Öyle de bütün hayvanî cesetlerde kemal-i hikmetle nefislerini, ruhlarını yerleştirmek, türlü türlü cihazat ile kemal-i intizam ile teslih etmek, türlü türlü hizmetlerde kemal-i hikmetle göndermek, hayvanat adedince belki cihazatları sayısınca yine o Sâni’-i Hakîm’in vücub-u vücuduna ve vahdetine şehadet ve işaret ettikleri gibi heyet-i mecmuasıyla gayet parlak bir surette cemal-i rahmetini ve kemal-i rububiyetini gösterir.
Öyle de bütün hayvanî cesetlerde kemal-i hikmetle nefislerini, ruhlarını yerleştirmek,
Ceset ile ruh arasındaki ilişki sıradan bir birleşme değildir. Her bir hayvanın vücut yapısı, onun ruhunun ihtiyaçlarına göre yaratılmıştır.
Ruh, “Âlem-i Emir”den gelen, hayat sahibi, şuur sahibi ve harici bir vücut giydirilmiş bir kanundur. Dolayısıyla, ruhun mahiyeti, istidatları (kabiliyetleri) ve bu dünyadaki vazifesi ne ise; beden o ruha hizmet edecek şekilde tasarlanmıştır. Ruh, bedenin efendisidir; beden ise ruhun hanesi ve aletidir.
Ruh, ilahi bir emir ve cevherdir; beden ise o cevherin bu dünyada görünmesini sağlayan, ona tam ölçüyle dikilmiş muazzam bir “kudret libasıdır” (kudret elbisesidir).
kemal-i hikmetle…
Bir ruhun, o ruha en uygun bedene yerleştirilmesidir. Hikmet, bir şeyi olması gereken yere fayda ve maslahatlar ile koymaktır.
Bir kartalın ruhuna “avcılık” istidadı verilmişse, cesedi de bu ruha uygun pençeler, keskin gözler ve güçlü kanatlarla donatılmıştır. Ceset, ruhun bu dünyadaki faaliyetlerini icra edebileceği mükemmel bir “atölye” hükmündedir.
Bir balığın ruhuna “yüzme” ve “su içinde hayatını sürdürme” kabiliyeti verilmişse, cesedi de bu ruha uygun yüzgeçler, akıcı bir beden yapısı ve sudan oksijen almasını sağlayan solungaçlarla donatılmıştır. Ceset, ruhun bu dünyadaki faaliyetlerini icra edebileceği mükemmelliktedir.
Bir arının ruhuna “bal yapma” ve “çiçekleri tanıma” istidadı verilmişse, cesedi de bu ruha uygun hassas antenler, çiçekten nektar toplayacak hortum ve petek inşa edecek kabiliyetlerle donatılmıştır. Ceset, ruhun bu ince sanatları icra edebileceği mükemmel bir şekildedir.
Bir devenin ruhuna “çöl şartlarına dayanma” ve “uzun süre susuz kalabilme” kabiliyeti verilmişse, cesedi de bu ruha uygun su depolayan sistemi, geniş tabanlı ayakları ve sıcağa dayanıklı yapısıyla donatılmıştır. Ceset, ruhun ağır şartlar altında vazifesini sürdürebileceği mükemmelliktedir.
Bir kedinin ruhuna “avlanma” ve “sessiz hareket etme” istidadı verilmişse, cesedi de bu ruha uygun yumuşak patiler, keskin dişler ve karanlıkta görebilen gözlerle donatılmıştır. Ceset, ruhun bu ince hareketleri icra edebileceği mükemmelliktedir.
Bir kuşun ruhuna “uçma” ve “yön bulma” kabiliyeti verilmişse, cesedi de bu ruha uygun hafif kemikler, aerodinamik kanatlar ve uzun mesafeleri tayin eden bir iç pusula ile donatılmıştır. Ceset, ruhun semalarda serbestçe hareket edebileceği mükemmelliktedir.
Bir ineğin ruhuna “süt verme” ve “insana hizmet etme” istidadı verilmişse, cesedi de bu ruha uygun sindirim sistemi, süt üretim mekanizması ve sakin mizacıyla donatılmıştır. Ceset, ruhun bu şefkatli vazifeyi icra edebileceği mükemmelliktedir.
Bir örümceğin ruhuna “ağ kurma” ve “avını yakalama” kabiliyeti verilmişse, cesedi de bu ruha uygun ipek üreten bezler ve ince hesaplarla ağ örebilecek hassasiyetle donatılmıştır. Ceset, ruhun bu mühendislik harikasını icra edebileceği mükemmelliktedir.
türlü türlü cihazat ile kemal-i intizam ile teslih etmek,
Teslih etmek” (silahlandırmak), sadece savunma amaçlı değil, hayatın devamı için gereken tüm cihazlarla donatılmak anlamına gelir.
Her canlının cesedi, onun yaşam mücadelesine uygun bir teknolojiyle donatılmıştır. Bu cihazlar sadece dış azalar değil, aynı zamanda iç duygulardır:
kemal-i intizam ile
Bu cihazlar bedene rastgele doldurulmamıştır. Bir saatin çarkları gibi, her bir çark diğeriyle tam bir uyum içindedir. Bir cihazın eksikliği veya yerinin yanlış olması, tüm sistemi bozar. Gözü ışığa göre, kulağı sese göre, mideyi rızka göre, kanatları yerçekimine göre,
Ayakları Zemine Göre: Bir ördeğin ayağı suyun direncine karşı bir “palet” gibi, bir dağ keçisinin tırnağı ise uçurumlara tutunmak için bir “çelik kanca” gibi ayarlanmıştır.
Dilleri Gıdaya Göre: Bir kelebeğin dili çiçeğin derinindeki nektarı emecek uzun bir “pipet”, bir kedinin dili ise etleri kemikten ayıracak pütürlü bir “eğe” şeklinde tasarlanmıştır.
Derileri Mevsime Göre: Kutup ayısının postu dondurucu soğuğa karşı bir “termal izolasyon”, bir bukalemunun derisi ise tehlikelere karşı bir “kamuflaj ekranı” gibi ayarlanmıştır.
Dişleri Vazifeye Göre: Bir aslanın dişleri parçalayıcı bir “kasatura”, bir ineğin dişleri ise otları öğütecek geniş bir “değirmen taşı” hükmünde yerleştirilmiştir.
Radarları Karanlığa Göre: Bir yarasanın kulakları zifiri karanlıkta nesnelerin yerini tespit edecek bir “sonar sistemi”, bir baykuşun tüyleri ise avına yaklaşırken ses çıkarmayacak bir “susturucu” ile donatılmıştır.
Mideleri Rızka Göre: Bir devenin midesi günlerce susuzluğa dayanacak bir “su deposu”, bir akbabanın midesi ise leşlerdeki mikropları yok edecek güçlü bir “asit kazanı” gibi ayarlanmıştır.
Cihazlar Vazifeye Göre: Bir arı kovanın yolunu bulacak bir “navigasyon”, bir göçmen kuş ise kıtalar arası rotasını şaşırmayacak bir “pusula” cihazıyla ruhen teslih edilmiştir.
- Kartalın Gözü: Kilometrelerce uzaktaki avını net görebilmesi için birer dürbün gibi keskinleştirilmiştir.
- Devenin Kirpiği: Çöl fırtınalarında kumun göze girmesini engelleyen birer doğal barikat ve süzgeçtir.
- Bukalemunun Derisi: Düşmanlarından korunması için ona verilen, bulunduğu çevreye tam uyum sağlayan bir kamuflaj sanatıdır.
- Ağaçkakanın Gagası: Hem odun delmeye uygun bir matkap, hem de beynini sarsıntıdan koruyan muazzam bir süspansiyon sistemidir.
- Yarasanın Radarı: Zifiri karanlıkta ses dalgalarıyla yönünü ve avını bulan harika bir yön bulma cihazıdır.
Duygular cihetinden
Ceylanın Ürkekliği: En küçük bir yaprak hışırtısında kaçmaya hazır olması, onun hayatta kalması için ruhuna takılmış en hayati savunma mekanizmasıdır.
Tavşanın Hassasiyeti: Etrafındaki tehlikeleri sezme duygusu, onun hızlı bacaklarıyla tam bir uyum içindedir.
Karıncanın Azmi: Kendi ağırlığının kat kat fazlasını yorulmadan taşıması, ruhundaki o bitmek bilmeyen çalışma ve gayret duygusunun eseridir.
Devenin Sabrı: Çölün kavurucu sıcağına ve açlığa karşı gösterdiği o tevekkülvari sabır, onun bedeniyle tam uyumlu bir manevi cihazdır.
Koyun ve Yavrusu: Binlerce koyun arasından bir kuzunun annesini sesiyle ve kokusuyla tanıması; annenin de evladını diğerlerinden ayırt etmesi, her ikisinin ruhuna yerleştirilen özel bir “tanıma” yazılımıdır.
Arının Mühendisliği: Bir arı, daha doğar doğmaz en mükemmel geometrik şekil olan altıgeni yapacak duygu ve maharetle donatılmıştır.
İpek Böceğinin Sanatı: Kendi etrafına en kıymetli kumaşı örecek sabır ve teknik duygu, onun ruhuna “kemal-i hikmetle” yerleştirilmiştir.
Tavuğun Şefkati: Kendi karnını doyurmak yerine bulduğu taneyi yavrusuna yedirmesi ve yavrusunu korumak için ite saldırması, ona verilen “şefkat” cihazının harika bir tezahürüdür.
türlü türlü hizmetlerde kemal-i hikmetle göndermek,
Her bir canlı, sadece kendi karnını doyurmak için değil; kâinat fabrikasının çarklarını döndürmek ve Sâni-i Zülcelal’in isimlerini ilan etmek gibi küllî hizmetler için bu dünyaya “gönderilmiştir.”
Buradaki “kemal-i hikmetle gönderme” hakikatini şu üç boyutta inceleyebiliriz:
1. Ekolojik Hizmetler (Kâinat Fabrikasının İşçileri)
Her bir hayvan, farkında olmadan kâinatın temizliği, dengesi ve bereketi için çalıştırılır.
- Arının Hizmeti: Sadece bal yapmak değil, çiçeklerin tozlaşmasını (telkih) sağlayarak yeryüzündeki tüm nebatatın neslini devam ettirmek gibi devasa bir ziraat memuriyetindedir.
- Karıncanın Hizmeti: Toprağı havalandırmak ve “sıhhiye memuru” gibi yeryüzündeki organik atıkları temizleyerek toprağa kazandırmakla görevlidir.
- Akbaba ve Leşçillerin Hizmeti: Yeryüzünü mikroplardan temizleyen birer “belediye temizlik işçisi” gibi, kâinatın nezafet (temizlik) kanununa hizmet ederler.
2. Sanat-ı İlahiye Teşhiri (Antika Eserlik Hizmeti)
Her bir hayvan, Allah’ın isimlerinin (Esma-i Hüsnâ) birer mektubudur.
- Bir tavus kuşunun kanadındaki nakışlar, Sâni (Sanatkar) ve Müzeyyin (Süsleyen) isimlerini ilan eder.
- Bir sineğin küçücük vücudundaki kompleks cihazlar, en büyük bir fabrikayı yapanın ilminin ne kadar ince olduğunu gösterir.
- Yani her canlı, “Bakın, Rabbim beni ne kadar güzel ve hikmetli yaratmış!” diyerek birer manevi ilanatçı (reklamcı) hizmeti görür.
3. İnsana Hizmet (Muavinlik Vazifesi)
Pek çok hayvan, kendi ihtiyacından kat kat fazlasını üreterek insana ve diğer canlılara hizmete gönderilmiştir.
- İneğin Hizmeti: Bir “süt fabrikası” gibi, kendi yavrusuna yetenden çok daha fazlasını insana takdim eder.
- İpek Böceğinin Hizmeti: Kendisi giymediği halde, dünyanın en zarif kumaşını insan için dokuyan bir “dokuma tezgahı” memurudur.
- Koyun ve Keçinin Hizmeti: Etinden, sütünden ve yününden istifade ettirerek insanın rızık ve giyim ihtiyacına koşan birer “ihsan sofrası” gibidirler.
Cümledeki “göndermek” tabiri çok mühimdir. Çünkü hayvan bu hizmetleri kendi akıl ve iradesiyle seçmez.
- Bir ipek böceği “İnsanlar üşümesin, onlara ipek dokuyayım” demez.
- Arı “Bitkiler meyve versin” diye çiçek çiçek gezmez.
Onlar, onları tanıyan, ihtiyaçları bilen ve kâinatı bir bütün olarak idare eden bir Sultan-ı Ezelî tarafından o hizmetlere sevk edilmişlerdir. Hikmet odur ki; hiçbir canlı başıboş değildir, her biri bir vazife ile tavzif (vazifelendirilmiş) edilmiştir.
hayvanat adedince belki cihazatları sayısınca yine o Sâni’-i Hakîm’in vücub-u vücuduna ve
1 1- Ruhun yerleştirilmesi cihetinde vücub-u vücuduna:
Bir sarayın her odasına, o odanın dilini bilen ve orayı idare eden bir görevli yerleştirilse, bu durum saray sahibinin her odadan haberdar olduğunu gösterir.
Bir sineğin küçücük vücuduna, dünyayı görecek gözü, rızkı bulacak koku alma duygusunu ve uçmasını sağlayacak ruhu “yerleştirmek”; o sineği kim yarattıysa, güneş ışığını ve yeryüzündeki rızıkları da onun yarattığını ispat eder. Çünkü ruh, bedene tam oturmuş bir anahtar gibidir; anahtarı yapan, kilidi de yapandır.
Cansız atomlardan canlı ve şuurlu bir ruh çıkarmak, ancak hayatın kaynağı olan bir Hayy-ı Kayyum’un varlığıyla mümkündür.
2- Cihazat ile teslih etmek cihetinde vücub-u vücuduna:
Bir orduda binlerce asker olsa ve her birinin cebine boyuna göre elbise, eline düşmanına göre silah, midesine göre rızık konsa; bu durum o orduyu donatan bir “Lojistik Merkezi” ve bir Kumandanı körlere bile gösterir.
Balığın yüzgecini suya göre, kuşun kanadını havaya göre, devenin ayağını kuma göre “teslih etmek” (donatmak); suyun, havanın ve kumun özelliklerini bilen bir Sâni-i Hakîm‘i ispat eder.
Sadece bir tek hayvanın üzerindeki binlerce cihaz (sinir sistemi, sindirim, görme, işitme) ayrı ayrı birer sanat harikasıdır. Bu kadar çok cihazın tesadüfen bir araya gelip “intizamla” çalışması imkansızdır.
3- Hizmetlerde gönderilmek cihetinde vücub-u vücuduna:
Hiçbir hayvan “ben bugün şu işi yapayım” diyerek kendi iradesiyle çalışmaz. Onlar, kâinat sisteminin bekası için istihdam edilen memurlardır.
İpek böceğinin ipek örmesi, arının bal yapması, tavuğun yumurtlaması; bu hayvanların kendi akıllarının eseri değildir. Onlar, insanı ve canlıları tanıyan, onların ihtiyaçlarına merhamet eden bir Rezzak-ı Kerim tarafından o hizmete “gönderilmişlerdir.”
Kâinattaki her bir hizmet (temizlik, tozlaşma, gıda üretimi), o hizmeti planlayan bir Müdebbir‘i ilan eder.
Vahdetine şehadet ve işaret ettikleri gibi
1- Ruhların yerleştirilmesinin vahdetine şehadet
Milyonlarca farklı hayvan türü olmasına rağmen, hepsinin hayat sahibi kılınması ve ruhlarının cesetlerine “tam uyumla” yerleştirilmesi, birliğe en büyük delildir.
Bir fabrikada üretilen binlerce farklı cihazın (telefon, tablet, bilgisayar) hepsinde aynı işletim sisteminin temel kodları varsa, bu onların aynı mühendisin eseri olduğunu gösterir.
Karıncanın ruhu ile filin ruhu mahiyetçe aynı “hayat” cevheridir. Hayatı kim yaratmışsa, bütün canlıları o yaratmıştır. Bir tek canlıya hayat vermek, bütün canlıları yaratmak kadar zordur ve ancak bütün kâinatın dizginlerini elinde tutan bir Zat-ı Ehad’e mahsustur.
2- Cihazat ile teslihin vahdetine şehadet
Hayvanların cihazatları arasındaki benzerlik ve standartlar, sanatkârın birliğini haykırır.
Yeryüzündeki milyonlarca türün neredeyse tamamında; görme için göz, işitme için kulak, rızık için mide cihazı vardır. Tasarım aynıdır, sadece ihtiyaca göre modeller değişir.
Bir şehirdeki bütün evlerin elektrik tesisatı, musluk sistemleri ve kapı kilitleri aynı standarttaysa, o şehri tek bir mimarın planladığı anlaşılır. Aynen öyle de; balığın gözü ile kartalın gözündeki temel mekanizma aynıdır. Işığı bilen ve gözü ona göre tasarlayan kim ise, bütün yeryüzündeki göz sahiplerinin ustası da odur.
3. Hizmetlerde gönderilmek vahdetine şehadet
Hayvanların birbirleriyle ve çevreyle olan “hizmet bağı”, kâinatın parçalanamaz bir bütün olduğunu ispat eder.
Arı çiçek için, çiçek böcek için, bulut toprak için, toprak canlılar için çalışır. Eğer bu memurlar (hayvanlar) farklı sultanların emrinde olsaydı, bu muazzam yardımlaşma ve dayanışma ağı (tesanüd) paramparça olurdu.
Bir orkestrada yüzlerce farklı enstrüman aynı besteyi çalıyorsa, şef tektir. Arının bal yapması ile ineğin süt vermesi aynı “rahmet” bestesinin farklı notalarıdır. Biri “Sütçü” diğeri “Balcı” olan bu memurları aynı sofrada buluşturan, ancak o sofranın sahibi olan Vâhid-i Ehad‘dir.
heyet-i mecmuasıyla gayet parlak bir surette cemal-i rahmetini ve kemal-i rububiyetini gösterir.
Üstadımızın bu muazzam cümlesi, kâinatı bir sergi sarayı, hayvanatı ise o sarayın en kıymetli ve sanatlı eserleri olarak tarif eder. Burada zikredilen üç temel fiil (ruhları yerleştirmek, teslih etmek, hizmerle göndermek), birleştiğinde ortaya “Cemal-i Rahmet” (merhametin güzelliği) ve “Kemal-i Rububiyet” (Rububiyetin mükemmelliği) çıkar.
1. Cemal-i Rahmetini Gösteren Misaller
Rahmet, bir canlının ihtiyacını en nazik ve en güzel şekilde karşılamaktır. “Nefis ve ruhun yerleştirilmesi” ve “cihazatla donatılması” bu rahmetin tecellisidir.
Bir yavru dünyaya geldiğinde, henüz dişleri yokken ve midesi sert gıdaları sindiremezken; annesinin göğsünden en latif, en besleyici ve en hijyenik gıda olan “süt”ün gönderilmesi, doğrudan doğruya Cemal-i Rahmet‘i gösterir. Ruhun o bedene yerleştirilmesi, bu rahmet sofrasından istifade etmesi içindir.
Göz cihazını sadece bir görme aracı olarak değil, yüze bir ziynet ve ruhun dış dünyadaki güzellikleri seyretmesi için bir pencere olarak takmak, rahmetin ne kadar “cemilli” (güzel) olduğunu ispat eder.
Hayatını devam ettirebilmesi için türlü türlü cihazların verilmesi Cemal-i Rahmet‘i gösterir.
2. Kemal-i Rububiyetini Gösteren Misaller
Rububiyet; bir şeyi başlangıcından sonuna kadar terbiye etmek, beslemek ve bir nizam içinde çalıştırmaktır. “Hizmetlerde göndermek” ve “kemal-i intizam” bu rububiyetin kemalini gösterir.
Bir arının, kendi ihtiyacından yüz kat fazla bal yapması veya bir ipek böceğinin kendisinin hiç kullanmayacağı ipeği dokuması; onların kendi akıllarının işi değildir. Bu, onları muazzam bir planın parçası olarak çalıştıran Kemal-i Rububiyet‘i gösterir. Onlar, kâinat fabrikasının “ücretli memurları” gibi istihdam edilirler.
Bir hayvanın cesedindeki trilyonlarca hücrenin, bir ordunun neferleri gibi birbirini tanıması, yardımlaşması ve tek bir hedefe (hayatın devamına) hizmet etmesi, kusursuz bir Rububiyetin işaretidir. Bir hücrenin şaşırmaması, “kemal-i intizam”ın bir meyvesidir.
3. Heyet-i Mecmuasıyla (Bütün Olarak) Bakış
“Heyet-i mecmuasıyla” yani bütün bu parçaları birleştirip büyük resme baktığımızda, karşımıza sıradan bir canlılar topluluğu değil, her bir neferi özel donatılmış, muazzam bir disiplinle hareket eden Kainat Ordusu çıkar.
Milyarlarca hayvanın, aynı anda, dünyanın her yerinde, şaşırmadan ve rızıklarını unutmadan harekete geçirilmesi azametli bir fiildir.
Hayvanat adedince cesetlerin her gün, her saat, her dakika acıkması ve o sonsuz ağızlara tam vaktinde, tam ihtiyaç duydukları rızkın gönderilmesi en azametli rububiyet fiilidir.
Milyarlarca hayvanın her gün ölmesi veya atık üretmesine rağmen, yeryüzünün bir “hastane koğuşu” veya “çöplük” gibi kokmaması, aksine pırıl pırıl olması azametli bir icraattır.
Her bir türün, kendi yaşam sahasına uygun silahlar ve cihazlarla “teslih edilmesi” (silahlandırılması), tesadüfün imkansızlığını haykıran bir organizasyondur.