niyet ile Allah’ın hesabına olursa…
  • 23-  Kâinatın miftahı, anahtarı insanın elindedir. Âlemin kapıları açık ise de manen kapalıdır.
  • 24- “Ene”nin mahiyeti mevhumedir, rububiyeti hayalîdir. Vücudu bir şeye hâmil olamaz.
  • 25- Eğer insan, benliğine mizan nazarıyla bakarsa kâinattan zihnine akıp gelen âfakî malûmatı kendi malûmatı ile
  • 26- “Ene”nin iki vechi vardır. Bir vechini nübüvvet almıştır. Bir vechini de felsefe almıştır.
  • 27- İkinci vechi alan felsefe, enenin vücudunu aslî ve kendisini müstakil ve mâlik-i hakiki olduğunu zu’metmişlerdir.
  • 28- Hayrat ve hasenatın hayatı niyet iledir. Fesadı da ucub, riya ve gösteriş iledir.
  • 29- Kâinat bir şeceredir. Anâsır onun dallarıdır. Nebatat yapraklarıdır. Hayvanat onun çiçekleridir.
Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.
Son Yazılar
  • Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi Ağustos 23, 2026
  • Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak Ağustos 23, 2026
  • Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır. Ağustos 22, 2026
  • Onuncu Deva Ağustos 18, 2026
  • Üçüncü Hastalık: “Gurur”dur. Ağustos 14, 2026
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.