Kur’an neden arapça indirildi? “Kur’an Arapça, Peygamber de Arap… Bu İslam Arap milliyetçiliği değil mi?” Hayır kardeşim! Bu iddia, yüzeysel ve cahilce bir yaklaşımın ürünüdür. “Kur’an neden Arapça?” diye soran zihniyet önce şunu sormalıdır: Kur’an hangi dille inseydi itiraz etmeyecektin?
Cevap 1 — Hangi Dille İnseydi İtiraz Etmeyecektin?
Peki soralım: Hangi dille inseydi sormayacaktın? İbranice mi inseydi “Bu sefer Yahudilik kitabı mı diyecektin?” Süryanice inseydi “Bize mi indi, Hristiyanlara mı diyecektin?” Türkçe inseydi “Bu Türklerin dini mi?” diyecektin. İngilizce inseydi “Bu emperyalizmin oyunu mu?” diyecektin.
Kur’an neden Arapça indirildi? Bak Rabbimiz diyor ki:
وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْاٰنًا اَعْجَمِيًّا
Eğer biz onu yabancı dilden bir Kur’ân yapsaydık
لَقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ اٰيَاتُهُۜ
Onlar mutlaka bu kitabın âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi diyeceklerdi ? Fussilet Suresi 44. Ayet
Fussilet 44. âyet, Kur’ân’ın Arapça indirilmesinin hikmetini anlatırken aynı zamanda inkârcıların bahane üreten ruh hâlini de açığa çıkarır. Rabbimiz buyuruyor ki: Eğer Kur’ân yabancı bir dille indirilseydi, bu defa onlar, “Bu âyetler bize açıkça açıklansaydı ya! Arap bir kavme yabancı dilden kitap mı gelir?” diye itiraz edeceklerdi.
Kur’ân Arapça indi, “Bu insan sözüdür” dediler. Yabancı dille inseydi, “Biz bunu anlamıyoruz” diyeceklerdi. Yani iman etmek istemeyen nefis, hakikat güneş gibi doğsa da gözünü kapatır, sonra da “Neden karanlık?” diye şikâyet eder.
Bir kitap bir dille inmek zorunda. Gökten “Google Translate”le 100 dilde inen bir kitap mı bekliyordun? Ne bekliyordun? Kur’an hangi dille inseydi, aynı bahaneyi sunacaktın. Çünkü sorun Kur’an’ın dili değil, senin niyetindir.
Cevap 2 — Vahyin Dili İlk Muhatabın Dilidir
Bak senin soruna Kuran cevap veriyor:
وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ اِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِه۪ لِيُبَيِّنَ لَهُمْۜ
Biz, her peygamberi, ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara apaçık anlatsın. İbrahim Sûresi: 4. Ayet
Aldın mı cevabı? Yani vahyin dili, mantıkî ve zarurî olarak ilk muhatabın dili olur. Kur’an’ın Arapça inmesi, onun yalnız Araplara indiğini göstermez; sadece ilk muhatap toplumun diliyle açık ve anlaşılır indirildiğini gösterir. Her peygamber kendi kavminin diliyle konuşmuştur; bu, hakikatin o kavme hapsedildiği anlamına gelmez.
Bak bu ayetten sonra bir ayet daha var, dinle Rabbimiz ne diyor?
فَيُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ
Bu itibarla Allah dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirir. O Aziz dir Hakimdir. İbrahim Sûresi: 4. Ayet
Allah her peygamberi, ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderir; bununla dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirir. Aklını kullanan için Arapça, Kuranın dilidir. Bahane arayan için Arapça, “Niye Arapçadır?” sorusudur. Allah da der ki: “Sen samimiysen, bu açıklama sana hidayet olur. Ama eğilip bükülüyorsan, bu açıklama da seni daha da saptırır.”
Demek mesele sadece “Kur’ân hangi dilde indi?” meselesi değildir. Asıl mesele şudur: İnsan hakikate karşı nasıl bir kalple duruyor? Arap müşrikleri Kur’ân’ı kendi dillerinde işittiler; ama çoğu inat etti. Ashab-ı kiram da aynı Kur’ân’ı işitti; kalpleri teslim oldu, yıldızlaştılar. Aynı güneş doğdu; biri gözünü açtı, biri kapattı.
Kur’an neden arapça indirildi? Neden acaba? Peygamber s.a. v’in Arap olması olabilir mi? İlk muhatapların arap olması olabilir mi? Bu kadar basit! Ama mesajı tüm insanlık içindir. Vahyin dili Arapçadır; çünkü ilk muhatapları Arapça konuşuyordu. Fakat Kur’an’ın daveti Araplara sıkışmış değildir.
Kur’an’ın Arapça inmesi, onun yalnız Araplara indiğini göstermez; sadece ilk muhatap toplumun diliyle açık ve anlaşılır indirildiğini gösterir. Her peygamber kendi kavminin diliyle konuşmuştur; bu, hakikatin o kavme hapsedildiği anlamına gelmez. Güneş Arabistan’dan doğsa, ışığı sadece Araplara mı mahsus olur?
Kur’an’ın Arapça oluşu bir ırk üstünlüğü meselesi değildir; beyan, fesahat, ezberlenme, lafız-mana dengesi ve ilk tebliğ zemini bakımından ilahî bir tercihtir. Allah dileseydi başka dille de indirirdi. Ama hangi dille inseydi, bu defa başka biri çıkıp “niye o dil?” diyecekti. Mesele dil değil; teslimiyet meselesidir.
Cevap 3— İlahî kelamı bir kavmin malı gibi göstermek Irkçı Bir Daraltmadır
Kur’an neden arapça indirildi, o halde muhatap araplar mıdır? Kur’an’ın Arapça indirilmesini bahane edip onu yalnız Araplara mahsus göstermeye çalışan zihniyet, hakikati dil üzerinden boğmaya çalışan dar bir ırkçılık anlayışıdır. Bu iddia ilim değildir, insaf değildir, Kur’an’ı anlama gayreti hiç değildir. Bu, ilahî kelamı bir kavmin malı gibi gösterip Allah’ın bütün insanlığa açtığı rahmet kapısını milliyet perdesiyle kapatmaya kalkışmaktır.
Ey dili bahane edip Kur’an’dan kaçan zihniyet! Senin meselen Arapça değildir; senin meselen hakikatin karşısında eğilmemektir. İngilizceyi bilim dili diye kabul eden, Latince terimleri tıpta kullanan, başka dilleri ticaret ve menfaat için öğrenen insanın, Allah’ın kelamı karşısında “Arapça” bahanesine sığınması samimiyet değil, kaçıştır.
Cevap 4 — Kur’an Kendini Bütün İnsanlığa Gönderilmiş İlan Ediyor
Kur’an Arapça indi diye Araplara mahsus değildir; güneş doğudan doğuyor diye sadece doğuluları aydınlatmadığı gibi, Kur’an da Arabistan’da doğmuş bir hidayet güneşidir ve bütün insanlığın karanlığını dağıtmak için gelmiştir.
İşte bu ayetleri de bir dinle:
وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا كَافَّةً لِلنَّاسِ بَشِيرًا وَنَذِيرًا
“Seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Sebe’, 34/28)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sadece bir kavme değil, “kâffe ten-nâs” yani tüm insanlara gönderilmiştir. Bu ayet, İslam’ın evrensel olduğunu açıkça ilan eder.
قُلْ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا…
“De ki: Ey insanlar! Ben, Allah’ın size hepinize gönderdiği peygamberiyim.” (A’râf, 7/158)
İslam bir kavmin değil, tüm insanlığın dinidir.
وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ
Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”
(Enbiyâ, 21/107)
Peygamber Efendimiz (s.a.v), sadece insanlara değil, tüm âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Sahabe İran’a, Mısır’a, Bizans’a gittiğinde onlara “Arap olun” demedi. “Müslüman olun” dedi.
تَبَارَكَ الَّذِي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلٰى عَبْدِهِ لِيَكُونَ لِلْعَالَمِينَ نَذِيرًا
“Kulu (Muhammed)’e Furkan’ı indiren Allah, ne yücedir. O, âlemlere bir uyarıcı olsun diye (indirilmiştir).”
(Furkan, 25/1)
“لِلْعَالَمِينَ – Âlemlere” ifadesiyle, Kur’an’ın yalnız Araplara değil, bütün milletlere, çağlara ve coğrafyalara hitap ettiği beyan edilir. Güneş doğudan doğar, ama sadece doğuyu ısıtmaz! Peygamber Mekke’den çıktı ama mesajı âlemlere rahmet oldu.
Cevap 5 — Tercüme Var, Tefsir Var, Tebliğ Var
Kur’an’ın lafzı Arapçadır; fakat manası bütün insanlığa açıktır. Tercümeler, tefsirler, hadisler, âlimlerin izahları bunun içindir. Bir ilacın reçetesi Latince yazıldı diye ilaç sadece Latinlere ait olmaz. Anlayan anlatır, bilmeyen öğrenir; hakikat dilden dile taşınır.
Bu itiraz çoğu zaman samimi bir dil meselesi değildir; Kur’an’ın hükmünden, ahlakından, tevhidinden ve hesabından kaçma bahanesidir. Çünkü aynı insan teknoloji öğrenmek için İngilizceye razı olur, ticaret için yabancı dil öğrenir, ama Kur’an’a gelince “Arapça” bahanesine sığınır. Bu, dil problemi değil; kalbin itirazıdır.📌Detaylı izah için
