Kur’ân zıtları ayırır çünkü insana ölçü kazandırmak ister. İnsan kendi başına çoğu zaman karıştırır, gri alanlarda kaybolur. Hak ile bâtılı, doğru ile yanlışı net çizgilerle ayırarak der ki: “Bak, yol budur; diğeri değildir.” Bu ayrım olmasa, insan neyi seçeceğini bilemez; hayat pusulasız kalır.
Kur’ân’ın bütün bu ayrımları aslında tek bir cümleye çıkar: “Tarafsız kalamazsın.”
Ya nurdasın ya karanlıkta. Ya ilimdesin ya cehalette.
Ve en önemlisi: Seçtiğin şey, seni tanımlar.
Cenâb-ı Hak, hakikatleri birbirinden ayırarak bize ölçü verir. Bu ölçüyle bakıldığında, eşitleme hastalığının ne büyük bir yanılgı olduğu ortaya çıkar. İlk olarak şöyle buyurur:
قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ
“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9)
Kur’ân başka yerlerde bu hakikati farklı misallerle pekiştirir:
قُلْ لَا يَسْتَوِي الْخَبِيثُ وَالطَّيِّبُ
“De ki: Pis ile temiz (haram ile helal) bir olmaz.”(Mâide, 5/100)
قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الْأَعْمَىٰ وَالْبَصِيرُ
“De ki: Kör ile gören bir olur mu?”(Ra’d, 13/16)
أَمْ هَلْ تَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُ
“Yahut karanlıklarla nur bir olur mu?”(Ra’d, 13/16)
Aynı hakikat daha da açık bir şekilde şöyle beyan edilir:
وَمَا يَسْتَوِي الْأَعْمَىٰ وَالْبَصِيرُ , وَلَا الظُّلُمَاتُ وَلَا النُّورُ , وَلَا الظِّلُّ وَلَا الْحَرُورُ , وَمَا يَسْتَوِي الْأَحْيَاءُ وَلَا الْأَمْوَاتُ
“Kör ile gören bir olmaz. Karanlıklarla nur bir olmaz. Gölge ile yakıcı sıcak bir olmaz. Dirilerle ölüler de bir olmaz.”(Fâtır, 35/19–22)
Yine:
لَا يَسْتَوِي أَصْحَابُ النَّارِ وَأَصْحَابُ الْجَنَّةِ ۚ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَائِزُونَ
“Cehennem ehli ile cennet ehli bir olmaz. Kurtuluşa erenler, cennet ehli olanlardır.”(Haşr, 59/20)
Dikkatle bakıldığında bu ayrımların kökünde tek bir hakikat yatar: Âlim ile cahilin farkı.
- Çünkü âlim, nuru temsil eder; cahil ise karanlığı…
- Âlim gören gibidir; cahil ise kör…
- Âlim temiz olanı seçer; cahil ise çoğu zaman pis ile temizi ayıramaz.
Demek ki Kur’ân’ın yaptığı bütün bu ayrımlar, en nihayetinde bizi şu hakikate götürür:
İlim ile cehalet asla bir değildir.
Bütün bu ayetler tek bir hakikati haykırır: Zıtlar asla bir değildir.
Pis ile temiz bir değilse, kör ile gören bir değilse, nur ile karanlık bir değilse, cennet ile cehennem bir değilse, gölge ile yakıcı sıcak bir değilse… Âlim ile cahil de asla bir değildir.