Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi

Ağustos 23, 2026

Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak

Ağustos 23, 2026

Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır.

Ağustos 22, 2026

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazar, Ağustos 23
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»Sözler»Birinci Söz
SözlerBirinci Söz

6- İşte ey mağrur nefsim, sen o seyyahsın. Şu dünya ise bir çöldür.

60 0
By Nur Divanı on Aralık 22, 2025 Birinci Söz

İşte ey mağrur nefsim, sen o seyyahsın. Şu dünya ise bir çöldür. Âczin ve fakrın hadsizdir. Düşmanın, hâcatın nihayetsizdir. Madem öyledir, şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini al. Ta bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

“İşte ey mağrur nefsim, sen o seyyahsın.”

Bir hakikatten azamî derecede istifade etmenin yolu, anlatılanlara kendimizi muhatap yapmaktan geçer. Şu misalde de kendimizi bulmalıyız. Dünya bir çöl ve tıpkı o misaldeki adam gibi ben bu çölde aczim ve fakrımla dolaşan bir yolcuyum.

“Şu dünya ise bir çöldür.”

“Çöl” kelimesinin özellikle seçilmesi şundandır. Çöl, insanın kendi kuvvetine güvenemeyeceği en saf mekândır. İnsanın kendi aklı ve kuvvetiyle yol bulamayacağını en sert şekilde ilan eder. Üstad, insanın hakikatini göstermek ister: Eğer sahne bir şehir olsaydı; ev, eş, dost, araç, kalabalık, imkân hissi aczi perdeleyecekti. Çöl ise perdesizdir.

İşte hakikatte bu dünya, o çölün kendisidir. Emin adımların bile sarsıldığı, düşmanların eksilmediği, ihtiyaçların dinmediği bir diyar… Bazen yakıcı imtihanlarıyla iradeyi kavurur, bazen aldatıcı seraplarıyla kalbi oyalayıp istikameti unutturur. Bu yolun içinde pusuda bekleyen düşmanlar, hiç susmayan ihtiyaçlar ve insana nefes aldırmayan, tükenmez dertler saklıdır.

“Âczin ve fakrın hadsizdir. Düşmanın, hâcatın nihayetsizdir.”

“Âczin hadsizdir”

İnsan, en küçük şeyler karşısında bile acz içindedir.

Misaller:
• Bir mikrop, en güçlü bedeni yatağa düşürür.
• Bir saniyelik kalp ritim bozukluğu, hayatı söndürür.
• Bir uyku hâli, iradeyi tamamen askıya alır.
• Bir korku, aklı felç eder.
• Bir alışkanlık, iradeyi esir alır.

İnsan ne uykuyu yönetebilir, ne hücreyi idare edebilir, ne ölümü durdurabilir.
Demek acz, istisna değil; fıtratın temelidir. İnsana yapışmış zâtî bir sıfattır.

“Fakrın nihayetsizdir”

Çünkü fakr, muhtaç olunan şeyin yokluğudur. İhtiyaç dairesi, hayalin ulaştığı her yere kadar genişler: Sağlık ister, güven ister, huzur ister; yarın ister, ebediyet ister… Fakat sermayeye bak: Elinde, icada kabiliyeti olmayan cüz’î bir iradeden başka ne var? Bu kadar ihtiyaca karşılık bu kadar sermayesizlik, insanın kendine yetemeyeceğini haykırır. Demek fakr, sonradan gelen bir hâl değil; insanın fıtratına yazılmış bir hakikattir.

“Düşmanın nihayetsizdir”

İnsanın düşmanı sadece dışarıda değildir.

Dış düşmanlar: Hastalıklar, afetler, belalar, musibetler, zaman, ihtiyarlık, ölüm, şeytan.

İç düşmanlar: Nefs, heva, şehvet, vesvese, ümitsizlik…

Bir düşmanla baş etse, bin tanesi arkadan gelir. Bu yüzden insan, sürekli savunmada olan bir varlıktır.

“Hâcatın nihayetsizdir”

İnsanın ihtiyaçları sonsuzdur; derinleştikçe çoğalır.

Misaller:
• Bir bardak suya muhtaçtır.
• Bir nefese muhtaçtır.
• Bir ışığa, bir ısıya muhtaçtır.
• Bir rızka muhtaçtır.
• Bir anneye, bir dosta, bir merhamete muhtaçtır.
• Bir ilgiye muhtaçtır, bir tebessüme muhtaçtır.
• Bir teselliye muhtaçtır, bir anlayışa muhtaçtır.
• Bir söze muhtaçtır, bir suskunluğa muhtaçtır.

İnsanın ihtiyacı, dünya ile bitmez; herşeye muhtaçtır ve ihtiyaçları ebediyete uzanır.

Bu dört hakikat birleşince tek bir kapıya çıkar:

Hakikat Muhtaç olduğu Bismillah derse Bismillah demezse
Âczim Kuvvet Kudrete dayanır, yük hafifler Kendine güvenir, altında ezilir
Fakrım Zenginlik Rahmet hazinesine bağlanır Sebeplere dilenir
Düşmanım çok Himaye Sultan’ın korumasına girer Korkar, zelil olur
Hâcatım sonsuz Rahmet Ümit ve emniyet kazanır Çaresizlik artar, rezil olur

İşte bu yüzden insan, kendi adına yaşayamaz. Haddizatında her insanın fıtratına, acizliğine medet için bir nokta-i istinad ve fakirliğine imdat edecek bir nokta-i istimdad bırakılmıştır. İnsan bu noktaların sevkiyle ya kendine dayanır ya da kendinden daha kuvvetli ve daha zengin olan insanlara dayanır. Ama tüm dayandıkları da kendisi gibi aciz ve fakirdir ve hepsi ancak Allah’ın dilemesiyle medetkâr olabilir. İşte insan, bunu kendi nefsinde bulamaz; dayandığı fanilerde de bulamaz.

“Madem öyledir, şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini al. Ta bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.”

Bu cümle, önceki bütün teşhislerin tedaviye bağlandığı düğüm noktasıdır. Âcz, fakr, düşman, ihtiyaç… Hepsi bir neticeye doğru yürütülür ve o netice burada ilan edilir.

“Madem öyledir…” Yani:
• Madem aczin hadsiz,
• Madem fakrın nihayetsiz,
• Madem düşmanların çok,
• Madem hâcatın bitmez…

Bu bir aklî muhakeme kapısıdır. Üstad, hissiyatla değil, mantıkla konuşturur. “Öyleyse” der; kaçınılmaz sonucu gösterir.

“Şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini al.”

Üstadımız burada iki ismi kasten yan yana getirmiştir:

  1. Mâlik-i Ebedî; sahipliği geçici değil. Mülkü elden çıkmaz. Kudreti zamanla zayıflamaz. Bu isim şunu söyler: “Sahip olduğum zat ölmez, bırakmaz, terk etmez.” İnsanın korkusu şudur: “Dayandığım giderse ben ne olurum?” Ebedî Mâlik, bu korkuyu kökten söker.

  1. Hâkim-i Ezelî; hükmü keyfî değil. İdaresi başıboş değil. Olan biten tesadüf değil. Bu isim ise şunu ilan eder: “Başına gelen her şey bir kanun ve hikmet iledir.” Böylece hadiseler tehdit olmaktan çıkar, emir hâline gelir.

“İsmini al” ne demektir?

Bu sadece dil ile söylemek değildir. Bu bir intisap, bir aidiyet, bir kimlik kazanımıdır. Nasıl ki bir asker, kumandanının adını aldığında: sahipsiz değildir, yetkisi vardır, koruma altındadır. Aynen öyle: “Bismillah” diyen insan, kendini değil, sahibini öne sürer.

“Ta bütün kâinatın dilenciliğinden kurtulasın”

İntisapsız insan: sebeplere dilenir, insanlara el açar, tabiata boyun eğer, olaylardan medet umar. Birinden bir şey koparabilmek için bin kapı aşındırır. Ama Sultan’ın ismini alan: sebepleri perde bilir, insanlara kulluk etmez. Çünkü bilir: “Onlar vermez, onlara verdirilir.”

“Ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.”

Titreme neden olur? Sahipsizlikten, kontrolsüzlükten, anlamsızlıktan olur. İsimsiz insan için hâdise: tehdittir, kaostur, rastlantıdır. İsim alan insan için ise: mesajdır, terbiyedir, sevktir. Aynı fırtına: birini korkutur, birini secdeye indirir. Fark, kimin adına yaşandığıdır.

Netice:

Bu cümle şunu söyler: “Madem bu kadar zayıfsın, kendin adına yürüme. Madem bu kadar muhtaçsın, sahipsiz davranma. Madem dünya çöldür, isimsiz çıkma.”

Yoksa çölde bir reisin ismini almadan gezen zavallı adam gibi hem zelil hem de rezil olursun.

Çölde selâmet, ancak bir reisin ismine sığınmakla olduğu gibi dünya çölünde de selâmet, şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini almaktan geçer.

İşte Bismillah, aczin güce, fakrın rahmete, korkunun emniyete dönüşmesidir.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki Konu5- Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen
Sonraki Konu 7- Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki senin nihayetsiz aczin ve fakrın…
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Birinci Söz içerikleri
  • 1- Sen bir asker olduğun için askerlik temsilatıyla, sekiz hikâyecikler …
  • 2- Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız.
  • 3- Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi
  • 4- Bütün mevcudatın lisan-ı haliyle vird-i zebanıdır.
  • 5- Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen
  • 6- İşte ey mağrur nefsim, sen o seyyahsın. Şu dünya ise bir çöldür.
  • 7- Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki senin nihayetsiz aczin ve fakrın…
  • 8- Bütün mevcudat, lisan-ı hal ile Bismillah der. Öyle mi?
  • 9- Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der.
  • 10- Her bir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der.
  • 11- Biz dahi Bismillah demeliyiz. Allah namına vermeliyiz, Allah namına almalıyız.
  • 12- Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiyat istiyor?
Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.
Son Yazılar
  • Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi Ağustos 23, 2026
  • Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak Ağustos 23, 2026
  • Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır. Ağustos 22, 2026
  • Onuncu Deva Ağustos 18, 2026
  • Üçüncü Hastalık: “Gurur”dur. Ağustos 14, 2026
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.