Muhteşem Avcı: Sümsük Kuşu
Denizlerin üzerinde süzülen bazı kuşlar vardır ki, insan onların avlanışını izlediğinde hayretini gizleyemez. Sümsük kuşu da bu canlılardan biridir. O, sıradan bir deniz kuşu değildir; havada gözetleyen, hedefini seçen, sonra da denize bir ok gibi dalan muhteşem bir avcıdır. Özellikle sardalya sürülerinin bulunduğu bölgelerde, denizin üstü ve altı büyük bir av sahasına döner. Köpek balıkları, yunuslar ve balinalar suyun içinde av peşindeyken, sümsük kuşu avını gökyüzünden takip eder.

Bir Ok Gibi Denize Dalış
Sümsük kuşu avını gördüğü anda kanatlarını geriye toplar, vücudunu dümdüz hâle getirir ve büyük bir hızla denize doğru ok gibi dalar. Metrelerce yükseklikten kısa bir sürede çok yüksek bir hıza ulaşır. Fırtınalı, dalgalı ve hareketli bir denizde hedefini şaşırmadan bulması başlı başına hayret vericidir. Fakat asıl şaşırtıcı olan, bu kadar süratle suya çarpmasına rağmen zarar görmemesidir. Çünkü onun bedeni, bu dalışa uygun şekilde hazırlanmıştır.
Darbeye Karşı Korunan Bir Beden
Normalde bu hızla suya çarpan bir canlının ciddi şekilde zarar görmesi beklenir. Fakat sümsük kuşunda darbenin şiddetini azaltan özel yapılar vardır. Baş ve göğüs bölgesindeki hava keseleri, suya giriş anında bir yastık vazifesi görür. Sivri gagası suyu yarar, uzun boynu ve güçlü vücut yapısı dalış sırasında onu korur. Kanatlarını vücuduna kapatarak suya geniş bir yüzeyle değil, ince bir mızrak gibi girer. Yani hız verilmiş, fakat o hıza dayanacak cihazlar da beraber verilmiştir.
Gözlerdeki Hassas Hesap
Sümsük kuşunun avlanmasında gözleri de önemli bir vazife görür. Denizin yüzeyi sürekli hareket eder; balıklar suyun altında kaçar, ışık kırılır, dalgalar hedefi gizler. Buna rağmen bu kuş avını seçer, mesafeyi hesaplar ve dalışını buna göre yapar. Bu, sıradan bir bakış değildir. Burada hedef belirleme, mesafe tayini ve zamanlama vardır. Kuşun gözleri, gagası, kanatları ve bütün vücudu aynı hedef için birlikte çalışır.
Havada da Suda da Usta
Sümsük kuşu yalnızca havada maharetli değildir; suya girdikten sonra da avına doğru ilerleyebilir. Perdeli ayakları suda hareket etmesine yardım eder. Vücudunun şekli, su içinde de ilerlemeye uygundur. Yani o, havadan denize inen ve denizin içinde de avını takip edebilen özel bir avcıdır. Havada kuş, suda ise âdeta mahir bir dalgıç gibidir.
Şimdi Düşünelim
Bu kuş, yüksekten dalması gerektiğini nereden biliyor? Suya çarpınca zarar görmemesi için hava keselerine ihtiyacı olduğunu kimden öğrendi? Gagasının suyu yaracak şekilde olması gerektiğini, kanatlarını ne zaman kapatacağını, gözleriyle mesafeyi nasıl ayarlayacağını kendisi mi hesapladı? Henüz doğmadan önce, “Ben böyle avlanacağım; bana böyle bir beden gerekir” diye bir plan mı yaptı? Elbette hayır.
Tesadüf Böyle Bir Sistem Kuramaz
Burada tek bir özellikten değil, birbirine bağlı çalışan mükemmel bir sistemden bahsediyoruz. Hız varsa, darbeye dayanacak yapı da vardır. Dalış varsa, suyu yaracak gaga da vardır. Su altı hareketi varsa, perdeli ayak da vardır. Hedef takibi varsa, hassas gözler de vardır. Bunların hepsi aynı amaca hizmet edecek şekilde bir araya gelmiştir. Böyle bir uyum, kör tesadüfün değil; bilen, gören, ölçen ve yaratan bir kudretin eseridir.
Sanat Varsa Sanatkâr Vardır
Sümsük kuşu susar; fakat bedeni konuşur. Dalışı konuşur, gagası konuşur, gözleri konuşur, hava keseleri konuşur, perdeli ayakları konuşur. Hepsi birlikte şunu ilan eder: “Ben başıboş değilim. Ben tesadüfün eseri değilim. Beni havada da suda da vazife görecek şekilde yaratan sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi Allah’tır.”