وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ
“Kendilerine rızık olarak verdiğimiz mallardan Allah yolunda infak ederler.” Bakara suresi 3
Bu ayette üç kelimelik bir cümle içinde altı ayrı şart ve hüküm dürülüdür. Zekât ve sadakanın layık olduğu mevkiyi bulabilmesi için geçerli olan şartlar bu ayetin içine dürülmüştür.
Üç kelimelik bir cümle kuracaksınız ve cümlede kullandığınız kelimeleri öyle seçeceksiniz ki ondan 6 ayrı hüküm çıkacak bu da manayı tekid edecek. Beşer bu tür ifadeleri kurmaktan konuşmaktan acizdir. Bu muhteşem belagat ancak Arapça lafızda gözükür ki Türkçeye veya başka bir dile çevrildiğinde de şu ışıkların düğmesine basınca nasıl karanlık çökerse işte meal de de ayetin bu güzellikleri saklanır görülmez.
Üstad Bediüzzaman Hazretleri İşaratül İcaz’da bu konuyu şöyle zikreder.
Zekât ile sadakanın lâyık oldukları mevkilerini bulmak için birkaç şart vardır:
1- Sadakayı vermekte israf olmaması.
2- Başkasından alıp başkasına vermek suretiyle halkın malından olmayıp kendi malından olması.
3- Minnetle in’amın bozulmaması.
4- Fakir olmak korkusuyla sadakanın terk edilmemesi.
5- Sadakanın yalnız mala ve paraya münhasır olmadığı bilinmesiyle ilim, fikir, kuvvet, amel gibi şeylerde de muhtaç olanlara sadakanın verilmesi.
6- Sadakayı alan adam, o sadakayı sefahette değil, hâcat-ı zaruriyesinde sarf etmesi lâzımdır.
Kur’an-ı Kerîm bu şartları, bu nükteleri insanlara sadaka olarak ihsan ve ihsas etmek için يُزَكُّونَ veya يَتَصَدَّقُونَ veyahut يُؤْتُونَ الزَّكَاةَ gibi îcazlı bir ifadeyi terk edip وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ gibi itnablı bir cümleyi ihtiyar etmiştir.
1- Teb’izi ifade eden مِنْ israfın reddine.
2- مِمَّا nın takdimi, sadakanın kendi malından olduğuna.
3- رَزَقْنَا minnetin olmamasına. Çünkü veren Allah’tır, kul ise bir vasıtadır.
4- Rızkın نَا ya olan isnadı, fakirlikten korkulmamasına.
5- Rızkın âmm ve mutlak olarak zikredilmesi, sadakanın ilim ve fikir gibi şeylere de şâmil olmasına.
6- نَفَقَ maddesi; alanın, sefahete değil, hâcat-ı zaruriyesine sarf etmesine işaretlerdir.
İşte üç kelimelik bir cümle içinde beş ayrı şart ve hüküm. Mealde ise tek bir mana ve tüm bu manalardan mahrumiyet vardır.
Kur’an’ın bütün ayet ve cümlelerinde bu ince ve latif hükümler ve şartlar bulunuyor. İşte bu Kur’an’ın nazmındaki mucizeliğidir.
Nazım, incileri ipliğe dizmeye denir. Kur’an kelimeleri de inci gibi, yan yana dizilmiştir ki bu kelimeleri yan yana dizen, Allahu Teâlâ’dır. Nasıl ki, küçük bir incir çekirdeğinin içinde koca incir ağacı bütün teşkilatı ile yazılmış ise aynı şekilde Kur’an’ın kalıp ve lafzı da bir tohum ve çekirdek gibi yüzlerce kitap ve manayı içinde barındırmaktadır.
Mealde, eğer yazan çeviren doğru çevirmişse aldığın mana taş işe tefsirde alacağın mana dağ gibidir.