Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi

Ağustos 23, 2026

Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak

Ağustos 23, 2026

Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır.

Ağustos 22, 2026

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazar, Ağustos 23
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»Sözler»Birinci Söz
SözlerBirinci Söz

10- Her bir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der.

31 0
By Nur Divanı on Aralık 25, 2025 Birinci Söz

Her bir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der. Sert olan taş ve toprağı deler, geçer. Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur.

Evet, havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi o sert taş ve topraktaki köklerin kemal-i suhuletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi hem şiddet-i hararete karşı aylarca nazik, yeşil yaprakların yaş kalması, tabiiyyunun ağzına şiddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki:

En güvendiğin salabet ve hararet dahi emir tahtında hareket ediyorlar ki, o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yı Musa (as) gibi فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ emrine imtisal ederek taşları şakkeder. Ve o sigara kâğıdı gibi ince nâzenin yapraklar, birer aza-yı İbrahim (as) gibi ateş saçan hararete karşı يَا نَارُ كُونٖى بَرْدًا وَ سَلَامًا âyetini okuyorlar.

Her bir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der. Sert olan taş ve toprağı deler, geçer. Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur.

Bir tohumu toprağa bırakıyorsun. Her şeyi çürüten toprak onu çürütmez. Ne pusulası var, ne gözü, ne aklı… Ama asla şaşmaz: Kök aşağı gider, gövde yukarı çıkar. Bu nasıl olur?

Bilim buna isim koyar: Yerçekimine yönelme (gravitropizm), suya yönelme, ışıktan kaçma (kök). Ama isim koymak cevap vermek değildir.

Asıl soru şudur: Kök yerçekimini nereden biliyor ve ışığa duyarlı hücreleri ona kim taktı? Yerçekimi: görülmez, tutulmaz, ölçülür ama idrak edilmez. Kökün: Beyni yok siniri yok şuuru yok. Ama: aşağıyı şaşırmaz, yukarıyı karıştırmaz.

Demek ki kök: Bilmiyor ama bildiriliyor. Seçmiyor ama seçtiriliyor. Yani kök: “Ben yön tayin etmiyorum, emre uyuyorum” diyor. Bu da onun Bismillah’ıdır.

Otların, ağaçların ve nebatların köklerine bak. İpek gibi yumuşak, narin ve ince… Ama ne yapıyorlar? Taşı deliyorlar, sert toprağı yarıp geçiyorlar.

Bu mümkün mü? Hayır. Yumuşak bir şey, sert olanı kendi gücüyle delemez.

Demek ki kökler şunu ilan ediyor: “Ben kendi kuvvetimle hareket etmiyorum. Bismillah diyorum ve Allah’ın namına gidiyorum.” İşte bu yüzden taş ve toprak onlara boyun eğiyor.

Evet, havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi o sert taş ve topraktaki köklerin kemal-i suhuletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi..

Havaya bakan tarafına bakıyoruz: Dallar, hiçbir engel yokmuş gibi açılıyor, yayılıyor ve meyve veriyor. Bu bize normal geliyor; çünkü hava yumuşak, engel az. Ama Üstad hemen dikkatini aşağıya çeviriyor:

Aynı ağaç, bu sefer sert taşın ve ağır toprağın içinde kök salıyor. Hem de zorlanmadan, çatlatmadan, patlatmadan… Kemal-i suhuletle, yani büyük bir kolaylıkla yayılıyor.

Üstelik sadece yayılmakla kalmıyor; yerin altında da yemiş hükmünde vazife görüyor: Suyu buluyor, gıdayı ayıklıyor, ağaca hayat taşıyor.

Şimdi düşün: Havadaki dalın rahatça yayılması kolay; ama taşın içindeki kökün aynı rahatlıkla ilerlemesi normal mi? Değil. İşte bu iki hâl birlikte şunu gösteriyor: Yukarıda meyve veren kudret, aşağıda kökü yürüten kudretle aynıdır.

Dal ile kök arasında fark yok; ikisi de: Kendi gücüyle değil, emirle, Bismillah diyerek hareket ediyor. Yani ağaç şunu ilan ediyor: “Ben havada da yapmıyorum,
yerde de yapmıyorum. Yukarıda da aşağıda da yaptırılıyorum.”

hem şiddet-i hararete karşı aylarca nazik, yeşil yaprakların yaş kalması, tabiiyyunun ağzına şiddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salabet ve hararet dahi emir tahtında hareket ediyorlar ki, …

Yapraklar Hararette Neden Yanmaz?

Aylarca süren şiddetli sıcaklara rağmen, sigara kâğıdı gibi ince ve nazik yapraklar yeşil kalır, kurumaz, yanmaz. Normalde: İnce olan yanar, nâzenin olan kurur.

Ama olmuyor. Bu hâl, “tabiat yapıyor” diyenlerin yüzüne sert bir tokattır. Çünkü en güvendikleri iki şey: Salâbet (sertlik), hararet (yakıcı sıcaklık) ikisi de hükmünü icra edemiyor.

Demek ki: Sertlik de sıcaklık da serbest değil; emir altındadır.

… o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yı Musa (as) gibi فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ emrine imtisal ederek taşları şakkeder.

Köklerin Taşı Yarması: Asâ-yı Musa Misali

İpek gibi yumuşak kök ve damarlar, sert taşları yarıp geçiyor. Bu, kendi kuvvetleriyle olamaz. Nasıl ki Hz. Musa’ya (as): “Asânla taşa vur” denildi ve taştan su fışkırdıysa, aynı şekilde bu kökler de: Taşa vuruyor, ama emirle vuruyor ve taşı yarıyor.

Yani kökler hâliyle şunu söylüyor: “Ben güçlü olduğum için değil, Bismillah dediğim için geçiyorum.”

Ve o sigara kâğıdı gibi ince nâzenin yapraklar, birer aza-yı İbrahim (as) gibi ateş saçan hararete karşı يَا نَارُ كُونٖى بَرْدًا وَ سَلَامًا âyetini okuyorlar.

Yaprakların Ateşe Meydan Okuması: Hz. İbrahim Misali

Yapraklar, ateş saçan sıcaklara karşı durur. Yanmaz, kavrulmaz. Bu hâl, Hz. İbrahim’e (as) söylenen: “Ey ateş! Serin ve selamet ol” emrini hatırlatır.

Yaprak sanki bu âyeti okur:  يَا نَارُ كُونٖى بَرْدًا وَ سَلَامًا

Yani sıcaklık vardır ama yakmaz; çünkü yakmak hararetin işi değildir.

Yumuşak kök sert taşı yarıyorsa, ince yaprak yakıcı sıcağa dayanıyorsa Bil ki: Kuvvet, maddede değil; emirdedir. Tabiat değil, sebep değil, tesadüf hiç değil… Hepsi birlikte şunu ilan eder: “Biz yapmıyoruz.”

Nefse Bakan Hisse

Ey nefsim! Bak, kök karanlıkta yolunu buluyor, sen ise çoğu zaman yolunu şaşırıyorsun.

Sen de o kök gibi Bismillah dersen, doğru istikameti bulursun.

Şu köklere dikkat et: Yumuşaklıklarıyla önlerine çıkan sert taşları yarıyorlar.

Sen de o kökler gibi Bismillah dersen, önüne çıkan engelleri aşarsın.

Bir de yapraklara bak: İncelikleriyle şiddetli sıcağa dayanıyorlar.

Dertler kalbini yakmaya başladığında, sen de Bismillah de; tıpkı o yapraklar gibi muhafaza olursun.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki Konu9- Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der.
Sonraki Konu 11- Biz dahi Bismillah demeliyiz. Allah namına vermeliyiz, Allah namına almalıyız.
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Birinci Söz içerikleri
  • 1- Sen bir asker olduğun için askerlik temsilatıyla, sekiz hikâyecikler …
  • 2- Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız.
  • 3- Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi
  • 4- Bütün mevcudatın lisan-ı haliyle vird-i zebanıdır.
  • 5- Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen
  • 6- İşte ey mağrur nefsim, sen o seyyahsın. Şu dünya ise bir çöldür.
  • 7- Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki senin nihayetsiz aczin ve fakrın…
  • 8- Bütün mevcudat, lisan-ı hal ile Bismillah der. Öyle mi?
  • 9- Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der.
  • 10- Her bir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der.
  • 11- Biz dahi Bismillah demeliyiz. Allah namına vermeliyiz, Allah namına almalıyız.
  • 12- Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiyat istiyor?
Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.
Son Yazılar
  • Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi Ağustos 23, 2026
  • Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak Ağustos 23, 2026
  • Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır. Ağustos 22, 2026
  • Onuncu Deva Ağustos 18, 2026
  • Üçüncü Hastalık: “Gurur”dur. Ağustos 14, 2026
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.