Bu muazzam hatıra, Hz. Halid bin Velid’in sadece bir “savaş makinesi” değil, aslında Peygamber aşkıyla yanıp tutuşan bir “pervane” olduğunu gösterir. Onun sarsılmaz askeri dehasının ardındaki asıl kuvvetin, o yırtık sarığın içindeki incecik saç tellerinde gizlenen muhabbet olduğunu keşfedelim:

Yermük, tarihin akışının değiştiği, kılıçların gökyüzünü yardığı bir mahşer meydanıydı. Ancak o dehşetli anlarda İslam’ın Başkomutanı, yırtılmış, eski bir sarığın peşine düşmüştü. Askerler şaşkındı; binlerce kılıcın ve kalkanın olduğu bir meydanda eski bir bez parçasının ne kıymeti olabilirdi?
Halid (r.a.) için o bez parçası, kainatın sultanından kalan bir emanetin mahfazasıydı. O, zaferlerini sadece stratejisine değil, o sarığın kıvrımları arasına sakladığı “bereket ve bağlılığa” borçluydu.
Resûlullah (s.a.v.) tıraş olurken, her bir tel daha yere düşmeden sahabe efendilerimiz alıyordu. Halid, o gün herkesten daha atik davranmıştı; çünkü o, o saç tellerini sadece birer hatıra değil, Efendimiz’in duasının ve himayesinin bir parçası olarak görüyordu. O, kılıcıyla dünyayı titretirken, başının üzerinde kainatın en mübarek saçlarını taşımanın mahviyeti içindeydi.
Gönül Hissesi ve Nefis Muhasebesi
Eşya mı, Mana mı? Bizim için dünya nimetleri, markalar ve eşyalar ne kadar kıymetli? Hz. Halid, bir imparatorluğun hazinesine değişmeyeceği o yırtık sarığı aratırken bize şu dersi veriyor: İnsanı aziz kılan, sahip olduğu madde değil, değer verdiği manadır. Eğer hayatımızda Peygamberimizden (s.a.v.) bir iz, bir sünnet, bir kırıntı taşıyorsak; en büyük fırtınalarda bile ayakta kalırız.
Tevazu ve İftihar Dengesi: Hz. Halid, kazandığı zaferleri kendi dehasına mal etmek yerine, bir saç telinin bereketine bağlayacak kadar mütevazıdır. Nefis, her başarıda “ben yaptım” derken; Halid (r.a.), “O’nun (s.a.v.) bereketiyle oldu” diyerek nefsini susturmuştur.
Bağlılığın Gücü: Bugün modern insan “Yalnızım, güçsüzüm” diye hayıflanıyor. Oysa Hz. Halid bize şunu fısıldıyor: Kim tutunacak mübarek bir dal ararsa, o dal ona zırh olur. Sizin hayatınızda, başınızın üzerinde taşıdığınız, sizi zor anlarınızda ayağa kaldıran bir “manevi sarığınız” var mı?
Hz. Halid’in o sarığı aratması, bir eşya tutkusu değil, bir vefa borcudur. O saç telleri, onun kalbinin Resûlullah ile attığının mührüdür.
Bizler de hayatın hengamesinde, zorlu imtihan meydanlarında, bazen umudumuzu, bazen huzurumuzu kaybederiz. İşte o anlarda aranması gereken şey, markalı elbiseler veya dünyalık rütbeler değil; bizi Allah Resûlü’ne bağlayan o ince ama kopmaz sevgi bağlarıdır.