Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

İntizam vahdetin mührüdür

Haziran 15, 2026

Hücrelerin sessiz yolculuğu

Haziran 15, 2026

Uhuvvet nedir?

Haziran 14, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Salı, Haziran 16
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»Tefekkür Damlaları»Musibet & Sabır
Tefekkür DamlalarıMusibet & Sabır

Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir

0
By Nur Divanı on Nisan 27, 2026 Musibet & Sabır

Bediüzzaman Said Nursî şöyle der:

“Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir.
Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiyeye iltica edip feryad etmek gerektir.”

Bu söz, musibetlere bakışımızı kökten değiştirir. Çünkü çoğu insan, başına gelen her sıkıntıyı en büyük felaket zanneder. Hâlbuki hakikatte felaket, dışarıdan gelen değil; içeriye girendir. Yani kalbe, imana ve dine dokunandır.

Bu yüzden akıllı insan, başına gelen her musibette önce şuna bakar: “Bu, benim dünyama mı zarar verdi yoksa dinime mi?”

Eğer zarar dünyadaysa sabreder. Ama eğer zarar dineyse işte o zaman feryad eder.

Namazı terk etmek, zekâtı vermemek, harama bakmak, yalan ve gıybete düşmek… Bunlar küçük sanılır ama kalbi içten içe çürütür.

İnsan fark etmez ama iman zayıflar, kalp kararır. Çünkü bu musibetler mala değil, dine dokunur.

İşte bu sırrı anlayanlar dünyevi musibetlere bile dinimde olmadı diye şükretmişlerdir.

Kalp erbabından birinin dostu hapse atıldı. Hapsedilen haber gönderip dostunu haberdar ederek şikayette bulundu. O kalp erbabı zat ona ‘Allah’a şükret!’ dedi. Zincire vuruldu, dövüldü, horlandı… Her seferinde dostuna haber gönderdi. Her seferinde aldığı cevap aynıydı:

Hapsedilen adam dövüldü. Yine dostuna haber gönderip haberdar etti ve şikayette bulundu. Dostunun sözü ‘Allah’a şükret!’ oldu.

Bir müddet sonra bir mecûsî getirildi, onun yanına hapse tıkıldı. Mecusî de ishal olmuştu. Mecusî’nin eli ayağı zincire vuruldu. O zincirin bir halkası o adamın ayağına, bir halkası da mecusî’nin ayağına takıldı. Hapsedilen, dostuna haber gönderdi. Dostu ‘Allah’a şükret! diye karşılık verdi. Mecusî kalkmak mecburiyetinde kaldığında o da ayağa kalkmak mecburiyetinde kalıyordu, Mecusî’nin yanı başında duruyor, mecusî def-i hâcet ediyordu, Bu durumu dostuna yazdı. Dostundan ‘Allah’a şükret’ diye cevap geldi.

Hapsedilen kızarak ‘Bu ne zamana kadar devam edecek? Bu beladan daha büyük hangi bela olabilir?!’ dedi. Artık dayanamadı: “Bu ne zamana kadar sürecek? Bundan daha büyük bela olur mu?” dedi.

Cevap geldi:“Eğer onun belindeki zünnar senin boynuna takılsaydı ne yapardın?”

Demek ki bela sadece görünen değildir. Asıl bela dine gelen zarardır.

Bu yüzden arifler hep şöyle bakmıştır: Kafasına kül dökülen secdeye kapanır: “Ben ateş beklerken kül geldi, bu nimettir” der.

Yağmur gecikince biri der ki: “Siz yağmurun gecikmesine üzülüyorsunuz ben taş yağmamasına şükrediyorum.”

Bir kişi Sehl Tüsterî’ye şöyle dedi: ‘Hırsız evime girip eşyamı götürdü’. Sehl ‘Allah’a şükret’ dedi; ‘eğer şeytan kalbine girip tevhidi ifsad etseydi ne yapardın!’

İşte bütün bu sözler tek bir noktada birleşir: Asıl felaket dünya değil, dindir. Asıl kayıp mal değil, imandır.

Başına ne gelirse gelsin eğer iman yerindeyse, hâlâ kazançtasın. Ama eğer musibet kalbine, imanına, tevhidine dokunmuşsa işte o zaman en büyük kayıp başlamıştır.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki KonuMusibet mi? Yoksa gizli bir ikram mı?
Sonraki Konu Ey şikayet eden nefis!
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Musibet & Sabır içerikleri
  • Bir musibet, dört hamd
  • Tek musibeti ikiye çevirmek
  • Musibet mi? Yoksa gizli bir ikram mı?
  • Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir
  • Ey şikayet eden nefis!

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Son Yazılar
  • İntizam vahdetin mührüdür
  • Hücrelerin sessiz yolculuğu
  • Uhuvvet nedir?
  • Hayvan gibi değil, insan gibi yaşamak için neler vermezdik
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.