İlim, sıradan bir bilgi değildir. O, insanı karanlıktan nura çıkaran, cehaletten izzete yükselten bir merdivendir. Nice insanlar vardır ki ilimle meleklerin hürmetine mazhar olmuş, nice kullar vardır ki ilimle peygamberlere varis kılınmıştır.
Allah’ın Peygamberlere Öğrettiği İlimler
Cenâb-ı Hak her peygambere hususî bir ilim vermiştir:
وَعَلَّمَ آدَمَ الْأَسْمَاءَ كُلَّهَا
“Âdem’e bütün isimleri öğretti.”(Bakara, 2/31)
Âdem (a.s.) isimlerle yüceldi, melekler ona secde etti.
وَعَلَّمْنَاهُ مِن لَّدُنَّا عِلْمًا
“Ona katımızdan bir ilim öğrettik.”(Kehf, 18/65)
Hızır (a.s.) ilmiyle Musa’ya (a.s.) rehber oldu.
رَبِّ قَدْ آتَيْتَنِي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِي مِن تَأْوِيلِ الْأَحَادِيثِ
“Rabbim! Bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin.”(Yusuf, 12/101)
Yusuf (a.s.) ilmiyle zindandan çıkıp izzet buldu.
وَعَلَّمْنَاهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَّكُمْ
“Ona sizin için zırh yapmayı öğrettik.”(Enbiyâ, 21/80)
Dâvud (a.s.) sanatıyla saltanat ve kudret kazandı.
عُلِّمْنَا مَنطِقَ الطَّيْرِ
“Bize kuşların dili öğretildi.”(Neml, 27/16)
Süleyman (a.s.) ilmiyle hükümranlık ve zafer elde etti.
وَيُعَلِّمُهُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرَاةَ وَالْإِنجِيلَ
“Ona kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretir.”(Âl-i İmrân, 3/48)
Îsâ (a.s.) ilmiyle iftiradan temizlendi.
وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُن تَعْلَمُ
“Sana bilmediğin şeyleri öğretti.”(Nisâ, 4/113)
يُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ
“Onlara kitabı ve hikmeti öğretir.”(Cum’a, 62/2)
الرَّحْمَٰنُ عَلَّمَ الْقُرْآنَ
“Rahmân, Kur’ân’ı öğretti.”(Rahmân, 55/1-2)
Hz. Muhammed (s.a.v.) ise ilmiyle ümmete rehber, şefaat sahibi kılındı.
Ey nefsim… Bu ilimler boşuna verilmedi. Her biri sahibine bir yücelik ve netice kazandırdı:
Şunu düşün: Âdem (a.s.) mahlûkatın isimlerini öğrenince meleklerden ta’zim gördü.
Peki sen… Rabbini, O’nun isimlerini ve sıfatlarını öğrenirsen, hangi makama çıkarsın?
Bu ilmi taşıyan, sadece bilen olmaz; Hakk’ın temsilcisi, peygamberlerin varisi olur.
Ey nefsim… Hızır’ın ilmi Musa’yı ona talebe yaptı. Yusuf’un ilmi onu zindandan kurtardı. Sen de Kur’ân’ın ilmini taşırsan, şehvetin zindanından çıkamaz mısın?
Ey nefsim… Allah sana kendi kelâmını anlamayı nasip etmişse, bundan daha büyük hangi nimet var? Seni: Hakikatin dili, peygamberlerin varisi, insanlara yol gösteren bir rehber kılmak istiyor…
Fakat ey nefsim… Şunu da unutma: İlim tek başına kurtarmaz.
Bak, şeytan da biliyordu… Rabbini tanıyordu, O’nunla konuşuyordu. Ama ilmi onu kurtarmadı; çünkü kibir ve isyan o ilmi söndürdü. Cenâb-ı Hak onun hâlini şöyle bildirir:
أَبَىٰ وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ
“Direndi, kibirlendi ve kâfirlerden oldu.” (Bakara, 2/34)
Demek ki ilim, ya seni yükseltir ya da kibirle birleşirse seni en aşağıya düşürür.
Öyleyse ey nefsim… İlim iste ama onunla birlikte tevazu, teslimiyet ve amel de iste.
Yoksa aynı ilim, seni semaya çıkarmak yerine ateşe sürükleyebilir.
Unutma: Bu ilim ya seni yüceltir ya da seni mahkûm eder.