Ey nefsim… İlim öyle bir hazinedir ki, ona ulaşan durmaz, ulaştıkça daha çok ister. Çünkü ilim arttıkça insan, ne kadar bilmediğini daha iyi anlar. İşte bu yüzden Kur’ân, en yüce insan olan Peygamber’e bile “arttır” demesini emreder.
Artmasını İstediğin Şey Ne?
وَقُلْ رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا
“De ki: Rabbim! İlmimi artır.” (Tâhâ, 20/114)
Dikkat et ey nefsim… Allah, Peygamberine malını artır demedi, makamını artır demedi… İlmini artır dedi. Bu ayet açıkça gösterir ki: Allah katında en kıymetli şeylerden biri ilimdir. Çünkü kuldan sürekli istenmesi emredilen şey, en değerli olandır.
Hz. Musa’dan (a.s) Ders: İlimde Tevazu
Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:
هَلْ أَتَّبِعُكَ عَلَىٰ أَن تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمْتَ رُشْدًا
“Musa dedi ki: Sana öğretilen doğru ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?” (Kehf, 18/66)
Düşün ey nefsim… Bir peygamber, başka bir kuldan ilim öğrenmek için talebe oluyor. Eğer ilimde yetinmek doğru olsaydı, Hz. Musa (a.s) yetinirdi ama o bile yetinmedi.
Demek ki: İlimde durmak gerilemektir, ilerlemek ise talep etmektir.
Ey nefsim… Sen neyin peşindesin? Dünya mı artıyor yoksa ilmin mi? Unutma: Allah’ın artırmanı istediği şey ilimdir.