Yunuslar: Denizde Yüzen Bir Yaratılış Mucizesi
Yunuslar, denizlerin en zarif, en çevik ve en hayranlık uyandıran canlılarından biridir. Onlara dikkatle bakıldığında, sadece sevimli bir deniz canlısı değil; yaşadığı ortama tam uygun şekilde donatılmış muhteşem bir beden görülür. Her hareketleri, her organları ve her kabiliyetleri âdeta şu hakikati ilan eder: “Ben başıboş değilim; hikmetle yaratıldım.”

Suda Kayar Gibi Giden Kusursuz Beden
Yunuslar ortalama iki buçuk metre uzunluğunda ve yaklaşık yüz elli kilo ağırlığında olmalarına rağmen, suda son derece hızlı ve çevik hareket ederler. Bunun en önemli sebeplerinden biri, pürüzsüz ve kaygan derileridir. Bu deri, suyun direncini azaltır ve onların adeta suyun içinde kayar gibi hareket etmelerini sağlar. Burun yapıları da suyu en uygun şekilde yaracak tarzda yaratılmıştır. Nitekim insan, bu canlılardaki inceliği fark etmiş ve yaptığı gemilerde onların vücut yapısından ilham almıştır. Şimdi düşünelim: İnsanın model aldığı bu kusursuz tasarım, nasıl olur da şuursuz sebeplerin eseri olabilir?
Yüzmek İçin Verilen En Uygun Kuyruk
Yunuslar balıklar gibi suda yaşasalar da, diğer birçok balıktan farklı olarak akciğerle nefes alırlar. Bu yüzden belli aralıklarla su yüzeyine çıkmaları gerekir. İşte bu ihtiyaca uygun olarak kuyrukları dikey değil, yatay şekilde yaratılmıştır. Böylece kendilerini kolaylıkla yukarı iter, su yüzeyine rahatça çıkar ve nefes alırlar. Eğer kuyruk yapıları buna uygun olmasaydı, bu nefes alışverişi onlar için çok zor olurdu. Demek ki vücutları rastgele değil, hayat şartlarına göre özel olarak hazırlanmıştır.
Nefes Deliğindeki Harika Sistem
Yunusların başlarının üst kısmında bulunan nefes deliği de başlı başına bir yaratılış harikasıdır. Su yüzeyine çıktıklarında açılır, daldıklarında ise otomatik şekilde kapanır. Böylece ne su ne de besin solunum yollarına girer. Bu sayede yunuslar derinlere dalarken boğulmaz, rahatça avlanır ve emniyet içinde hareket eder. Şimdi soralım: Açılması gereken anda açılan, kapanması gereken anda kapanan bu hassas sistemi tesadüf mü kurdu? Kör tabiat mı yaptı? Yoksa bu işte açıkça ilim, irade ve kudret mi görünüyor?
Derinlere İnebilmek İçin Verilen Oksijen Hazinesi
Yunuslar sadece yüzeyde dolaşan canlılar değildir. Gerektiğinde derin sulara dalabilir, uzun süre su altında kalabilirler. Bunu mümkün kılan şey, dokularında ve özellikle kaslarında oksijen depolayabilme özellikleridir. Bu sayede yaklaşık iki yüz metre derinliğe inebilir ve on dakika kadar su altında kalabilirler. Eğer bu özellik verilmemiş olsaydı, ne derin sularda beslenebilirlerdi ne de rahatça hayatlarını sürdürebilirlerdi. Demek ki ihtiyaç önceden görülmüş, ihtiyaç neyi gerektiriyorsa o cihazlar da ona göre verilmiştir.
Sonardan Daha Üstün Bir Sistem
Yunusların en dikkat çekici özelliklerinden biri de yön bulma ve av tespit etme kabiliyetleridir. Vücutlarında bulunan sistem sayesinde ses dalgaları gönderir, bu dalgaların geri dönüşünü değerlendirerek önlerindeki nesnelerin uzaklığını, büyüklüğünü ve hatta hareketini anlayabilirler. İnsanlık bugün sonar cihazları yapmaktadır; fakat küçücük bir cihazı bile mühendissiz kabul etmeyen insan, yunustaki bundan çok daha üstün sistemi nasıl olur da tesadüfe verir? Bir cihazın bile ustası varsa, bu kadar mükemmel bir sistemin elbette bir yaratıcısı vardır.
Avlanmayı Kim Öğretti?
Yunuslar sadece süratli değil, aynı zamanda son derece mahir avcılardır. Hızlı hareket eder, çevik dönüşler yapar, avını takip eder ve uygun anda yakalarlar. Şimdi düşünelim: Avlanmanın gereği olan dikkat, çeviklik, planlı hareket ve uyum onlara kim tarafından verilmiştir? Kaygan vücut elbisesini kim giydirmiştir? Suyu yaracak şekli kim vermiştir? Nefes alma sistemini, kuyruk yapısını, sonar mekanizmasını ve oksijen depolama özelliğini kim yerleştirmiştir? Bu kadar çok hikmetli özellik bir araya gelmişken, bunları hâlâ şuursuz sebeplere vermek aklın hangi köşesine sığar?
Tesadüfün Sustuğu Yer
Bir tek özellik bile kendi başına düşünüldüğünde hayret vericidir. Fakat yunusta bu özelliklerin hepsi birlikte bulunur. Hızlı yüzme için uygun beden, su yüzeyine çıkmak için uygun kuyruk, boğulmamak için uygun nefes deliği, derine inmek için uygun oksijen depoları ve avı bulmak için uygun sonar sistemi… Bunlardan biri eksik olsa, hayatı zorlaşırdı. Demek ki burada parça parça oluşmuş bir yapı değil, bütün yönleriyle düşünülmüş bir yaratılış vardır. Tesadüf böyle bir bütünlük kuramaz. Şuursuz sebepler böyle bir uyumu sağlayamaz.
Netice
Yunuslar denizlerde yüzer; fakat aslında gözlere tevhid dersi verirler. Vücut yapılarıyla, hareketleriyle, sistemleriyle ve hayat tarzlarıyla açıkça gösterirler ki bu sanat sahipsiz değildir. Onlarda görülen ilim, hikmet, ölçü ve merhamet; kör tesadüfün değil, sonsuz ilim, kudret ve rahmet sahibi Allah’ın eseridir. Yunuslara dikkatle bakan herkes, denizlerin içinde sessizce yüzüp giden bu canlıların aslında Rabbini anlattığını görecektir.