Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi
Nişan, bir işarettir; izdir, alâmettir.
Parmakta ki yüzük evli olmaya, askeri bir üniforma asker olmaya, duman, ateşin varlığına, sabahın gelmesi güneşin doğduğuna işarettir. İşte Besmele de böyledir. Nasıl ki kâinatta her şey bir işaretle kendini tanıtıyorsa, “Bismillah” da kulun İslâm’ın nişanı ve alâmetidir.
Cümlenin başında “Bil ey nefsim”, diye hitabı manidardır. Yani her sözde muhatap nefsimiz olmaldır. Bu hakikatleri üçüncü şahıs gibi seyirci gibi dinlemek bize bir kemal kazandırmaz. Sadece bir bilgi sahibi oluruz ama ilim sahibi olamayız.
O hâlde nefsimize dönelim. Bil ey nefsim! Madem şu mübarek kelime İslâm’ın nişanıdır, madem sen de “Ben Müslümanım” diyorsun; söyle bakalım: Bu nişan sende görünüyor mu?
Her işine Bismillah ile mi başlıyorsun, yoksa sessizce kendin adına mı giriyorsun işe?
Yemeğe uzanırken adını anmadığın Rabbin nimetini mi yiyorsun? Bir işe girişirken kudreti O’ndan isteyip de mi başlıyorsun, yoksa “Ben yaparım” gururuyla mı?
Dilinde iman var ama fiilinde besmele yoksa, o iman ne kadar diri, o iddia ne kadar sahih?
Ey nefsim! Besmelesiz adım, sahipsiz yürüyüştür. Besmelesiz iş, bereketsiz yüktür.
Ya Allah adına başla, ya da cesaretin varsa “Ben Rabbime muhtaç değilim” de!
Bir insan bir işe besmeleyle başlıyorsa, şunu ilan eder: “Bu işi ne nefsim adına yapıyorum, ne hevâma güveniyorum, ne de kendimi merkeze koyuyorum. Ben Allah adına başlıyorum.”
Ama besmele yoksa, ne var biliyor musun? Nefs var. Benlik var. Kendine güven var.
İşte besmele, bu yüzden mü’mini ayırır. Sözde değil; hayatta ayırır. Dilde değil; amelde ayırır. Besmele yoksa, adım atılır ama sahibi belli değildir. Besmeleyle konuşan dil, besmeleyle başlayan el, besmeleyle atılan adım; bağırmadan şunu söyler: “Ben Müslümanım.”
Ey nefsim! Eğer hâlâ işlerine kendin adına başlıyor veya besmeleyi sadece dudakta dolaştırıp hayata indirmiyorsan; bil ki İslâm’ın mührünü sözde bırakıp fiilden silmişsin.
O hâlde ya bu mührü yalnız diline değil, kalbine indir ve hayatına vur; ya da şunu unutma: O’nun adını anmadan attığın her adımda, başladığın her işte, yalnızsın. Ne yardım var ne bereket ne emniyet… Sadece nefsin ve yükün var. Besmelesiz iş, sahipsiz iştir.
SORU–CEVAP & DERS FORMATI
Konu Başlığı: 3- Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi
CEVAP: Bu hitap, sözün muhatabının başkaları değil nefsimiz olduğunu öğretir. Hakikat, seyirci gibi dinlenmez; nefsin karşısına geçilerek dinlenir. Aksi hâlde bilgi olur, kemal olmaz.
CEVAP: Nişan; işaret, iz ve alâmettir. Bir şeyin kime veya neye ait olduğunu gösterir.
-
Parmaktaki yüzük → evliliğin işaretidir
-
Askerî üniforma → asker olmanın alâmetidir
-
Duman → ateşin varlığını gösterir
-
Sabah aydınlığı → güneşin doğduğuna işarettir
Her şey kendini bir işaretle tanıtır.
Nasıl ki kâinatta her şey bir işaretle kendini tanıtıyorsa, Bismillah da kulun İslâm’a aidiyetinin nişanıdır.
CEVAP: Her işine Bismillah ile başlamasıyla. Yoksa kişi sessizce kendi adına işe girer.
CEVAP: Besmelesiz iş, “Ben yaparım” diyen gizli bir gururu gösterir. Kişi farkında olmadan nefsini merkeze koyar.
CEVAP: Bir işe başlarken kudreti O’ndan istememek demektir. Bu hâl, fiilen “Ben kendime yeterim” demektir. Nefs vardır. Benlik vardır. Kendine güven vardır. Yani merkezde Allah değil, insanın kendisi vardır.
CEVAP: Besmelesiz adım → sahipsiz yürüyüş Besmelesiz iş → bereketsiz yük. Yani yürüyüş var ama himaye yok, iş var ama bereket yok.
CEVAP: Şunun ilanıdır: “Bu işi ne nefsim adına yapıyorum, ne hevâma güveniyorum, ne de kendimi merkeze koyuyorum. Ben Allah adına başlıyorum.”
CEVAP: İslâm’ın mührünü sözde bırakıp, fiilden silmektir. Ve o işte kendinle başbaşa kalmaktır. O’nun adını anmadan atılan her adımda
insan yalnızdır. Ne yardım vardır, ne bereket, ne emniyet…