Sivrisinek: Küçücük Bedende Büyük Sanat
Sivrisinek, küçücük bedeniyle insanı hayrete düşüren canlılardan biridir. Dışarıdan bakıldığında basit bir böcek gibi görünür; fakat kan emme esnasında kullandığı sistemler incelendiğinde, karşımıza son derece hassas, ölçülü ve planlı bir yaratılış çıkar. Onun bedenine yerleştirilen ısı algılama, damar bulma, deriyi kesme, iğneyi koruma ve kanın pıhtılaşmasını engelleme gibi cihazlar, küçücük bir varlıkta büyük bir ilim ve kudretin tecelli ettiğini gösterir.

Karanlıkta Damar Bulan Canlı
Sivrisinek, hassas ısı algılayıcıları sayesinde canlı bedenindeki sıcaklık farklarını hisseder. Bu sistem ışığa bağlı değildir. Bu yüzden karanlık bir odada bile avını bulabilir, kan damarına yaklaşabilir ve hedefini şaşırmadan hareket eder. İnsan, ışıkla, bilgiyle, cihazla ve eğitimle bile çoğu zaman damarı bulmakta zorlanırken; küçücük bir sineğin karanlıkta hedefini bulması, basit bir tesadüfle açıklanamayacak kadar dikkat çekicidir.
Deriyi Delen Hassas Mekanizma
Sivrisinek deriye rastgele saldırmaz. Önce uygun noktayı seçer, sonra ağız parçalarıyla deriyi keser. Bunu kaba bir baskıyla değil, testere gibi çalışan ince yapılarla yapar. Ardından şırıngaya benzeyen emici iğnesini açılan yerden içeri sokar. Üstelik bu ince iğne, zarar görmemesi için özel bir kılıfla korunur. Kan emme sırasında kılıf sıyrılır, iğne görevini yapar. Bu düzen, bir cerrahi alet hassasiyetinde çalışan küçük bir mekanizmadır.
Pıhtılaşmaya Karşı Hazırlanan Tedbir
Burada daha büyük bir mesele vardır: Kan pıhtılaşır. İnsan bedeninde kanın pıhtılaşması büyük bir rahmettir; çünkü yaralanan insanın kan kaybından ölmesini engeller. Fakat sivrisinek için bu durum büyük bir engeldir. Eğer kan hemen pıhtılaşırsa, sinek beslenemez. İşte sivrisinek, kan emerken damar bölgesine pıhtılaşmayı geciktiren özel bir salgı bırakır. Bu salgı sayesinde kan akışı devam eder. Bizim kaşıntı olarak hissettiğimiz şey de çoğu zaman bu salgıya verilen tepkidir.
Bir Sineğe Kim Öğretti?
Şimdi insan düşünmelidir: Sivrisinek kanın pıhtılaşacağını nereden biliyor?
Bu pıhtılaşmayı engelleyecek salgıyı nasıl üretiyor?
Böyle bir salgının formülünü kim hazırladı?
Onun küçücük bedenine bu kimyasal sistemi kim yerleştirdi?
Sineğin ne tıp bilgisi vardır, ne anatomi dersi almıştır, ne kimya okumuştur, ne de damar sistemi hakkında bir şuuru vardır. Fakat yaptığı iş; anatomi, kimya, mühendislik ve hassas ölçü isteyen bir iştir.
Tesadüfün Cevapsız Kaldığı Yer
Eğer bu iş tesadüfe verilirse, tesadüfün hem damar bulması, hem ısı farkını hesaplaması, hem deriyi kesecek cihaz yapması, hem iğneyi koruyacak kılıf hazırlaması, hem de kanın pıhtılaşmasını engelleyecek salgının formülünü bilmesi gerekir. Oysa tesadüf bilmez, ölçmez, hesap yapmaz, ihtiyaç görmez, çare üretmez. Tabiat da kördür, sağırdır, şuursuzdur. Şuursuz sebeplerin, böylesine hassas ve maksatlı bir sistemi kurması aklın kabul edeceği bir şey değildir.
Netice
Sivrisinek küçüktür; fakat taşıdığı delil büyüktür. Bedeni zayıftır; fakat onda görünen sanat son derece kuvvetlidir. İğnesi incedir; fakat arkasındaki ilim derindir. Karanlıkta damar bulması, deriyi hassasça kesmesi, iğnesini koruması ve kanın pıhtılaşmasını engellemesi açıkça gösterir ki bu canlı başıboş değildir. Sivrisinek, küçücük bedeniyle büyük bir hakikati ilan eder: Bu sanat tesadüfün değil; sonsuz ilim, hikmet, kudret ve rahmet sahibi olan Allah’ın eseridir.