Close Menu
Nur Divanı
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Cennette nimet getirilir, sen zahmet etmezsin

Nisan 20, 2026

Cennet nimetlerinden sıkılmak yoktur

Nisan 20, 2026

Cennet rızkının dört büyük sırrı

Nisan 20, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Nur Divanı
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazartesi, Nisan 20
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Nur Divanı
Ana Sayfa»Kur'an'dan İnciler
Kur'an'dan İnciler

Cennet rızkının dört büyük sırrı

0
By Nur Divanı on Nisan 20, 2026 Kur'an'dan İnciler

Kur’ân-ı Kerîm’de Cennet ehlinin konuşmalarını nakleden ifadeler, zahirde basit bir haber gibi görünse de, hakikatte çok derin manaları içinde barındırır.

قَالُوا هٰذَا الَّذ۪ي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ

Bu daha önce de rızıklandığımızdır” derler.

Bakara Sûresi 25. Ayet

Özellikle “قَالُوا” gibi lafızlar, sadece bir söz nakli değil; Cennet’teki hayretin, hayranlığın ve müşterek lezzetin ifadesidir. Yine “هٰذَا الَّذ۪ى رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ” cümlesinde “rızık” kelimesinin mübhem bırakılması, tek bir manaya değil; birden çok hakikate işaret eder.

Üstad Bediüzzaman Said Nursî, İşârâtü’l-İ‘câz’da bu ayetin içinde saklı olan bu incelikleri şöyle tahlil eder.

 قَالُوا tefaul bâbının manası olan şirketi andırıyor.

Kur’ân’da geçen “قَالُوا” lafzının tefâ‘ul bâbından gelmesi, basit bir “dediler” manasından çok daha derin bir inceliğe işaret eder. Bu sigada bir müşareket (karşılıklı konuşma) vardır.

Yani “O rızkın acib keyfiyetinden ettikleri taaccüb ve istiğrabı birbirine söylemeye başladılar.”هٰذَا الَّذ۪ى رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ 

Yani Cennet ehli, gördükleri o acib rızık karşısında hayretlerini kendi içlerinde tutmaz; birbirlerine aktarır, hayranlıklarını paylaşır, adeta hayret içinde konuşmaya başlarlar. Bu hâl, Cennet’teki nimetlerin sadece ferdî değil, aynı zamanda müşterek bir lezzet ve paylaşım vesilesi olduğunu gösterir.

Bu cümlede mübhem bırakılıp, beyan edilmeyen “rızık” kelimesinin dört manaya ihtimali vardır:

Ardından gelen “هٰذَا الَّذ۪ى رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ” ifadesinde “rızık” kelimesinin mübhem bırakılması ise, çok derin ve çok katmanlı manalara kapı açar:

Birincisi:  Rızıktan maksad, amel-i sâlihtir. Yani “Bu dâr-ı dünyada rızık olarak bize nasîb kılınan amel-i sâlih, yani şimdi yediğimiz rızıklar dünyada yaptığımız amel-i sâlihin neticesidir.” Yani amel ile ceza arasında o kadar ittisal (bağlılık) vardır ki; sanki dünyadaki amel, âhirette tecessüm edip sevab kesilmiştir. Onların sevinçleri, bu noktadan hasıl olmuştur.

Buradaki rızıktan maksat, amel-i sâlihtir. Yani Cennet ehli der ki: “Bu bize dünyada verilen rızıktır.” Demek ki dünyada yapılan ameller, âhirette somut bir nimet olarak karşılarına çıkmıştır. Öyle bir bağlılık vardır ki, sanki amel şekil değiştirip Cennet nimeti olmuştur. Bu, onların en büyük sevinçlerinden biridir.

Meselâ bir tohum ekersin; yıllar sonra ağaç olur, meyve verir. O meyveye baktığında dersin ki: “Bu, benim ektiğim şeyin neticesidir.” Aynen bunun gibi, amel de Cennet’te meyve olur.

 İkincisi: Rızıktan maksad, dünyanın taam ve yemekleridir. Yani: “Dünyada rızık olarak bize verilen taamlar, bunlardır. Amma zevkleri, tatları arasında dağlar kadar fark vardır.” İşte onların istiğrabları bu noktadandır.

Rızık, dünya nimetleridir. Yani “Bunlar dünyada yediğimiz rızıklara benziyor” derler. Fakat tat, lezzet ve keyfiyet bakımından aralarında dağlar kadar fark vardır. Şekil tanıdık, fakat lezzet bambaşkadır. İşte onların hayreti buradan doğar.

Meselâ dünyada bir meyve yersin; Cennet’te aynı surette bir meyve görürsün ama bir ısırık aldığında anlarsın ki bu, dünyadakine hiç benzemez.

Üçüncüsü: Bu semereler, biraz evvel yediğimiz semereler gibidir, amma suretleri bir, manaları, tatları ayrıdır. Demek sureten, şeklen bir olduklarından, ülfet lezzetini veriyor; tatlarının ayrı olmasıyla da teceddüd lezzeti hasıl oluyor. İşte sevinçleri bu noktadandır.

Bu meyveler, az önce yediklerine benzer. Suretleri aynı, fakat tatları farklıdır. Böylece iki lezzet bir araya gelir:

  • Ülfet lezzeti (tanıdıklık)
  • Teceddüd lezzeti (yenilik)

Meselâ aynı tatlıyı tekrar yersin ama her lokmada farklı bir lezzet hissedersin. Tanıdık ama hep yeni…

Dördüncüsü: Hemen şimdi yediğimiz meyveler, bu dallardaki meyvelerdir. Demek bir meyve koparıldığı zaman, yeri boş kalmıyor, derhal yerine bir meyve peyda olur. İşte bundandır ki, Cennet’in meyvelerinde noksaniyet olmuyor.

Yenen meyve, dalından koparılanın aynısıdır; fakat koparıldığı anda yerine yenisi gelir. Yani Cennet’te:

  • Eksilme yok
  • Tükenme yok
  • Azalma yok

Meselâ bir pınardan su içersin; içtikçe bitmez, aksine akmaya devam eder. Aynen bunun gibi, Cennet nimetleri de sürekli yenilenir. 

📥 PDF İndir
cennet
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki KonuCennet neden “Cennetler” diye anlatılır?
Sonraki Konu Cennet nimetlerinden sıkılmak yoktur

İlgili Konular

Kur'an'dan İnciler

Cennette nimet getirilir, sen zahmet etmezsin

Kur'an'dan İnciler

Cennet nimetlerinden sıkılmak yoktur

Kur'an'dan İnciler

Cennet neden “Cennetler” diye anlatılır?

Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Kur'an'dan İnciler içerikleri
  • Kur’an’da Allah niçin biz diyor ben demiyor?
  • Günahların sevaba çevrilmesi ne demektir?
  • Namaz insanı günahlardan nasıl alıkoyar?
  • Ataların günahına razı olanlar da sorumlu olur mu?
  • İnsan kaybolur, ateş ağlar!
  • “Dinde zorlama yoktur” ayeti nasıl anlaşılmalı?
  • Amelin sonuna ulaşamayan sevabını kaybeder mi?
  • Kur’ân’a göre günahın sorumluluğu kime aittir?
  • Günah dağ gibi olsa da Allah’ın rahmeti ondan büyüktür
  • Zikir sadece dil ile mi yapılır?
  • Yanlış insanları takip etmenin sonu nedir?
  • Melekler insanın fesat çıkaracağını nasıl bildi?
  • Kur’an’da yeryüzü mü önce yaratıldı, gök mü?
  • Hz. Âdem’in ağaca yaklaşması günah mı, hikmet mi?
  • Can mı önce, mal mı? Kur’ân’daki tertibin hikmeti
  • Allah hakkında kullanılan “kâne” fiilinin manası
  • Kasten mümini öldürenin hükmü ve tevbesi
  • Allah mekân ve cihetten münezzehtir
  • Ruhun bedenle ölmediğinin delili
  • Yalandan şeytan bile utanır
  • Şeytanla barış olmaz
  • Allah gizliyi getirir
  • Kalbi diriltmek için nefsin dört kuşunu öldür
  • Neden Hz. İbrahim’e (a.s.) hemen, Hz. Uzeyr’e (a.s.) yüz yıl sonra?
  • İyiliğin reklamı, fakirin mahcubiyeti
  • Hz. İsa (as) yakında insanlarla konuşacak
  • Kur’ân’a göre imanda delilin önemi
  • Delil yakîni artırır
  • Kur’an’ın icazı onun lafızlarında parlar
  • Kur’ân’ın nazmındaki mucize
  • Kıble meselesi vahy-i gayr-i metlûvu ispat eder
  • Kur’ân’ı anlamak için sünnet gerekli mi?
  • Kapılar kapanınca başlayan imtihan
  • Allah demedikçe
  • İmanınız size ne kötü şey emrediyor!
  • İlmiyle konuşup hâliyle yalanlayanlar
  • Namaz ağırsa, kalbi yokla
  • Cumartesi ashabı ve bugünün insanları
  • Karun gibi yükselenler, Karun gibi batar
  • Cennet bir ücret değil, ilâhî bir müjdedir
  • Mânâdaki yakınlığın lafızlardaki tecellisi
  • Hatırlanmak mı, unutulmak mı?
  • Peygamberleri inkâr etmeyiz; derecelerini de inkâr etmeyiz
  • Şeâire saygı, takvanın alametidir
  • Kur’ân’ın hitabındaki hayret veren incelik
  • Kur’ân neden “Yâ Benî İsrâil” der?
  • İsa’nın misali Âdem’in misali gibidir
  • Neden lânetleşmeye cesaret edemediler?
  • “Zallâm” denmesi, Allah hakkında zulme kapı açar mı?
  • Allah gökleri ve yeri neden altı günde yarattı?

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Son Yazılar
  • Cennette nimet getirilir, sen zahmet etmezsin
  • Cennet nimetlerinden sıkılmak yoktur
  • Cennet rızkının dört büyük sırrı
  • Cennet neden “Cennetler” diye anlatılır?
  • Cennet bir hak mı, bir lütuf mu?
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.