Hz. Meryem’e yöneltilen bu hitap, Meryem Suresi 28. ayette şu şekilde nakledilir:
يَا أُخْتَ هَارُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ امْرَأَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ أُمُّكِ بَغِيًّا
“Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi; annen de iffetsiz bir kadın değildi.”
(Meryem, 19/28)
Fahreddin er-Râzî burada “Yâ uhte Hârûn / Ey Hârûn’un kız kardeşi” ifadesi hakkında zikredilen görüşleri toparlayıp değerlendiriyor. Metinden çıkan özlü netice şu şekilde verilebilir:
Râzî’ye göre bu ifadede geçen Hârûn hakkında dört ihtimal ileri sürülmüştür:
Birinci görüş: Hârûn, İsrailoğulları içinde zühd, takva ve salahıyla tanınan meşhur bir salih kişidir. Hz. Meryem ona neseben değil, salah ve iffet bakımından benzetilerek nisbet edilmiştir. Yani mana: “Sen takvada, iffette, ibadette Hârûn gibi bilinen biriydin; şimdi bu nasıl oldu?” Bu görüş Katâde, Ka‘b, İbn Zeyd ve Muğîre b. Şu‘be gibi isimlerden nakledilmiştir.
İkinci görüş: Buradaki Hârûn, Hz. Musa’nın kardeşi olan peygamber Hârûn’dur. Buna göre “Hârûn’un kız kardeşi” sözü, gerçek kardeşlik değil, soy ve nesep bağı ifade eder. Arapçada bir kimseye, geçmişteki büyük bir zata mensubiyet sebebiyle “onun kardeşi” veya “onun oğlu” denilebildiği gibi burada da Hz. Meryem’in, Hârûn soyundan oluşuna işaret edilmiş olur.
Üçüncü görüş: Buradaki Hârûn, kötü hali ve fıskıyla tanınan bir kişidir. Buna göre söz, nesep için değil, ayıplama ve benzetme için kullanılmış olur. Yani sanki: “Sen de onun gibi mi oldun?” denmek istenmiştir.
Dördüncü görüş: Hz. Meryem’in gerçekten Hârûn isminde bir erkek kardeşi vardı ve ayet hakiki manada bunu ifade etmektedir.
Râzî’nin değerlendirmesine göre, bu son görüş yani Hz. Meryem’in Hârûn isimli gerçek bir kardeşinin bulunmuş olması, iki sebeple daha güçlü görünmektedir:
- Lafızlarda asıl olan, mecaza gitmeden önce hakiki manayı esas almaktır.
Yani “kız kardeş” denilmişse, öncelikle bunun gerçekten kardeşlik manasında anlaşılması daha uygundur. - Ayette Hz. Meryem’in anne ve babasının da iyi kimseler olduğu vurgulanmaktadır. Eğer onun ayrıca salih biri olan bir kardeşi de varsa, o zaman yapılan kınama daha şiddetli olur. Yani mana şu olur:
“Senin annen böyle temiz, baban böyle salih, kardeşin de böyle iyi bir insan iken sen nasıl böyle bir ithama sebep olacak bir hâle geldin?”
Bu, ayetteki azarlamanın etkisini daha da artırır.
Özetle Râzî, görüşleri naklettikten sonra hakiki mana kaidesi ve kınamanın daha beliğ olması sebebiyle, “Hârûn”un Hz. Meryem’in gerçek kardeşi olması ihtimalini daha kuvvetli görmektedir.