Kalp boşluk kabul etmez. Ya hakikatle dolar ya da o boşluğu batıl doldurur. Bu yüzden mesele sadece kötülükten kaçmak değil; kalbi doğru şeylerle doldurmaktır.
Bir bardağın içindeki havayı çıkarmak için onu suyla doldurmak gerekir. Suyu koydukça hava dışarı çıkar; su azaldıkça hava tekrar içeri girer.
İşte kalplerde bardak gibidir. İçini hakikat suyu olan kuran ile zikir ile fikir ile doldurmak gerekir. Eğer boş kalırsa o boşluğu hemen şeytan heva ile doldurur. Nasıl bardak tamamen dolu olduğu vakit artık oraya hava giremez aynen öylede tamamen hakikat ile dolmuş bir kalbe de şeytan giremez.
Ama boş bırakırsan, o boşluk asla boş kalmaz. Hemen heva gelir, vesvese gelir, gaflet gelir. Bir an olsun Allah’tan gaflet edersen işte o anda şeytan yaklaşır, yerleşir ve arkadaş olur.
Bu hakikati Kur’ân şöyle ifade eder:
وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمَٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ
“Kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse, ona bir şeytan musallat ederiz; artık o, onun yakın bir arkadaşı olur.” Zuhruf: 36
Netice: Kalbi boş bırakma çünkü boş kalmaz.