Close Menu
Nur Divanı
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Kur’an mahluk mudur?

Nisan 20, 2026

“Ol” emri hakikatte nasıl anlaşılmalı?

Nisan 20, 2026

Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?

Nisan 19, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Nur Divanı
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazartesi, Nisan 20
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Nur Divanı
Ana Sayfa»Kur'an'dan İnciler
Kur'an'dan İnciler

Kıyamet gününde mizanın mahiyeti

0
By Nur Divanı on Nisan 17, 2026 Kur'an'dan İnciler

وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍۨ الْحَقُّۚ فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَاز۪ينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

وَمَنْ خَفَّتْ مَوَاز۪ينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ بِمَا كَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَظْلِمُونَ

Kimin de tartıları hafif gelirse, işte bunlar da âyetlerimize zulmetmeleri sebebiyle kendilerine yazık edenlerdir. A’râf Sûresi(7) 8-9. Ayet

Amellerin tartılması hususunda âlimler iki görüş ileri sürmüşlerdir. Bunlardan birincisi, hadislerde açıkça ifade edilen hakikî mizan (terazi) anlayışıdır.

Birinci Görüş: Hakikî Teraziler Kurulacak

Bu görüşe göre Allah Teâlâ, kıyamet günü bir dili (ibresi) ve iki kefesi bulunan gerçek bir terazi kuracaktır. Bu terazide kulların hayır ve şer amelleri tartılacaktır. Nitekim İbn Abbas (r.a), mü’minin amellerinin güzel bir surette getirilip terazinin kefesine konulacağını ve onun iyiliklerinin kötülüklerine galip geleceğini ifade etmiştir. Bu durum, Kur’ân’da geçen “Kimin terazileri ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir” hakikatinin tecellisidir.

Tartmanın Nasıl Olacağına Dair İzahlar

Bu görüşü kabul edenler, tartmanın keyfiyeti hakkında farklı açıklamalar yapmışlardır:

a) Amellerin Suret Kazanması
İbn Abbas’a göre mü’minin amelleri güzel bir surette, kâfirin amelleri ise çirkin bir surette getirilir ve terazide bu suretler tartılır. Yani amel, somut bir varlık hâline dönüştürülür.

b) Amel Sahifelerinin Tartılması
Cumhur müfessirlere göre tartılan şey, kulların amellerinin yazılı olduğu sahifelerdir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e “Kıyamet günü ne tartılacak?” diye sorulduğunda “Sahifeler” buyurmuştur.

Abdullah b. Ömer (r.a)´den Hz. Peygamber (s.a.s)´ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Kıyamet günü bir adam terazinin başına getirilir ve onun için doksandokuz da kayıt defteri getirilir. Bu kayıt defterlerinden herbirinde göz alabildiğine o insanın hataları ve günahları bulunur. Bunlar terazinin bir kefesine konur. Sonra o adama ait, üzerinde kelime-i şahadet  bulunan, parmak ucu kadar bir kağıt çıkarılır ve terazinin diğer kefesi­ne konulur. Bu kefe, öbürüne baskın çıkar.”

İkinci Görüş: Amellerin Tartılmasından Maksad, Allah’ın Hükmetmesidir

Amellerin tartılması hususunda ileri sürülen ikinci görüşe göre, mizan (terazi) hakikî bir tartı aleti değil; Allah Teâlâ’nın adaleti ve hükmünün bir ifadesidir. Bu görüş, Mücâhid, Dahhâk ve A‘meş gibi âlimlere nispet edilmiş; sonrakilerin bir kısmı da bu görüşü tercih etmiştir.

Bu anlayışa göre ayette geçen “tartı” ifadesi, Arap dilinde mecaz olarak adalet, denge ve hüküm verme manasında kullanılmıştır. Çünkü insanlar arasında adalet, çoğu zaman tartı ve ölçü ile ortaya konur. Bu sebeple “tartı” kelimesinin “adalet” manasında kullanılması dil bakımından mümkündür. Nitekim Araplar, bir kimsenin kıymeti olmadığını ifade etmek için “Onun yanında hiçbir ağırlığı yoktur” derler. Bu, hakikî bir tartı değil; değer ve hüküm bildiren mecazî bir ifadedir. Kur’ân’da da  فَلَا نُق۪يمُ لَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَزْنًا  “Biz kıyamet gününde onlar için hiçbir tartı kurmayacağız” (Kehf, 105) buyrulması, bu kullanımın bir delilidir.

Bu görüşü savunanlar şöyle der: Mizanın asıl gayesi, bir şeyin miktarını belirlemektir. Hâlbuki ameller, arazdır; yani yapılmış ve bitmiş şeylerdir. Yok olmuş bir şeyin tartılması mümkün değildir. Bu sebeple burada gerçek bir tartıdan değil; Allah’ın kulları hakkında vereceği kesin ve adil hükümden söz edilmektedir.

Ayrıca denilir ki: Eğer kul, kıyamet günü Allah’ın adil ve hakîm olduğunu kabul ediyorsa, O’nun hükmü zaten yeterlidir; ayrıca bir tartıya ihtiyaç yoktur. Eğer bunu kabul etmiyorsa, o zaman kefelerin ağır basması da onun için kesin bir delil teşkil etmez. Bu durumda mizanın zahirî tartı anlamında bir faydası kalmaz.

Buna karşılık birinci görüşü savunanlar şu cevabı verir: Kıyamet günü herkes Allah’ın zulümden münezzeh olduğunu bilecektir. Mizanın kurulmasının hikmeti, Allah’ın adaletini göstermek değil; bu adaletin sonucunu mahlûkata açıkça izhar etmektir. Yani kimin üstün olduğu, kimin kurtuluşa erdiği, bütün kıyamet ehline gösterilecektir. Bu da mü’min için sevinci artırır; günahkâr için ise pişmanlığı, korkuyu ve rüsvaylığı çoğaltır.

Bu üstünlüğün nasıl ortaya çıkacağı hususunda da ihtilaf edilmiştir. Bazı âlimler, iyilikler ağır bastığında kefede bir nurun, kötülükler ağır bastığında ise bir karanlığın görüneceğini söylemişlerdir. Diğerleri ise bu üstünlüğün, kefelerin hakikî olarak ağır basmasıyla ortaya çıkacağını ifade etmiştir.

Kıyamet Gününde Birden Fazla Mizan Meselesi

Bu konuda en açık yaklaşım şudur: Kıyamet gününde tek bir terazi değil, birden fazla terazi (mevâzîn) bulunacaktır. Bunun delili, Enbiya Suresi 47. Ayet’te geçen  وَنَضَعُ الْمَوَاز۪ينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ “Biz kıyamet günü adalet terazileri kurarız” ifadesi ile, “Kimin terazileri ağır basarsa…” şeklindeki çoğul kullanımın birlikte değerlendirilmesidir.

Buna göre denilebilir ki: İnsan fiilleri tek tip değildir. Kalbin amelleri, uzuvların fiilleri ve sözler birbirinden farklı mahiyetler taşır. Dolayısıyla her birine uygun ayrı ayrı mizanın bulunması, ilâhî adaletin daha kapsamlı ve tafsilatlı bir şekilde tecellisini gösterir.

Zeccâc’ın İzahı

Zeccâc, ayette “teraziler” (mevâzîn) kelimesinin çoğul gelmesini iki şekilde açıklar:

  1. a) Cem‘ lafzının müfred yerine kullanılması
    Araplar bazen çoğul bir kelimeyi tekil manada kullanırlar. Bu, dilde bilinen bir üsluptur. Dolayısıyla “teraziler” ifadesi, tek bir teraziyi de ifade edebilir. Araplar bazan cemî kelimeyi müfred yerinde kullanarak, “Falanca Mekke´ye doğru katırlar üzerinde yola çıktı” derler.
  2. b) “Mevâzîn”in “mizan” değil “mevzun” olması
    Yani burada kastedilen şey teraziler değil; tartılan amellerdir. Buna göre ayetin manası, “kimin amelleri ağır gelirse” şeklinde anlaşılır.

 Râzî’nin Buna Yaklaşımı

Buna karşılık şu itiraz yapılır: Bu iki izah da ayetin zahirinden uzaklaşmayı gerektirir. Hâlbuki bir lafzı zahirinden te’vile götürmek, ancak zahir manayı kabul etmek imkânsız olduğunda caizdir.

Oysa burada böyle bir imkânsızlık yoktur. Kıyamet günü dili ve kefeleri bulunan gerçek terazilerin kurulması aklen mümkündür. Ayrıca amellerin çeşitli şekillerde tartılması da mümkündür. Bu durumda ayetin zahir manasını terk edip mecaza gitmeye zorlayan bir sebep yoktur.

Bu yüzden en uygun yaklaşım şudur: Ayet, zahiri üzere anlaşılmalı ve kıyamet günü hakikî mizanın kurulacağı kabul edilmelidir.

Ey Rahmeti gazabını geçmiş olan Rabbimiz… Bize rahmetinle muamele eyle. Az amelimizi çok eyle, çok günahımızı affeyle. Mizân kurulduğunda, amel defterleri açıldığında, hiçbir şey gizli kalmadığında bizi terazisi ağır gelenlerden eyle.

📥 PDF İndir
mizan
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki KonuKur’an’ın parça parça indirilişinin hikmeti
Sonraki Konu Mahşerde “sorulur” ve “sorulmaz” ayetlerinin manası nedir?

İlgili Konular

Kur'an'dan İnciler

“Ol” emri hakikatte nasıl anlaşılmalı?

Kur'an'dan İnciler

Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?

Kur'an'dan İnciler

Hidayet-i İlahî, bir burak olup mü’minlere gönderilmiştir.

Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Kur'an'dan İnciler içerikleri
  • Kur’an’da Allah niçin biz diyor ben demiyor?
  • Günahların sevaba çevrilmesi ne demektir?
  • Namaz insanı günahlardan nasıl alıkoyar?
  • Ataların günahına razı olanlar da sorumlu olur mu?
  • İnsan kaybolur, ateş ağlar!
  • “Dinde zorlama yoktur” ayeti nasıl anlaşılmalı?
  • Amelin sonuna ulaşamayan sevabını kaybeder mi?
  • Kur’ân’a göre günahın sorumluluğu kime aittir?
  • Günah dağ gibi olsa da Allah’ın rahmeti ondan büyüktür
  • Zikir sadece dil ile mi yapılır?
  • Yanlış insanları takip etmenin sonu nedir?
  • Melekler insanın fesat çıkaracağını nasıl bildi?
  • Kur’an’da yeryüzü mü önce yaratıldı, gök mü?
  • Hz. Âdem’in ağaca yaklaşması günah mı, hikmet mi?
  • Can mı önce, mal mı? Kur’ân’daki tertibin hikmeti
  • Allah hakkında kullanılan “kâne” fiilinin manası
  • Kasten mümini öldürenin hükmü ve tevbesi
  • Allah mekân ve cihetten münezzehtir
  • Ruhun bedenle ölmediğinin delili
  • Yalandan şeytan bile utanır
  • Şeytanla barış olmaz
  • Allah gizliyi getirir
  • Kalbi diriltmek için nefsin dört kuşunu öldür
  • Neden Hz. İbrahim’e (a.s.) hemen, Hz. Uzeyr’e (a.s.) yüz yıl sonra?
  • İyiliğin reklamı, fakirin mahcubiyeti
  • Hz. İsa (as) yakında insanlarla konuşacak
  • Kur’ân’a göre imanda delilin önemi
  • Delil yakîni artırır
  • Kur’an’ın icazı onun lafızlarında parlar
  • Kur’ân’ın nazmındaki mucize
  • Kıble meselesi vahy-i gayr-i metlûvu ispat eder
  • Kur’ân’ı anlamak için sünnet gerekli mi?
  • Kapılar kapanınca başlayan imtihan
  • Allah demedikçe
  • İmanınız size ne kötü şey emrediyor!
  • İlmiyle konuşup hâliyle yalanlayanlar
  • Namaz ağırsa, kalbi yokla
  • Cumartesi ashabı ve bugünün insanları
  • Karun gibi yükselenler, Karun gibi batar
  • Cennet bir ücret değil, ilâhî bir müjdedir
  • Mânâdaki yakınlığın lafızlardaki tecellisi
  • Hatırlanmak mı, unutulmak mı?
  • Peygamberleri inkâr etmeyiz; derecelerini de inkâr etmeyiz
  • Şeâire saygı, takvanın alametidir
  • Kur’ân’ın hitabındaki hayret veren incelik
  • Kur’ân neden “Yâ Benî İsrâil” der?
  • İsa’nın misali Âdem’in misali gibidir
  • Neden lânetleşmeye cesaret edemediler?
  • “Zallâm” denmesi, Allah hakkında zulme kapı açar mı?
  • Allah gökleri ve yeri neden altı günde yarattı?

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Son Yazılar
  • Kur’an mahluk mudur?
  • “Ol” emri hakikatte nasıl anlaşılmalı?
  • Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?
  • Kalp nedir?
  • Hidayet-i İlahî, bir burak olup mü’minlere gönderilmiştir.
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.