Close Menu
Nur Divanı
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Kur’an mahluk mudur?

Nisan 20, 2026

“Ol” emri hakikatte nasıl anlaşılmalı?

Nisan 20, 2026

Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?

Nisan 19, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Nur Divanı
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazartesi, Nisan 20
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Nur Divanı
Ana Sayfa»Sözler»Altıncı Söz
SözlerAltıncı Söz

13- Bütün o kıymettar cihazat-ı insaniyeyi, hayvanlıktan çok aşağı bir derekeye düşürüp hikmet-i İlahiyeye iftira ve zulmettin.

0
By Nur Divanı on Ocak 16, 2026 Altıncı Söz

Üçüncü hasaret: Bütün o kıymettar cihazat-ı insaniyeyi, hayvanlıktan çok aşağı bir derekeye düşürüp hikmet-i İlahiyeye iftira ve zulmettin.

Bu cihazları, sadece şehvet, mide ve menfaat hesabına çalıştırmak; insanı hayvandan aşağı bir seviyeye indirir. Çünkü hayvan: Sorumlu değildir, haram–helâl bilmez, isyan etmez, fıtratına aykırı davranmaz.

İnsan ise bilerek, isteyerek ve tercih ederek bu yola girer.

Kalp sarayını nefsin ahırına çevirmek

Bir padişah, sarayını ve içindeki en kıymetli eşyaları bir misafirine emanet etse… O misafir ise sarayın ihtişamlı salonlarını ahıra çevirse; bu davranışla hem sarayın kıymetini ayaklar altına almış hem de kendine büyük bir zulüm etmiş olmaz mı? Çünkü böyle bir hareket, sarayı veren Padişaha karşı fiilî bir hakarettir.

İnsan da kendisine emanet edilen kalp sarayını, nefsin süflî arzularına tahsis ederse; Orayı mahbub-u Bakiye tahsis edeceğine fani mahbuplarla doldurursa hem kalp sarayının kıymetini düşürmüş hem de  hikmet-i İlâhiyeye iftira etmiş olur.

Zira bu hâl, lisan-ı hâl ile şunu söylemektir: “Bu kadar sonsuz bir muhabbet için verilen bu cihazın yüksek bir maksadı yoktur.” İşte kalp sarayını nefsin ahırına çevirmek, tam olarak budur.

Altın tartıyı çöp tartmakta kullanmak

Hassas bir altın terazisi, kıymeti olmayan tenekeleri ve çöpleri tartmak için kullanılsa; kısa zamanda bozulur, ayarı kaçar ve bütün değerini kaybeder. Hâlbuki o terazi, en ince ve en kıymetli ölçüler için yapılmıştır.

Akıl da böyledir. Akıl, hakikati tartmak, marifeti ölçmek ve ebedî kazancı ayırt etmek için verilmiş ilâhî bir terazidir. Onu günahı meşrulaştırmakta, heveslere mazeret üretmekte ve nefse hizmette kullanmak; akılla yapılan en büyük israftır.

İşte aklı, marifet yerine hevesin hizmetine vermek; altın teraziyi çöpte çürütmek gibidir ki hikmet-i İlahiyeye bir iftira ve zulümdür.

Kristal dürbünle çamur izlemek

Çok hassas, kristal camlardan yapılmış bir dürbün düşünün. En uzak yıldızları seyretmek, en ince detayları görmek için imal edilmiş. Siz bu dürbünü alıp: Çamurlu yollara bakmakta, pislikleri gözetlemekte, karanlık ve aşağı manzaraları seyretmekte kullanıyorsunuz.

Göz de böyledir. Göz, kâinatı ibretle okumak, güzelliği görmek ve marifete açılan bir pencere olmak için verilmiştir. Onu harama bakmakta, şehveti körüklemekte ve günahı seyretmekte kullanmak; gözü kendi vazifesinden düşürür. Bu hâl: Gözü kirletir, kalbi karartır, basireti kapatır.

İşte gözü, yaratılış gayesinden koparıp nefsin hizmetine vermek; gökyüzü için yapılmış bir dürbünü çamura çevirmek gibidir.

Saray Kapısına Kulak Yerine Lağım Açmak

Bir padişah, sarayının en mühim yerine özel bir dinleme odası yaptırmış olsun. Bu oda; fermanları, emirleri ve en kıymetli haberleri almak için hazırlanmış. Siz ise o odayı: Dedikodu fısıltılarıyla dolduruyor, pis sözlerin dolaştığı bir geçit hâline getiriyor, sarayın emirlerinin değil, lağım kokularının aktığı bir yere çeviriyorsunuz.

Bu ne demektir? Bu, padişahın emrini dinlemek için yapılmış bir mekânı, pisliklerin aktığı bir kanal hâline getirmektir.

Kulak da böyledir. Kulak, hakkı işitmek, ilâhî hitaba muhatap olmak ve kalbe yol açmak için verilmiştir. Onu gıybet, iftira, yalan ve boş sözle doldurmak; kulak nimetini hikmetten koparıp zillete düşürmektir.

Bu hâl, lisan-ı hâl ile şunu söyler: “Bu kulak yüksek hakikatleri işitmeye layık değildir.” İşte kulağı bu hâle sokmak, hikmet-i İlâhiyeye fiilî bir iftiradır.

Altın Mührü Çöplükte Damga Yapmak

Bir padişahın elinde, sadece fermanları tasdik etmek için kullandığı altın bir mühür bulunsun. Bu mühürle atılan her iz, söylenen her söz kıymet kazanır. Siz bu mührü alıp: Çöpleri damgalıyor, değersiz kâğıtları mühürlüyor, pis işlerin altına imza atıyorsunuz.

Ne olur? Mühür hâlâ altındır ama artık itibarını kaybetmiştir.

Dil de böyledir. Dil; hakkı söylemek, şükrü ilan etmek, hakikati tebliğ etmek için verilmiş kıymetli bir mührüdür. Onu sadece nefsin lezzetinde kullanmak ve yalanla, gıybetle, iftirayla boş sözle çalıştırmak; dilin şerefini ayaklar altına almaktır.

İşte dili, hakikat yerine pis işlere damga vurdurmak; altın mührü çöplükte kullanmak gibidir.

Faniyi bakiye tercih etmek

Bir padişah bir kimseye hususî bir teveccüh gösterse, onu huzuruna kabul edip yüksek makamlara namzet kılsa; o kimse de bu teveccühe lâyık olmaya çalışacağı yerde bütün gayretini köyüne muhtar olmak için sarf etse, ne büyük bir divânelik eder. Çünkü kendisine açılan büyük bir saltanatı bırakıp, küçücük bir mevkiye razı olmuştur.

Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti de insana böyle bir teveccüh göstermiş; onu ebedî bir hayata, bitmeyen bir saadete ve sonsuz bir saltanata namzet kılmıştır. Bu dâvayı ciddiye almayan, gafletle yaşayan kimse ise ne ile meşgul olursa olsun, hakikatte sultanlığa çağrıldığı hâlde muhtarlığa talip olmuş demektir. Dünya mevkileri ne kadar büyük görünürse görünsün, ebediyetle kıyaslandığında bir köy idaresinden öte değildir.

📥 PDF İndir
Altıncı Söz
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki Konu12- Emanette hıyanet cezasını çekeceksin.
Sonraki Konu 14-Acz ve fakrın ile beraber, o pek ağır hayat yükünü, zayıf beline yükleyip zeval ve firak sillesi altında daim vaveylâ edeceksin.

İlgili Konular

Altıncı Söz

17- Allah’a abd ve asker olmak, öyle lezzetli bir şereftir ki tarif edilmez.

Altıncı Söz

16- Şimdi satmaya bakacağız. Acaba o kadar ağır bir şey midir ki çokları satmaktan kaçıyorlar.

Altıncı Söz

15- Beşinci hasaret: Hayat-ı ebediye esasatını ve saadet-i uhreviye levazımatını tedarik etmek için verilen…

Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Altıncı Söz içerikleri
  • 1- Altıncı Söz’ün temsilî hikâyeciği
  • 2- Temsilden hakikate geçiş
  • 3- Birinci kâr: Fâni mal, beka bulur.
  • 4- İkinci kâr: Cennet gibi bir fiyat veriliyor.
  • 5- Mesela, akıl bir âlettir. Eğer Cenab-ı Hakk’a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan
  • 6- Mesela, göz bir hâssedir ki ruh bu âlemi o pencere ile seyreder.
  • 7- Mesela, dildeki kuvve-i zaikayı, Fâtır-ı Hakîm’ine satmazsan belki nefis hesabına…
  • 8- İşte ey akıl, dikkat et! Meş’um bir âlet nerede, kâinat anahtarı nerede?
  • 9- İnsan zayıftır, belaları çok. Fakirdir, ihtiyacı pek ziyade. Âcizdir, hayat yükü pek ağır.
  • 10- Bütün o aza ve âletlerin ibadeti ve tesbihatı ve o yüksek ücretleri, en muhtaç olduğun bir zamanda…
  • 11- O kadar sevdiğin mal ve evlat ve perestiş ettiğin nefis ve heva ve meftun olduğun gençlik ve hayat zayi olup kaybolacak…
  • 12- Emanette hıyanet cezasını çekeceksin.
  • 13- Bütün o kıymettar cihazat-ı insaniyeyi, hayvanlıktan çok aşağı bir derekeye düşürüp hikmet-i İlahiyeye iftira ve zulmettin.
  • 14-Acz ve fakrın ile beraber, o pek ağır hayat yükünü, zayıf beline yükleyip zeval ve firak sillesi altında daim vaveylâ edeceksin.
  • 15- Beşinci hasaret: Hayat-ı ebediye esasatını ve saadet-i uhreviye levazımatını tedarik etmek için verilen…
  • 16- Şimdi satmaya bakacağız. Acaba o kadar ağır bir şey midir ki çokları satmaktan kaçıyorlar.
  • 17- Allah’a abd ve asker olmak, öyle lezzetli bir şereftir ki tarif edilmez.

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Son Yazılar
  • Kur’an mahluk mudur?
  • “Ol” emri hakikatte nasıl anlaşılmalı?
  • Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?
  • Kalp nedir?
  • Hidayet-i İlahî, bir burak olup mü’minlere gönderilmiştir.
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.