Close Menu
Nur Divanı
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?

Nisan 19, 2026

Kalp nedir?

Nisan 19, 2026

Hidayet-i İlahî, bir burak olup mü’minlere gönderilmiştir.

Nisan 19, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Nur Divanı
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazartesi, Nisan 20
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Nur Divanı
Ana Sayfa»İz Bırakanlar
İz Bırakanlar

Nurlu bir karanlığın feryadı: “Ya Rabbi mazeretimi kabul et!”

0
By Nur Divanı on Nisan 8, 2026 İz Bırakanlar

Bedir’in toz dumanı dinmiş, semadan mücahidlerin şanını yücelten ayetler bir bir inmeye başlamıştı. Ayetler, cihat meydanlarında ter dökenleri, evlerinde oturanlardan kat kat üstün kılıyordu. O an, mescidin bir köşesinde, dünya aydınlığına kapalı gözleriyle bu kutlu müjdeyi dinleyen bir gönül vardı: Abdullah İbn-i Ümmi Mektûm (r.a).

Mücahidlerin derecesini duydukça sinesi daraldı, yüreği bir kuş gibi çırpınmaya başladı. Gözleri görmüyordu ama gönlü Allah yolunda koşmak için yanıp tutuşuyordu. Boynu bükük, gözyaşları içinde Allah Resûlü’ne (s.a.v) yöneldi:

“— Ya Rasûlallah! Cihâda gücüm yetseydi, vallahi ben de çıkardım…”

O nida, bir acziyetin değil, devasa bir iştiyakın haykırışıydı. Sonra ellerini semaya açtı; o kapalı gözlerden dökülen yaşlar, samimiyetin en saf haliyle Rabbine iltica etti: “Ya Rabbi! Benim mazeretimi kabul et… Ne olur benim mazeretimi kabul et…”

O sarsılmaz samimiyet, arş-ı alayı titretti. Vahiy nazil oldu: “Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla… bir olmaz.” Efendimiz (s.a.v) hemen ekledi: “Yaz: Özür sahipleri hariç…”

İbn-i Ümmi Mektûm istediği o ilahî mazereti almıştı. Artık evinde otursa da mücahidlerle bir sayılacaktı. Ama hayır! Büyük nefisler, mazeretlerin arkasına gizlenemezdi. Allah onu muaf tutmuştu ama o, kendi gönlünü bu muafiyete razı edemiyordu. O günden sonra hiçbir gazadan geri durmadı. O, o meşhur davasını şöyle haykırıyordu:

“— Beni safların en önünde durdurun ve sancağı bana verin! Onu sizin için ben taşıyayım. Nasıl olsa ben kaçmaya gücü yetmeyen bir âmâyım!”

Kaçmamak için “âmâ” olmayı bir avantaj bilen, sancağı düşürmemek için canını ortaya koyan bir aşk… Gözleri görmüyordu ama cennetin kokusunu bizden çok daha önce almıştı.

Peki Ya Biz? Mazaretlerin Efendisi Olan Nefislerimiz!

Şimdi gel kardeşim, İbn-i Ümmi Mektûm’un o nurlu karanlığından çıkıp, bizim “aydınlık” ama hakikate kör olan dünyamıza dönelim. Onun gözleri görmüyordu ama cihat için çırpınıyordu; bizim gözlerimiz her yeri görüyor ama bir secdeye varmak, bir hayra koşmak için binbir bahane üretiyor.

  • O, mazereti varken meydan arıyordu; biz ise hiçbir mazeretimiz yokken kaçacak delik arıyoruz.
  • O, “Ben âmâyım, kaçamam, sancağı bana verin” diyordu; biz ise “İşim var, yorgunum, vaktim yok, yaşım genç, imkânım kısıtlı” diyerek mazeretlerin altına kaleler inşa ediyoruz.

Ey nefsim! Sen hangi yüzle Abdullah İbn-i Ümmi Mektûm ile aynı cennete talipsin?

  • 24 saatten birini Mevla’na veremezken,
  • Malının 40’ta birini bir garibe uzatamazken,
  • Gözlerin harama bakmaktan yorulmazken ama bir sayfa Kur’an okurken uykun gelirken… Sen hangi “cihat”tan bahsediyorsun?

Bizim mazeretlerimiz, aslında imandaki zafiyetimizin kılıfıdır. “Havalar soğuk” deriz sabah namazına kalkmayız, “Rızık endişesi” deriz harama bulaşırız, “Çocuklar var” deriz hizmetten kaçarız. Oysa İbn-i Ümmi Mektûm’un gözleri yoktu! Hiçbir şeyi görmeyen o adam, her şeyi feda etmeyi bildi. Biz her şeye sahibiz ama hiçbir şeyi tam manasıyla feda edemiyoruz.

Kardeşim, İbn-i Ümmi Mektûm’un sancağı hala havada! O sancak; mazeret tanımayan bir imanın, engelleri hiçe sayan bir aşkın sancağıdır. Eğer bugün elimiz ayağımız tutarken, gözümüz görüp aklımız ererken hala yerimizde oturuyorsak; o gün mahşerde, o âmâ mücahid karşımıza dikildiğinde yüzümüz nasıl kızarmayacak?

Vah bize! Mazeretlerimizin esiri olduğumuz her güne vah! Hakikate kulak ver; mazeret arama, yol ara. Çünkü cennet, mazeret uyduranların değil, engelleri aşanların yurdudur.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki KonuBırakın dilini keseyim!
Sonraki Konu Acıyı dişiyle ısıran sadakat Ebû Ubeyde bin Cerrâh

İlgili Konular

İz Bırakanlar

Sıddık-ı Ekber’in kılıcı, ümmetin dirilişi

İz Bırakanlar

Hz. Ali neden kendi zırhını zorla almadı?

İz Bırakanlar

Hayber’i titreten isim: Hz. Ali (r.a.)

Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

İz Bırakanlar içerikleri
  • Ümmetin emini Ebu Ubeyde b. Cerrah (r.a)
  • Bahanelerin Bittiği Yer: Ümmü Mektûm
  • Ölümün Kara Sevdalısı Enes bin Nadr
  • Bir Devenin Yularında Gizlenen Şeref: Ömerî Bir Duruş
  • Kesik uzuvların şehadeti Abdullah bin Cahş (r.a)
  • Bırakın dilini keseyim!
  • Nurlu bir karanlığın feryadı: “Ya Rabbi mazeretimi kabul et!”
  • Acıyı dişiyle ısıran sadakat Ebû Ubeyde bin Cerrâh
  • Makamdan vazgeçen, davadan vazgeçmeyen yiğit Halid bin Velid (r.a.)
  • Uzza’nın kül oluşu, Halid’in gözyaşı
  • Yırtık bir sarıkta saklı hazine: Bir saç telinin bereketi
  • Kabri kılıçla kazılan yiğit: Seyfullah’ın son vasiyeti
  • Hz. Ebû Bekir ve hakikat uğruna çiğnenen yüz
  • Sevr’in karanlığında bir can siperi
  • Sıddık’ın aynasında kendi “ama”larımızı görmek
  • Hz. Ebû Bekir (r.a.) bir lokmanın imtihanı
  • Sıddıkiyet, zamanı aşkla genişletmektir
  • Hayırda geçilmez olmanın sırrı
  • Ömer gibi değiştiren mi olacaksın, yoksa değişen mi?
  • Ölüm bahçesine düşen yıldırım! Berâ bin Mâlik
  • Hz. Ömer’in (r.a) putlaştırılmış korkuları yıkan yürüyüşü
  • Minberde hesap veren halife!
  • Hz. Osman’ın “Hayır” Diyen İhlası
  • Hz. Osman’ın ticareti; Bire yediyüz veren var!
  • Hicret gecesi ölüm uykusunda bir kahraman!
  • Hayber’i titreten isim: Hz. Ali (r.a.)
  • Hz. Ali neden kendi zırhını zorla almadı?
  • Sıddık-ı Ekber’in kılıcı, ümmetin dirilişi

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Son Yazılar
  • Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?
  • Kalp nedir?
  • Hidayet-i İlahî, bir burak olup mü’minlere gönderilmiştir.
  • Müfessirler neden farklı konuşuyor?
  • اِنَّ ile hükmün tahkiki
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.