İkinci hasaret: Emanette hıyanet cezasını çekeceksin. Çünkü en kıymettar âletleri, en kıymetsiz şeylerde sarf edip nefsine zulmettin.
“Emanette hıyanet cezası” denilmesinin sebebi şudur:
İnsana verilen hiçbir şey onun mülkü değildir. Göz, kulak, dil, akıl gibi maddî cihazlar; muhabbet, hırs, şefkat, merak gibi manevî duygular insana ait birer hak değil, Cenâb-ı Hakk’ın mülkü olan emanetlerdir. İnsan bu emanetlerin sahibi değil, ancak emanetçisidir.
Emanetin hakikati şudur: Sahibi başkası olan bir şeyi, onun istediği yerde ve şekilde kullanmak. İşte insan, bu cihazları ve duyguları emanet sahibinin rızasına uygun değil de nefsinin keyfine göre kullandığında, emanetin ruhuna aykırı davranmış olur. Bu da doğrudan hıyanettir.
Meselâ:
- Göz, hakikati görmek, ibret almak ve marifete vesile olmak için verilmiştir; şehvet ve gaflet yolunda sarf edilirse emanete hıyanet olur.
- Dil, şükür ve hakikati ilan için verilmiştir; yalan, gıybet ve boş sözlerle kullanılırsa emanet ziyan edilir.
- Muhabbet, Allah’a ve O’nun namına sevilenlere yönelmesi gerekirken, fânî ve haram şeylere sarf edilirse yanlış yerde harcanmış olur.
- Hırs, âhirete ait kazançta kullanılması gerekirken, dünyaya bağlanırsa emanete hıyanet olur.
- Kulak: Hakikati, ilmi ve hakkı işitmek için verilmiş bir emanettir. Gıybeti, bâtılı ve isyanı dinlemekle emanete hıyanet edilir.
- El: Hayırlı işlerde, hizmette ve helâl kazançta kullanılmak için verilmiştir. Zulümde, haramda ve haksızlıkta sarf edilirse emanet ziyan olur.
- Ayak: İtaate, hayra ve doğru yola yürümek için verilmiştir. Günaha giden yolları tercih ederse emanete ihanet edilmiş olur.
- Akıl: Hakkı bâtıldan ayırmak, imanı tahkik etmek, kainattaki rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini keşfetmek için verilmiştir. Nefsin hizmetine sokulursa emanete hıyanet olur.
- Şefkat: Mazlumu korumak ve merhametle muamele etmek için verilmiş bir emanettir. Günaha yardımcı olacak şekilde kullanılırsa şefkat değil zulüm olur.
- Merak: Marifetullah’a ve hakikatin keşfine sevk eden bir emanettir. Lüzumsuz, zararlı ve harama yönelirse emanete hıyanet edilir.
Aynı şekilde mal, evlat, makam, gençlik, güç ve zaman da insanın zâtî mülkü değildir. Bunlar da Allah’ın kuluna geçici olarak verdiği emanetlerdir. Bu emanetleri emanet sahibini unutarak, sadece dünya hesabına sarf eden kimse, farkında olmadan hem emanete hıyanet eder hem de kendi nefsine zulmetmiş olur.
- Mal: Allah yolunda infak ve hayır için verilmiş bir emanettir. Cimrilik, israf ve haramda kullanılırsa sahibine azap sebebi olur.
- Evlat: Emanet olarak verilen bir imtihandır. Allah’a kul olarak yetiştirilmezse emanete hıyanet olur.
- Makam: Hizmet ve adalet için verilmiş geçici bir emanettir. Kibir, zulüm ve nefsin büyütülmesinde kullanılırsa ağır bir mesuliyet doğurur.
- Gençlik: İtaat ve kullukta iffet ve istikamette sarf edilmesi gereken kıymetli bir sermayedir. Günah ve gafletle tüketilirse pişmanlık sebebi olur.
- Güç: Mazlumu korumak ve hakkı ayakta tutmak için verilmiştir. Zulüm ve tahakkümde kullanılırsa vebal olur.
- Zaman: İnsana verilen en büyük emanettir. Allah’ı razı edecek amellerle doldurulmazsa emanet zayi edilmiş olur.
EMANETTE HIYANETİN CEZASI
I. DÜNYEVÎ CEZALAR
1. Kalbin Kararması – Manevî Körlük
كَلَّا بَلْ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
“Hayır! Bilakis onların kazandıkları (günahlar) kalplerini paslandırmıştır.” (Mutaffifîn, 83/14)
Göz, kulak, akıl ve duygular günah yolunda kullanıldıkça kalp hakikati görmez hâle gelir.
2. Dar ve Huzursuz Hayat
وَمَنْ أَعْرَضَ عَنْ ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنْكًا
“Kim Benim zikrimden yüz çevirirse, ona dar ve sıkıntılı bir hayat vardır.” (Tâhâ, 20/124)
Allah için kullanılmayan emanetler insana huzur değil, dar ve sıkıntılı bir hayat verir.
3. Nimetin Azaba Dönüşmesi
لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِي لَشَدِيدٌ
“Eğer şükrederseniz elbette artırırım; nankörlük ederseniz azabım çok şiddetlidir.” (İbrahim, 14/7)
Emanet şükürle korunmazsa nimet olmaktan çıkar, azap sebebi olur.
4. Allah’ı Unutmanın Cezası: Kendini Unutmak
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ نَسُوا اللَّهَ فَأَنْسَاهُمْ أَنْفُسَهُمْ ۚ أُولٰئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
“Allah’ı unutanlar gibi olmayın ki, Allah da onlara kendilerini unutturmuştur. İşte onlar fâsıkların ta kendileridir.” (Haşr, 59/19)
Emanetin sahibini unutan insan, kendi yaratılış gayesini de unutur.
5. Kalbin Katılaşması
ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِيَ كَالْحِجَارَةِ
“Sonra bunun ardından kalpleriniz katılaştı; taş gibi, hatta daha da katı oldu.” (Bakara, 2/74)
Günah yolunda ısrar eden emanetler, kalbi merhametsiz ve hissiz hâle getirir.
6. İnfak edilmeyen mal boynuna dolanır
وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ يَبْخَلُونَ بِمَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ هُوَ خَيْرًا لَهُمْۜ بَلْ هُوَ شَرٌّ لَهُمْۜ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُوا بِه۪ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَلِلّٰهِ م۪يرَاثُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ۟
Allah’ın lütfuyla kendilerine verdiği şeyde cimrilik edenler de bunu kendileri için hayır sanmasınlar. Aslında o kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey, kıyamet gününde onların boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah ise sizin yaptıklarınızdan haberdardır. Âl-i İmrân Sûresi 180
II. UHREVÎ CEZALAR
1. Emanetlerden Tek Tek Sorgulanma
إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولٰئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولًا
“Şüphesiz kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan mutlaka sorguya çekilecektir.” (İsrâ, 17/36)
Her uzuv ve duygu, nasıl kullanıldığına dair hesap verecektir.
2. Uzuvların Aleyhte Şahitliği
الْيَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ أَلْسِنَتُهُمْ وَأَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
“O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıkları şeylere karşı aleyhlerinde şahitlik eder.” (Nûr, 24/24)
Emanet olan uzuvlar, sahibini savunmaz; aleyhine konuşur.
3. Ağızların Mühürlenmesi
الْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلٰى أَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَا أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُمْ
“O gün ağızlarını mühürleriz; elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.” (Yâsîn, 36/65)
Dünyada emaneti zayi eden insan, âhirette susturulur; emanet konuşur.
4. İlâhî Sevgi ve Rahmetten Mahrumiyet
إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْخَائِنِينَ
“Şüphesiz Allah, hainleri sevmez.” (Enfâl, 8/58)
Emanete hıyanet, Allah’ın muhabbetinden mahrum kalmaya sebeptir.
5. Geri Dönüşü Olmayan Pişmanlık
وَلَوْ تَرَىٰ إِذْ وُقِفُوا عَلَى النَّارِ فَقَالُوا يَا لَيْتَنَا نُرَدُّ
“Ateşin başında durdurulduklarında: ‘Keşke geri döndürülsek!’ derler.” (En‘âm, 6/27)
Zayi edilen emanetlerin telafisi artık mümkün değildir.
6- Feryat azap ve pişmanlık
Emanet, Allah için kullanılırsa nimet, nefis için kullanılırsa zillet, günah yolunda kullanılırsa azap olur.
İnsan, emanetin sahibini unuttuğu için dünyada huzurunu, âhirette selâmetini kaybeder.
Nefse Zulmetmek Nedir?
Nefse zulmetmek, insana verilen en kıymetli emanetleri (akıl, kalp, gençlik, zaman, duygu ve uzuvları) nefsin geçici hevesleri uğruna,asıl yaratılış gayesine aykırı şekilde kullanmaktır.
Yani insan: Kendine verilen sermayeyi kendine düşman eder, kendi istikbalini kendi eliyle yakar. Günahın zevki geçer; ardında pişmanlık, alışkanlık ve azap kalır. Nefsi memnun etmek için yapılan şeyler, sonunda nefsi yaralar. Kıyamet günü insan: “Beni böyle kullanmasaydın” diyecek bir nefisle, Aleyhine konuşan uzuvlarla yüzleşir.
وَمَا ظَلَمَهُمُ اللَّهُ وَلَكِنْ أَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
“Allah onlara zulmetmedi; fakat onlar kendi nefislerine zulmettiler.” (Nahl, 16/33)
Bu ayet açıkça gösterir ki: İnsanın işlediği günahın ilk mağduru kendi nefsidir. Nefse zulmetmek; kendi ebedî saadetini, kendi geçici heveslerine feda etmektir.