Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

İntizam vahdetin mührüdür

Haziran 15, 2026

Hücrelerin sessiz yolculuğu

Haziran 15, 2026

Uhuvvet nedir?

Haziran 14, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Salı, Haziran 16
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»İz Bırakanlar
İz Bırakanlar

Bir Devenin Yularında Gizlenen Şeref: Ömerî Bir Duruş

0
By Nur Divanı on Nisan 8, 2026 İz Bırakanlar

Ümmetin emini Hz. Ebu Ubeyde b. Cerrah (r.a) Kudüs’ü kuşatmıştı. Kudüs Patriği ve şehrin valisi bizzat Halife Ömer (r.a) gelirse onunla anlaşma yaparız demişlerdi. Ebu Ubeyde, durumu bir mektupla acilen Medine’deki Halifeye haber vermiş ve Hz. Ömer (r.a) istişare neticesinde Kudüs’e gitmeye karar vermişti.

İslam devletinin koca Halifesi Hz. Ömer (r.a), büyük bir orduyla büyük şaşaayla mı sefere çıkacaktı. Hayır, sadece kölesiyle birlikte tek bir deveyle yola çıkar Hz. Ömer (r.a). Yolculukta kölesiyle deveye sırayla biner. Kudüs’e yaklaşınca deveye binme sırası kölesine gelir.

Köle; “Efendim, sıra bende ama Kudüs’e yaklaştık. Benim deve üzerinde, sizin yaya olmanız doğru olmaz. Kudüs kapısındayız. Herkes size bakacak. Dünyanın şanına, İslam’ın izzetine bu yakışmaz. Ne olur siz binin, ben yuları tutayım…”

İşte o an Hz. Ömer (r.a), asırları sarsan o devrim gibi cevabını, bir hançer gibi nefsinin kalbine saplar: “Bizler en zelil bir kavimdik. Allah bizi İslam’la aziz etti. Bundan başka izzet aramam. Eğer biz şerefi İslam’dan başka bir yerde ararsak, Allah bizi yeniden zelil eder!”

Kudüs surlarının üzerinde bekleyen patriğin, valinin ve binlerce Hristiyanın gözleri ufukta. Dünyayı titreten o büyük halifeyi, İslam’ın aslanını, altından tahtlar ve binlerce kişilik ordularla bekliyorlar. Fakat ufuktan süzülüp gelen, sadece bir deve ve iki yolcu.

Biri devenin üzerinde, diğeri yaya. Biri efendi, diğeri köle. Ama kim efendi, kim köle?

Ve öyle de oldu… Köle devenin üzerinde bir sultan gibi, koca Ömer ise ayağında yamalı çizmeleriyle, tozun toprağın içinde bir deve yularını tutarak girdi Kudüs’e. Patrikler hayretle donup kaldı, papazların elleri titredi. Devenin üzerindekine selam durmak istediler, ama köle yularını tutan adamı işaret etti: “Halife budur!”

Şimdi bir kendimize bakalım…

Şimdi Müslümanlar İzzeti şerefi nerde arıyorlar. Parada pulda, makamda mevkide, soyda sopda arıyorlar.  İzzet ve şeref Allaha kul olmakta ve bir kul gibi yaşamaktadır. Kula yakışan en güzel şey nedir? Kulluktur.

إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ Allah katında en keremliniz en şerefliniz Allahtan en çok sakınanızdır( Hucurat Suresi 13) diyordu Rabbimiz.

Bizim dillerimiz ne çok konuşuyor, ama hallerimiz neden bu kadar dilsiz?

İzzet ve şeref lüks arabalara binmekte değildir. Ne kadar pahalı arabalara binersen bin bineceğin son araba cenaze arabasıdır.

İzzet ve şeref pahalı, markalı elbiseler giymekte değildir. Ne kadar giyinirsen giyin giyeceğin son elbise bir kefendir.

Ne kadar lüks evlerde oturursan otur oturacağın son ev kabir evidir.

Ey nefsim! Sen izzeti makamda ararken, Ömer onu bir devenin yularında buldu.

Sen şerefi parada makamda ararken, Ömer onu kölesine hakkını teslim etmekte buldu.

Ey nefsim senin şerefin izzetin Ancak İslam’dadır. Başka yerde izzet arayanı Allah zelil eder.  Başka yerde şeref arayanı Allah perişan eder. Şerefin mikyası ancak İslam’dır. Bir adam ne kadar şerefli ne kadar şerefsiz ölçüsü zenginlik, makam soy, sop değil ancak ve ancak İslam’dır.

Nihayet köle devenin sırtında, Hz. Ömer (r.a) yaya olarak hem de devenin yularını tutmuş vaziyette, Kudüs’e girmişlerdi. Şehrin kapısında bekleyen bütün Hıristiyanlar devenin üstündeki kişiyi halife zannederek, ona hürmet göstermek isteseler de köle, kendisinin değil devenin yularını tutan ve yaya olan kişinin halife olduğunu söylediğinde bütün papazlar hayretler içinde kalmıştı.

Nasıl olur da düşmanlarını titreten halife Ömer, bir devenin yularını tutarak hem de o devenin üzerinde bir köle olduğu halde gelirdi. Akılları baştan alan bu muhteşem manzara karşısında pek çok Hristiyan dahi Müslüman olma şerefine nail olmuştu.

Onlar bizler gibi çok konuşmuyordu. Bizim dilimiz konuşuyor onların hali konuşuyordu. Hal dili kal dilinden daha tesirlidir. Halleriyle İslam’a ayna oluyorlardı bizim gibi perde olmuyorlardı. Onlara bakanlar onlarda İslam’ın güzelliğini görüyorlardı. Bize bakanlar bizde ne görüyor acaba?

Bizler bugün İslam’ın güzelliğine ayna olacağımıza, yaşantımızla ona perde oluyorsak; bize bakanlar bizde İslam’ı değil de dünyayı, hırsı ve kibri görüyorsa, vah bize…

Rabbimiz! Bizi dilimizle İslam’ı anlatıp, halimizle dünyayı yaşayanlardan eyleme. Bize Ömerî bir vakar, bir şuur ve sadece senin kapında kul olmanın verdiği o sarsılmaz izzeti nasip et. Halleriyle İslam’ı sevdiren, duruşuyla “İşte Müslüman!” dedirten o samimi kullarından eyle… Âmin.

📥 PDF İndir
Hz. Ömer
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki KonuÖlümün Kara Sevdalısı Enes bin Nadr
Sonraki Konu Kesik uzuvların şehadeti Abdullah bin Cahş (r.a)
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

İz Bırakanlar içerikleri
  • Ümmetin emini Ebu Ubeyde b. Cerrah (r.a)
  • Bahanelerin Bittiği Yer: Ümmü Mektûm
  • Ölümün Kara Sevdalısı Enes bin Nadr
  • Bir Devenin Yularında Gizlenen Şeref: Ömerî Bir Duruş
  • Kesik uzuvların şehadeti Abdullah bin Cahş (r.a)
  • Bırakın dilini keseyim!
  • Nurlu bir karanlığın feryadı: “Ya Rabbi mazeretimi kabul et!”
  • Acıyı dişiyle ısıran sadakat Ebû Ubeyde bin Cerrâh
  • Makamdan vazgeçen, davadan vazgeçmeyen yiğit Halid bin Velid (r.a.)
  • Uzza’nın kül oluşu, Halid’in gözyaşı
  • Yırtık bir sarıkta saklı hazine: Bir saç telinin bereketi
  • Kabri kılıçla kazılan yiğit: Seyfullah’ın son vasiyeti
  • Hz. Ebû Bekir ve hakikat uğruna çiğnenen yüz
  • Sevr’in karanlığında bir can siperi
  • Sıddık’ın aynasında kendi “ama”larımızı görmek
  • Hz. Ebû Bekir (r.a.) bir lokmanın imtihanı
  • Sıddıkiyet, zamanı aşkla genişletmektir
  • Hayırda geçilmez olmanın sırrı
  • Ömer gibi değiştiren mi olacaksın, yoksa değişen mi?
  • Ölüm bahçesine düşen yıldırım! Berâ bin Mâlik
  • Hz. Ömer’in (r.a) putlaştırılmış korkuları yıkan yürüyüşü
  • Minberde hesap veren halife!
  • Hz. Osman’ın “Hayır” Diyen İhlası
  • Hz. Osman’ın ticareti; Bire yediyüz veren var!
  • Hicret gecesi ölüm uykusunda bir kahraman!
  • Hayber’i titreten isim: Hz. Ali (r.a.)
  • Hz. Ali neden kendi zırhını zorla almadı?
  • Sıddık-ı Ekber’in kılıcı, ümmetin dirilişi
  • Üstünlük renkle değil, takvayladır
  • Hatib b. Ebî Beltea’nın Mektubu

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Son Yazılar
  • İntizam vahdetin mührüdür
  • Hücrelerin sessiz yolculuğu
  • Uhuvvet nedir?
  • Hayvan gibi değil, insan gibi yaşamak için neler vermezdik
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.