Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi

Ağustos 23, 2026

Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak

Ağustos 23, 2026

Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır.

Ağustos 22, 2026

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazar, Ağustos 23
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»Mesnevî-i Nuriye»Şemme Risalesi
Mesnevî-i NuriyeŞemme Risalesi

15- İnsanları fikren dalalete atan sebeplerden biri; ülfeti, ilim telakki etmeleridir.

29 0
By Nur Divanı on Mayıs 21, 2026 Şemme Risalesi
Video Listesi
  • ▶ Ülfet Perdedir
Soldan bir video seç.
Seçili Video:

İ’lem eyyühe’l-aziz! İnsanları fikren dalalete atan sebeplerden biri; ülfeti, ilim telakki etmeleridir. Yani me’lufları olan şeyleri kendilerince malûm bilirler. Hattâ ülfet dolayısıyla âdiyata teemmül edip ehemmiyet vermezler. Halbuki ülfetlerinden dolayı malûm zannettikleri o âdi şeyler, birer hârika ve birer mu’cize-i kudret oldukları halde, ülfet sâikasıyla onları teemmüle, dikkate almıyorlar tâ onların fevkinde olan tecelliyat-ı seyyaleye im’an-ı nazar edebilsinler.

Bunların meseli deniz kenarında durup denizin içerisindeki hayvanata ve sair garib hâlâtına bakmayarak, yalnız rüzgâr ile husule gelen dalgalara ve şemsin şuâatından peyda olan parıltısına dikkat etmekle Mâlikü’l-bihar olan Allah’ın azametine delil getiren adamın meseli gibidir.

İ’lem eyyühe’l-aziz! İnsanları fikren dalalete atan sebeplerden biri; ülfeti, ilim telakki etmeleridir. Yani me’lufları olan şeyleri kendilerince malûm bilirler.

Yani insanı düşünce bakımından sapıtan, hakikatten uzaklaştıran sebeplerden biri şudur: İnsan bazı şeyleri yanlış değerlendirmeye başlar. Delil olan şeyi delil görmez. Mucize olan şeyi sıradan zanneder. Allah’ın kudretini gösteren eserleri, alışkanlık perdesiyle örter.

Ülfet; insanın bir şeyi çok gördüğü için ona alışması, alıştığı için de ondaki harikalığı fark edememesidir.

Ülfet, alışkanlık demektir. İnsan bir şeye çok alışınca, onu bildiğini zanneder. Fakat alışmak başka, bilmek başkadır. Bir şeyi her gün görmek, onun hakikatini anlamak demek değildir.

Me’luf, alışılmış şey demektir. İnsanlar alıştıkları şeyleri malûm, yani bilinen ve çözülmüş şeyler zannederler. “Bunu biliyoruz, bunda şaşılacak ne var?” derler. Hâlbuki çoğu zaman sadece ismini bilirler, hakikatini bilmezler.

Hattâ ülfet dolayısıyla âdiyata teemmül edip ehemmiyet vermezler. Halbuki ülfetlerinden dolayı malûm zannettikleri o âdi şeyler, birer hârika ve birer mu’cize-i kudret oldukları halde, ülfet sâikasıyla onları teemmüle, dikkate almıyorlar tâ onların fevkinde olan tecelliyat-ı seyyaleye im’an-ı nazar edebilsinler.

Âdiyat, sıradan görülen şeyler demektir. Teemmül ise derin düşünmektir. İnsan alıştığı için sıradan gördüğü şeyler üzerinde durmaz. Onlara önem vermez. “Bu zaten her zaman oluyor” diyerek geçer.

İnsanların “bildik, sıradan, basit” zannettiği şeyler aslında hiç de basit değildir. Sadece çok tekrar ettiği için gözden düşmüştür. İnsan tekrar eden mucizeye mucize dememeye başlamıştır.

Ülfeti tarif eden en derin ayetlerden biri A‘râf Sûresi 179. ayettir. Çünkü bu ayet bize şunu gösterir: İnsanda kalp var, göz var, kulak var; fakat insan bunları hakikati okumak için kullanmazsa, o nimetler onu kurtarmaya yetmez. Görür ama ibret almaz. İşitir ama hakikate uyanmaz. Kalbi vardır ama manayı kavramaz.

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَث۪يرًا مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِۘ لَهُمْ قُلُوبٌ لَا يَفْقَهُونَ بِهَاۘ وَلَهُمْ اَعْيُنٌ لَا يُبْصِرُونَ بِهَاۘ وَلَهُمْ اٰذَانٌ لَا يَسْمَعُونَ بِهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ كَالْاَنْعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ

Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.  

A’râf Sûresi(7) 179. Ayet

İşte ülfet tam da budur: İnsan her gün gördüğü mucizelere alışır, alıştığı için de onların üzerinde düşünmez. Göz bakar ama görmez. Kulak duyar ama işitmez. Kalp yaşar ama anlamaz. Çünkü insan, “zaten böyle” dediği anda tefekkür kapısını kapatır.

“Birer hârika ve birer mu’cize-i kudret oldukları halde…”

Bu alışılmış şeylerin her biri aslında Allah’ın kudret mucizesidir. Harika olmaları için nadir olmaları gerekmez. Her gün olması, mucize değerini azaltmaz. Bilakis her gün tekrar etmesi, kudretin devamlılığını gösterir.

“Ülfet sâikasıyla onları teemmüle, dikkate almıyorlar”

Ülfet, mucizeyi sıradanlaştıran alışkanlık perdesidir. Ülfet insanı düşünmekten alıkoyar. İnsan, alıştığı şeyin yanından bakmadan geçer. Göz önündeki delili görmez. Çünkü ona göre “bu zaten böyle.” İşte gaflet burada başlar.

“Tâ onların fevkinde olan tecelliyat-ı seyyaleye im’an-ı nazar edebilsinler”

Yani insanlar, derindeki büyük ve sabit mucizeleri bırakıp, onların üzerinde akıp giden, geçici, dikkat çekici hâdiselere bakıyorlar. Asıl büyük hakikatleri görmeyip, yüzeydeki parıltılarla meşgul oluyorlar. Ülfet, alıştığı için hayreti kaybetmektir.

Şimdi müşahhas misallerle üstadımızın ifade ettiği ülfetin bizi ne derece kuşattığını daha iyi anlamaya çalışalım.

1- Elma Misali

Mesela elma ağacından dan armut çıksa “aaa” der. Elma ağacından elma çıkması onun için normaldir. Armuttan elma çıkması çok zor da, elmadan elmanın çıkması kolay mı?

2- Tavuk Misali

Mesela bir horoz yumurtlasa hayret ederiz ama tavuğun yumurtlaması bizim için normaldir. Horozun yumurtlaması çok zor da, tavuğun yumurtlaması kolay bir iş midir?

3- İnek Misali

Bir inekten süt yerine vişne suyu sağılsa aklımız  başımızdan gider, ama ineğin süt vermesi bizim için sıradan ve normaldir. İnekten vişne suyu çıkması zor ve ilginç de; kupkuru yeşil ot yiyen bir hayvanın midesinde, kan ve fışkı arasından süzülerek bembeyaz, tertemiz, vitamin dolu bir “süt” çıkması ilginç değil mi?

4- Arı Misali

Mesela bir sinek bal yapsa mucize deriz nasıl olur deriz ama arının bal yapması bizim için sıradandır. Sinekten bal çıkması mucizede, arının çiçekten bal yapması mucize değil mi?

5- Karpuz Misali

Mesela kayadan karpuz çıksa “aaa” deriz gözlerimize inanamayız. Ama tarladan karpuz çıkması bizim için gayet normaldir. Kayadan karpuz çıkması hayretimizi celbederken, kuru topraktan sulu, tatlı karpuz çıkmasına neden hayret edemiyoruz?

6- Göz Misali

Bir insan parmak ucuyla veya diziyle görsek şaşırıp kalırız ama şu gözlerle görmek bizim için gayet normaldir. Parmağın görmesi zor ve ilginç de; bir miktar su, yağ ve sinirden ibaret olan bir et parçasının (gözün) şu koca dünyayı rengarenk, üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü bir sinema perdesi gibi izleyebilmesi ilginç değil mi?

7- Kendi Kendini Onaran Beden

Yırtılan bir kazak veya gömleğin kendi kendini diktiğini görsek mucize deriz, ama kesilen parmağın iyileşmesi  bizim için sıradan ve normaldir. Kazağın ipliklerinin kendi kendini onarması zor ve ilginç de; kanayan bir yaranın etrafındaki şuursuz hücrelerin bir araya gelip kanamayı durdurması, kabuk bağlaması ve eti kusursuzca yeniden örmesi ilginç değil mi? Vücudun kendi kendini tamir etmesi kolay mı?

8- Boşluktaki Muazzam Denge

Bir taş havada asılı düşmeden dursa hayretler içinde kalırız, ama dünyanın uzay boşluğunda durması bizim için gayet sıradandır. Bir taşın havada düşmeden durması zor ve ilginç de; üzerinde dağların, okyanusların, milyarlarca canlının yaşadığı trilyonlarca ton ağırlığındaki Dünya’nın hiçbir direk veya ipe bağlı olmadan, üstelik devasa bir hızla boşlukta dönmesi ilginç değil mi? Koca gezegenin uzayda dengede kalması kolay mı?

9- Ateşten Çıkan Hayat Suyu

Gökyüzündeki iki farklı ateş topu çarpışıp içinden buz çıksa bu bizim için mucizedir ama hidrojen ve oksijenden su çıkması normaldir. Ateşten buz çıkması zor ve ilginç de; biri yanıcı (hidrojen), diğeri yakıcı (oksijen) olan iki tehlikeli gazın birleşerek, ateşi söndüren ve hayata kaynak olan “suyu” oluşturması ilginç değil mi? İki gazdan su çıkması kolay mı?

10- Et Parçasındaki Dev Kütüphane

Bir su damlasına milyonlarca kitap, film ve ses kaydı sığdırılıp yıllar sonra bir saniyede geri çağrılsa aklımız başımızdan gider,  ama beynin hafıza merkezi bizim için normaldir. Suya bilgi kaydetmek zor ve ilginç de; yüzde sekseni su ve yağdan oluşan beynin, çocukluğumuzdaki bir kokuyu, bir yüzü, bir duyguyu devasa bir hard disk gibi depolayıp yıllar sonra kusursuzca geri getirmesi ilginç değil mi? Bir et parçasının devasa bir kütüphane gibi çalışması kolay mı?

11- Hiç Yorulmayan Mucizevi Motor

Bir su motoru hiç bakım görmeden, yağı suyu değişmeden ve elektriğe bağlanmadan 80 yıl hiç durmadan çalışsa mümkün değil bu mucize deriz, ama kalbin atması bizim için normaldir. Makinenin hiç bozulmadan çalışması zor ve ilginç de; anne karnında atmaya başlayan bir kas parçasının, her gün binlerce litre kanı, en ince kılcal damarlara kadar milimetrik bir basınçla 80 yıl boyunca pompalaması ilginç değil mi? Bir kasın kendi elektriğini üretip hiç yorulmadan çalışması kolay mı?

12- Anne Karnı Misali

Mesela teknolojik laboratuvarlarda bir robot yapılsa insan gibi konuşsa yürüse hayret içinde kalırız. Ama anne karnında insanın yaratılması bizim için normaldir. Laboratuvarda bir robot yapmak çok zor da, bir damladan göz, kulak, kalp, beyin yapılması kolay mı?

Bunların meseli deniz kenarında durup denizin içerisindeki hayvanata ve sair garib hâlâtına bakmayarak, yalnız rüzgâr ile husule gelen dalgalara ve şemsin şuâatından peyda olan parıltısına dikkat etmekle Mâlikü’l-bihar olan Allah’ın azametine delil getiren adamın meseli gibidir.

Ülfet, gözün gördüğü fakat aklın üzerinde durmadığı bir hastalıktır.

Bu insanların durumu şuna benzer: Deniz kenarında duran bir adam düşünün. Denizin kilometrelerce altındaki o muazzam ekosistemi, binbir çeşit tuhaf deniz canlısını, mercan resiflerini ve oradaki harika düzeni hiç görmüyor veya merak etmiyor. Sadece suyun yüzeyinde rüzgarın oluşturduğu dalgalara ve güneşin su üzerindeki parıltılarına bakarak; “Denizlerin Sahibi olan Allah ne kadar büyük!” diyor. (Evet, doğru söylüyor ama asıl büyük delilleri kaçırıyor).

Adam sadece rüzgârın meydana getirdiği dalgalara bakıyor. Dalga hareketlidir, göze çarpar, heyecan verir. Fakat dalga denizin sadece yüzeyidir. Dalgayı görmek güzel; ama denizi yalnız dalgadan ibaret sanmak eksiktir.

“Ve şemsin şuâatından peyda olan parıltısına dikkat etmekle…”

Denizin üstünde güneş ışığı parlar. Bu parıltı güzeldir, dikkat çekicidir. Fakat parıltı yine yüzeydedir. Adam, denizin derinliğindeki büyük sanatları bırakıp üstteki parıltıyla yetiniyor.

Parıltı Misali

Bir insan bir binanın sadece dış cephesindeki ışıklara bakıp mimarın sanatını anlatmaya çalışsa, ama binanın temelini, kolonlarını, odalarını, planını, mühendisliğini hiç görmese eksik bakmış olur. Parıltı da delildir; fakat bütün delil değildir.

“Mâlikü’l-bihar olan Allah’ın azametine delil getiren adamın meseli gibidir”

Mâlikü’l-bihar, denizlerin sahibi demektir. Adam denizdeki dalga ve parıltıya bakarak Allah’ın azametine delil getiriyor. Bu yanlış değildir; fakat eksiktir. Çünkü denizin içinde çok daha derin, daha büyük, daha hayret verici deliller vardır.

Üstad burada “dalga ve parıltı delil değildir” demiyor. Bilakis onlar da delildir. Fakat insan sadece göze çarpan, geçici, yüzeysel hâdiselere bakıp, her gün önünde duran derin mucizeleri ihmal ederse tefekkür eksik kalır.

ülfeti, ilim telakki etmeleridir

Bu muazzam kâinata bakıp sadece gök gürültüsünden, şimşekten veya yüksek dağların heybetinden etkilenip Yaratıcı’yı hatırlamak, ama bir karıncanın midesindeki sindirim sistemindeki mükemmelliği, bir arının altıgen peteği sıfır hata ile inşa etmesindeki matematiği veya DNA’mızdaki milyarlarca harflik kütüphaneyi incelememek tam da bu misaldeki gibidir. Suyun yüzeyindeki parıltı ile yetinip, okyanusun dibindeki asıl mucizelerden mahrum kalmaktır.

“Alıştığın için bildiğini sanma. Gözündeki ‘alışkanlık’ gözlüğünü çıkar ve her gün gördüğün olaylara ilk defa görüyormuş gibi hayretle, dikkatle, bilimle ve tefekkürle bak. Asıl sarsıcı deliller ve Yaratıcı’nın sanatının asıl büyüklüğü o sıradan zannettiğin detaylarda gizlidir.”

Ülfet, insanın gözünü kör eder. İnsan alıştığı için mucizeyi görmez. Elma ağacından elma çıkmasını, tavuğun yumurtlamasını, ineğin süt vermesini, gözün görmesini, kalbin atmasını, yağmurun yağmasını, güneşin doğmasını sıradan zanneder. Hâlbuki bunların her biri Allah’ın kudret mucizesidir. İnsan sadece dalgaya değil, denizin derinliğine de bakmalıdır; sadece parıltıya değil, varlığın içindeki büyük sanata da dikkat etmelidir.

Dua

Allah’ım! Dilimizi şükürle, kalbimizi imanla, aklımızı hayretle, ömrümüzü kullukla süsle. Nimetlerini görüp de nankörlük edenlerden değil; küçük şeylerde büyük rahmetini, sıradan görünen hâdiselerde sonsuz kudretini fark edenlerden eyle.

Ya Rabbi! Bizi ülfetin körlüğünden, gafletin uyuşukluğundan, nefsin kabalığından, kalbin katılığından kurtar. Kâinat kitabını iman nazarıyla okuyan, her varlıkta Senin birliğinin mührünü gören, her nimetten Sana yol bulan bahtiyar kullarından eyle. Âmin.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki Konu14- İnsanın bir ferdinde bir cemaat-i mükellefîn bulunur. Evet, her bir uzuv, bir şey için yaratılmıştır.
Sonraki Konu 16- İnsanların arza ait malûmat ve müsellemat-ı bedihiyatları ülfete mebnidir.
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Şemme Risalesi içerikleri
  • 1- Şu âlem, görünen ve görünmeyen bütün tabakat ve envaıyla لَا اِلٰهَ اِلَّا هُو diye tevhidi ilan ediyor.
  • 2- Hiçbir insanın Cenab-ı Hakk’a karşı hakk-ı itirazı yoktur ve şekva ve şikayete de haddi yoktur.
  • 3- Cesedin bir uzvundaki bir hüceyrede yapılan tasarruf, en evvel cesedi tasavvur etmeye mütevakkıftır.
  • 4- Hevam, balık gibi küçük hayvanların yumurtalarını, haşerat ve nebatatın tohumlarını…
  • 5- Bir incir tohumunu tavırdan tavıra hıfzeden, devirden devire himaye eden, inhilalden vikaye eden…
  • 6- Lafızların tebeddülüyle mana tebeddül etmez, bâki kalır. Kabuk parçalanır, lüb bâki ve sağlam kalır.
  • 7- Uluhiyetin azameti, izzeti, istiklaliyeti, her şeyin küçük olsun büyük olsun, yüksek olsun alçak olsun…
  • 8- Maddî olan bir şey, kesafeti ne kadar fazla olursa o nisbette ince ve gizli şeyleri göremez…
  • 9- Ekseriyet-i mutlakayı teşkil eden avam-ı nâsın fehimleri Kur’anca o kadar müraat edilmiştir ki…
  • 10- Âyetlerin bahsettikleri hakikatler, şiirlerin bahsettikleri hayalattan pek vâsi ve pek yüksektir.
  • 11- Hâlık’ın vahdetini gösteren âyineler ve delillerini okutan sahifelerin pek çok çeşitleri olduğu gibi
  • 12- Bir kelimeyi yazan harfini yazanın gayrısı, bir sahifeyi yazan satırı yazanın gayrısı…
  • 13- Yıldızlar, şemsler arasında mümaselet olduğu gibi filcümle müsavat da vardır.
  • 14- İnsanın bir ferdinde bir cemaat-i mükellefîn bulunur. Evet, her bir uzuv, bir şey için yaratılmıştır.
  • 15- İnsanları fikren dalalete atan sebeplerden biri; ülfeti, ilim telakki etmeleridir.
  • 16- İnsanların arza ait malûmat ve müsellemat-ı bedihiyatları ülfete mebnidir.
  • 17- Aralarında münasebet, muamele, hattâ mükâleme bulunan iki şeyin…
  • 18- Denizlerde vukua gelen medd ve cezir gibi evliya arasında da bast-ı zaman…
  • 19- Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi bazı insanlar isti’zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar…
  • 20- Fesübhanallah! Mülk ile melekût arasındaki hicab ne kadar incedir, aralarındaki mesafe ne kadar büyüktür.
  • 21- Kezalik Allah’ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir.
  • 22- Kezalik ef’al-i beşer için iki cihet vardır. Eğer niyet ile Allah’ın hesabına olursa…
  • 23-  Kâinatın miftahı, anahtarı insanın elindedir. Âlemin kapıları açık ise de manen kapalıdır.
  • 24- “Ene”nin mahiyeti mevhumedir, rububiyeti hayalîdir. Vücudu bir şeye hâmil olamaz.
  • 25- Eğer insan, benliğine mizan nazarıyla bakarsa kâinattan zihnine akıp gelen âfakî malûmatı kendi malûmatı ile
  • 26- “Ene”nin iki vechi vardır. Bir vechini nübüvvet almıştır. Bir vechini de felsefe almıştır.
  • 27- İkinci vechi alan felsefe, enenin vücudunu aslî ve kendisini müstakil ve mâlik-i hakiki olduğunu zu’metmişlerdir.
  • 28- Hayrat ve hasenatın hayatı niyet iledir. Fesadı da ucub, riya ve gösteriş iledir.
  • 29- Kâinat bir şeceredir. Anâsır onun dallarıdır. Nebatat yapraklarıdır. Hayvanat onun çiçekleridir.
Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.
Son Yazılar
  • Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi Ağustos 23, 2026
  • Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak Ağustos 23, 2026
  • Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır. Ağustos 22, 2026
  • Onuncu Deva Ağustos 18, 2026
  • Üçüncü Hastalık: “Gurur”dur. Ağustos 14, 2026
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.