Arapça dil yapısında ve Kur’anî ıstılahta bir şeye “Azîm” (Büyük) veya “Hayran Kesîra” (Çokça hayır) denmesi, o şeyin mertebesinin beşerî ölçülerin çok ötesinde olduğunu gösterir.
“…Ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. Allah’ın senin üzerindeki lütuf ve ihsanı çok büyüktür (Azîm’dir).”
Nisa Suresi 113. Ayet:
Cenâb-ı Hak bu ayette Peygamber Efendimiz’e (s.a.v. ) verdiği pek çok nimeti zikredebilecekken, özellikle “bilmediğini öğretme” (ilim) nimetini zikretmiş ve hemen ardından bu nimeti “Azîm” (En büyük lütuf) olarak vasıflandırmıştır.
“…Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır (Hayrun Kesîr) verilmiştir.”
Bakara Suresi 269. Ayet:
Buradan hareketle İslâm âlimleri şöyle bir istidlalde bulunmuşlar.
- Hikmet; ilimle amel etmek, eşyanın hakikatini kavramak ve doğru hüküm vermektir.
- Ayet-i kerimede hikmetin “çokça hayır” olarak nitelendirilmesi, onun özünde ilmin ta kendisi olduğunu ve ilimden bağımsız bir hikmetin düşünülemeyeceğini gösterir.
- Dolayısıyla, en büyük hayır ilim ve hikmettir.