“Bütün mevcudatın lisan-ı hâliyle vird-i zebanıdır.”
İki tür konuşma vardır. Biri, bildiğimiz dil ile konuşmak ki buna lisan-ı kâl denir.
Diğeri ise dil konuşmaz ama hâl konuşur. Buna da lisan-ı hâl ile konuşmak denir.
Demek Üstadımızın tabiriyle, “lisan-ı kâlin kelimâtı elfâz (lafızlar) ise, lisan-ı hâlin kelimâtı da ahvâldir (hâllerdir).” İşârâtü’l-İ‘câz [Y] – 229
Hâl lisanı, çoğu zaman kâl lisanından daha tesirlidir. Hatta duyabilenler için lisan-ı hâl, zuhurca lisan-ı kâl derecesine çıkar. İşte bütün mevcudatın bu şekilde bir konuşması vardır. Bu konuşma bazen tesbih, bazen dua, bazen zikir, bazen hamd ve şükürdür. İşte Bismillah da böyle bir vird-i zebandır (dilden düşmeyen bir dua, bir vird).
Mevcudat, varlıklar demektir. “-ât” eki Arapça cem‘ edatıdır. Bu ek Osmanlıcaya da girmiştir.
Demek bazı kelimelerin sonunda göreceğimiz bu “-ât” eki, kelimeyi çoğul yapar: Nebat → nebatat, hayvan → hayvanat, mevcud → mevcudat, mümkün → mümkünat gibi.
Üstadımız bu cümlenin başında “Ey nefsim…” dediği için yine nefsimize dönüyoruz!
Ey nefsim! Bak etrafına… Ağaç meyve verirken Bismillah der gibi veriyor. Toprak mahsul çıkarırken Bismillah diye açılıyor. Güneş ısıtırken, yağmur yağarken, rüzgâr eserken hepsi Allah adına iş görüyor. Bütün mevcudat, konuşmadan, itiraz etmeden, lisan-ı hâliyle Bismillah’ı dilinden düşürmezken…
Sen kimsin de Rabbinin adını unutarak iş yapıyorsun?
Hayvan rızkını O’nun adına alıyor; sen nimeti yiyip adını anmıyorsun. Arı bal yapıyor; sen ekmeği bölüp besmelesiz uzanıyorsun. Bu nasıl gaflet?
Ey nefsim! Taş yerinde duruyor, su vazifesini yapıyor, güneş çizgisinden şaşmıyor,
وَلَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ
Göklerde ve yerde kim varsa yalnızca O’na aittir. Hepsi O’na boyun eğmektedirler. (Rum suresi, 26. Ayet)
Bir tek sen mi başına buyruksun?
Herkes Bismillah derken sen “ben” diyorsun. Kendine gel! Ya kâinatla beraber Allah adına yaşa, ya da bu isyanın hesabını bir gün tek başına verirsin.
Mahlûkatın nasıl konuştuğunu ve Bismillah dediğini ileride Üstadımız zaten ifade edeceği için, bu makamda kısa kesiyoruz.