Üstad Bediüzzaman Said Nursî, İşârâtü’l-İ’câz’da Kur’ân kelimelerinin her birinin çok yönlü manalar taşıdığını beyan eder. Bu kelimeler, zahirde kısa görünse de içinde derin hikmetler ve ince işaretler barındırır. İşte مُتَشَابِهًا kelimesi de, cennet nimetlerindeki hem ülfet hem teceddüd lezzetlerine aynı anda işaret eden böyle cami’ bir ifadedir.
وَاُتُوا بِه۪ مُتَشَابِهًاۜ
Rızıklar birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine getirilir. Bakara Sûresi: 25. Ayet
مُتَشَابِهًا : Yani zahiren ve şeklen bir olduğundan, ülfet lezzetini veriyor; bâtınen ve taamen de ayrı olduğu cihetle, teceddüd lezzetini veriyor. Bu itibarla مُتَشَابِهًا kelimesi, her iki lezzeti îma ediyor.
مُتَشَابِهًا kelimesi, cennet nimetlerinin hem tanıdık hem de bambaşka oluşunu aynı anda ifade eden çok ince bir manayı taşır.
Bu kelimeyle anlatılan hakikat şudur: Cennetteki nimetler zahiren, yani görünüş ve şekil itibarıyla birbirine benzer. İnsan onları gördüğünde yabancılık çekmez, aksine bir aşinalık hisseder. Bu aşinalık, ruha bir rahatlık verir ve “ülfet lezzeti” dediğimiz tanıdıklık hazzını doğurur. Kişi, sanki daha önce gördüğü, bildiği bir nimeti tekrar karşısında bulmuş gibi huzur duyar.
Fakat bu benzerlik sadece dış görünüştedir. Aynı nimetler bâtınen, yani tat, lezzet ve hakikat itibarıyla tamamen farklıdır. Her bir lokma, daha önce hiç tadılmamış gibi yeni bir lezzet sunar. Böylece insan, her defasında tazelenen ve yenilenen bir haz yaşar. Bu da “teceddüd lezzeti”dir. Yani nimet hem tanıdık gelir hem de her seferinde yeni bir keşif gibi hissedilir.
Dünya hayatında genellikle bu iki durum bir arada bulunmaz. Alışkanlık, zamanla sıkıcılık getirir; yenilik ise çoğu zaman yabancılık hissi doğurur.
Fakat cennette bu eksiklik yoktur. Orada nimetler hem tanıdık olduğu için huzur verir hem de sürekli yenilendiği için asla bıkkınlık vermez. İşte مُتَشَابِهًا kelimesi, bu iki zıt gibi görünen lezzetin mükemmel bir şekilde birleştiğine işaret eder.
Netice olarak bu kelime bize şunu anlatır: Cennette lezzet ne tekrar ile sıradanlaşır ne de yenilik ile yabancılaşır. Her şey insan fıtratına tam uygun, dengeli ve kusursuz bir şekilde yaratılmıştır.