Close Menu
Nur Divanı
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

“Ol” emri hakikatte nasıl anlaşılmalı?

Nisan 20, 2026

Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?

Nisan 19, 2026

Kalp nedir?

Nisan 19, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Nur Divanı
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazartesi, Nisan 20
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Nur Divanı
Ana Sayfa»Sözler»Altıncı Söz
SözlerAltıncı Söz

10- Bütün o aza ve âletlerin ibadeti ve tesbihatı ve o yüksek ücretleri, en muhtaç olduğun bir zamanda…

0
By Nur Divanı on Ocak 13, 2026 Altıncı Söz

Beşinci kâr: Bütün o aza ve âletlerin ibadeti ve tesbihatı ve o yüksek ücretleri, en muhtaç olduğun bir zamanda, cennet yemişleri suretinde sana verileceğine ehl-i zevk ve keşif ve ehl-i ihtisas ve müşahede ittifak etmişler.

İnsanın Allah’a sattığı o göz, o akıl, o dil, o el ve bütün âzâlar… Zannedildiği gibi kaybolup gitmez. Bilakis her biri, kendi lisanınca ibadet eder, tesbih eder ve bu ibadetlerin karşılığı zayi olmaz. Ehl-i zevk ve keşif, ehl-i ihtisas ve müşahede ehli olanlar ittifakla söylemişlerdir ki: Bu âzâların sessiz ibadetleri ve görünmeyen tesbihatları, insanın en muhtaç olduğu bir zamanda, cennet yemişleri sûretinde ona iade edilecektir.

Bu mesele Otuz Birinci Söz’de şöyle zikredilmiştir.

“O âlemlerin birisi de Sidretü’l-Müntehâ’daki Cennetü’l-Me’vâ’dır. Yerdeki tesbihat ve tahmidat, o cennetin meyveleri suretinde -Muhbir-i Sadık’ın ihbarıyla- temessül ettiği sabittir.

Deme ki: “Havaî bir Elhamdülillah kelimem nasıl mücessem bir meyve-i cennet olur?”

Çünkü sen gündüz uyanıkken güzel bir söz söylersin, bazen rüyada güzel bir elma şeklinde yersin. Gündüz çirkin bir sözün, gecede acı bir şey suretinde yutarsın. Bir gıybet etsen, murdar bir et suretinde sana yedirirler. Öyle ise şu dünya uykusunda söylediğin güzel sözlerin ve çirkin sözlerin, meyveler suretinde, uyanık âlemi olan âlem-i ahirette yersin ve yemesini istib’ad etmemelisin.” (Otuz Birinci Söz)

Düşün: Dünyada bir bakışını haramdan çevirdin; belki kimse görmedi, belki sana ağır geldi. Ama o bakış boşa gitmedi. O göz, o an Allah namına sabretti ve tesbih etti. İşte o tesbihin karşılığı, orada bir nur oldu; burada bir tohum gibi toprağa girdi. Ahirette ise o tohum, tatlı bir meyve olarak önüne konulacak. “Bu nereden?” diye soracaksın. Denilecek ki: “Dünyada sabrettiğin bir bakıştan…”

Bir sözünü yuttun; gıybet etmedin, kalp kırmadın. Dil sustu ama kalbin konuştu. O susmak ibadet oldu. O ibadet, burada görünmedi; ama orada lezzet oldu. Bir meyve gibi, bir nimet gibi sana ikram edilecek.

Bir adımını günaha değil, hayra attın. Ayak yoruldu, nefis sızlandı. Fakat o adım, zikre dönüştü. İşte o zikir, ahirette sana yol oldu, gölge oldu, meyve oldu.

Şimdi bu mesele ile ilgili bazı hadis-i şerifler nakledelim:

Hazreti Abdullah b. Amr rivayet etmiştir. Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:

— Kim  سُبْحَانَ اللَّهِ وَ بِحَمْدِهِ  derse, onun için cennette bir hurma ağacı dikilir. (Bezzar, Mecmâu’z-Zevâid)

Hazreti Eyyübü’l-Ensari (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (a.s.m.) miraç gecesinde İbrahim (a.s.)’ın yanına uğradı.

İbrahim (a.s.): “Ey Cebrail yanındaki kimdir?” dedi. Cebrail: “Muhammed (a.s.m.)’dır.” dedi. İbrahim (a.s.): “Ümmetine söyle cennete bol bol fidan diksinler. Şüphesiz cennetin toprağı çok güzel ve arazisi çok geniştir.” buyurdu. Resulullah (a.s.m.): “Cennetin fidanları nedir?” deyince, İbrahim (a.s.) şöyle dedi:  لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللَّهِ dır.” (Müsned-i Ahmed, Mecmâu’z-Zevâid)

Hazreti Ebû Hüreyre (r.a.) diyor ki: Resulullah (a.s.m.) yanıma uğradı. Ben fidan dikiyordum. “Ey Ebû Hureyre, ne yapıyorsun?” buyurdu. Ben: “Kendim için fidan dikiyorum.” dedim. Resulullah (a.s.m.): “Ben sana bundan daha hayırlı fidan söyleyeyim mi?” buyurdu. Ben: “Evet ya Resulallah, söyleyiniz!” dedim. Bunun üzerine buyurdu ki:

—  سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ اِلهَ اِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ اَكْبَرُ  de. Bunlardan her kelime karşılığında cennette senin için bir ağaç dikilir. (İbni Mâce)

En muhtaç olduğun zaman… Yani dünyadan hiçbir şeyin kalmadığı ne malın ne evladın fayda vermediği, yalnız ve çaresiz hissettiğin o anda… İşte o zaman, dünyada fark etmediğin bu ibadetler önüne sofra gibi serilecek.

Ehl-i zevk ve keşif ve ehl-i ihtisas ve müşahede ittifak etmişler.

Bu ifadeyle verilen mesaj şudur: “Bu söylenenler şahsî bir kanaat değil; asırlar boyunca hakikatin peşinde yürümüş manevî önderlerin ittifakla vardığı bir hükümdür.” Bu ifade, meseleyi tartışma zemininin dışına taşır. Çünkü artık karşıda bir ferdin yorumu değil; ilimle ispat edenlerin, müşahedeyle görenlerin ve zevk ile tadanların ortak şahitliği vardır.

  1. Ehl-i İhtisas: İman hakikatlerini ilim ve delille ispat eden âlimlerdir.
  2. Ehl-i Müşahede: İman hakikatlerini görür gibi tasdik eden velîlerdir.
  3. Ehl-i Zevk ve Keşif: İman hakikatlerini tadarak ve keşfederek bilen ehl-i kalptir.

Ehl-i zevk ve keşif ve ehl-i ihtisas ve müşahedenin ittifakla söylediği hakikat şudur: Dünyada Allah için yapılan hiçbir şey yok olmaz. Sadece şekil değiştirir. Burada sabır olur, orada lezzet olur. Burada fedakârlık olur, orada cennet yemişi olur.

Ne büyük kâr! İnsan farkında olmadan ibadet eder, farkında olmadan sermaye biriktirir ve en muhtaç olduğu anda Rahmân’ın ikramıyla karşılaşır. İşte beşinci kâr budur: Kaybettiğini sandığın her şey, orada sana ebedî bir kazanç olarak döner.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki Konu9- İnsan zayıftır, belaları çok. Fakirdir, ihtiyacı pek ziyade. Âcizdir, hayat yükü pek ağır.
Sonraki Konu 11- O kadar sevdiğin mal ve evlat ve perestiş ettiğin nefis ve heva ve meftun olduğun gençlik ve hayat zayi olup kaybolacak…

İlgili Konular

Altıncı Söz

17- Allah’a abd ve asker olmak, öyle lezzetli bir şereftir ki tarif edilmez.

Altıncı Söz

16- Şimdi satmaya bakacağız. Acaba o kadar ağır bir şey midir ki çokları satmaktan kaçıyorlar.

Altıncı Söz

15- Beşinci hasaret: Hayat-ı ebediye esasatını ve saadet-i uhreviye levazımatını tedarik etmek için verilen…

Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Altıncı Söz içerikleri
  • 1- Altıncı Söz’ün temsilî hikâyeciği
  • 2- Temsilden hakikate geçiş
  • 3- Birinci kâr: Fâni mal, beka bulur.
  • 4- İkinci kâr: Cennet gibi bir fiyat veriliyor.
  • 5- Mesela, akıl bir âlettir. Eğer Cenab-ı Hakk’a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan
  • 6- Mesela, göz bir hâssedir ki ruh bu âlemi o pencere ile seyreder.
  • 7- Mesela, dildeki kuvve-i zaikayı, Fâtır-ı Hakîm’ine satmazsan belki nefis hesabına…
  • 8- İşte ey akıl, dikkat et! Meş’um bir âlet nerede, kâinat anahtarı nerede?
  • 9- İnsan zayıftır, belaları çok. Fakirdir, ihtiyacı pek ziyade. Âcizdir, hayat yükü pek ağır.
  • 10- Bütün o aza ve âletlerin ibadeti ve tesbihatı ve o yüksek ücretleri, en muhtaç olduğun bir zamanda…
  • 11- O kadar sevdiğin mal ve evlat ve perestiş ettiğin nefis ve heva ve meftun olduğun gençlik ve hayat zayi olup kaybolacak…
  • 12- Emanette hıyanet cezasını çekeceksin.
  • 13- Bütün o kıymettar cihazat-ı insaniyeyi, hayvanlıktan çok aşağı bir derekeye düşürüp hikmet-i İlahiyeye iftira ve zulmettin.
  • 14-Acz ve fakrın ile beraber, o pek ağır hayat yükünü, zayıf beline yükleyip zeval ve firak sillesi altında daim vaveylâ edeceksin.
  • 15- Beşinci hasaret: Hayat-ı ebediye esasatını ve saadet-i uhreviye levazımatını tedarik etmek için verilen…
  • 16- Şimdi satmaya bakacağız. Acaba o kadar ağır bir şey midir ki çokları satmaktan kaçıyorlar.
  • 17- Allah’a abd ve asker olmak, öyle lezzetli bir şereftir ki tarif edilmez.

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Son Yazılar
  • “Ol” emri hakikatte nasıl anlaşılmalı?
  • Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?
  • Kalp nedir?
  • Hidayet-i İlahî, bir burak olup mü’minlere gönderilmiştir.
  • Müfessirler neden farklı konuşuyor?
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.