Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi

Ağustos 23, 2026

Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak

Ağustos 23, 2026

Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır.

Ağustos 22, 2026

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazar, Ağustos 23
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»İz Bırakanlar
İz Bırakanlar

Kur’ân’ı açıktan okuyan yiğit sahabi

5 0
By Nur Divanı on Temmuz 9, 2026 İz Bırakanlar

Kur’ân’ı açıktan okuyan yiğit sahabi: Abdullah bin Mes‘ûd hazretleri, Mekke’de Kur’ân-ı Kerîm’i müşriklerin karşısında ilk defa açıktan okuyan sahâbîlerden biri olarak bilinir. O günlerde Müslümanlar ağır baskı altındaydı. Kur’ân’ı açıktan okumak, yalnızca bir tilavet değil; aynı zamanda küfre, zulme ve korkuya karşı imanla dik duruşun ilanıydı.

Ashâbın Endişesi

Bir gün Ashâb-ı kirâm kendi aralarında konuşurken içlerinden biri, “Resûlullah’tan başka kimse müşriklerin karşısına çıkıp Kur’ân’ı açıktan okuyamadı. Bunu yapacak biri yok mu?” dedi. Bunun üzerine Abdullah bin Mes‘ûd hazretleri hiç tereddüt etmeden, “Ben okurum” diye karşılık verdi. Sahâbîler, onun zayıf ve himayesiz oluşunu düşünerek, “Biz sana zarar vermelerinden korkarız. Kabile desteği güçlü olan biri okusun” dediler. Fakat o, “Bırakın gideyim. Siz dua edin. Allahü teâlâ beni korur” diyerek kararlılığını gösterdi.

Rahmân Sûresi’nin Yükselen Sesi

Ertesi gün Makâm-ı İbrâhim’in yanına gitti. Müşrikler Kâbe çevresinde toplanmış hâlde bulunuyorlardı. Abdullah bin Mes‘ûd hazretleri Besmele-i şerîfe çekti ve yüksek bir sesle, “Er-Rahmân. Alleme’l-Kur’ân…” diyerek Rahmân sûresini okumaya başladı. O anda Mekke’nin meydanında yalnız bir ses yükseliyordu; fakat o ses, bir insanın değil, imanın cesaretinin sesiydi.

Zulme Karşı Sarsılmayan İman

Müşrikler, Kur’ân’ın açıktan okunmasına tahammül edemediler. Hep birlikte üzerine yürüdüler; onu tekme tokat dövdüler. Yüzü gözü yara bere içinde kaldı. Fakat Abdullah bin Mes‘ûd hazretleri, sanki kendisine hiçbir şey yapılmıyormuş gibi Kur’ân okumaya devam etti. Bedeni darbeler alıyordu; fakat kalbi Allah’a bağlı olduğu için ruhu sarsılmıyordu.

Müşriklerin Aczi

Okumasını bitirip Ashâb-ı kirâmın yanına döndüğünde onlar, “Korktuğumuz başımıza geldi. Bir daha gidip onların yanında okuma” dediler. Fakat Abdullah bin Mes‘ûd hazretleri, “Hayır, yine gidip okuyacağım. Ben müşrikleri ilk defa böyle perişan gördüm. Onların âcizliği beni sevindirdi. Bana yapılan işkencelerden acı duymuyorum” dedi. Çünkü o, asıl kuvvetin kolda, kabilede ve servette değil; imanda, teslimiyette ve Allah’a güvenmekte olduğunu görmüştü.

Maksadın Hâsıl Oluşu

Ertesi gün yine gitti ve yine Kur’ân okudu. Müşrikler tekrar saldırdılar, onu hırpaladılar, hatta kızgın çöllere yatırıp işkence ettiler. Fakat o okumaya devam etti. Nihayet müşrikler çaresiz kaldılar. Genç, zayıf ve çelimsiz bir çoban olarak görülen Abdullah bin Mes‘ûd hazretleri, iman kuvvetiyle Mekke’nin sözde büyüklerini küçük düşürmüş, onların Kur’ân karşısındaki aczini ortaya koymuştu. Maksat hâsıl olmuştu. Bu sebeple sahâbîler, onun kendisini tekrar aynı tehlikeye atmasını uygun görmediler.

Kur’ân’ı açıktan okuyan yiğit sahabi

Nefsin Hissesi: Cesaret İmandan Doğar

Nefis, kuvveti bedende, makamda, parada ve çevrede arar. Bu kıssa ise gösteriyor ki hakiki cesaret, Allah’a dayanmakla meydana gelir. Abdullah bin Mes‘ûd hazretleri dışarıdan zayıf görünüyordu; fakat içindeki iman, müşriklerin korktuğu bütün kabile kuvvetlerinden daha güçlüydü.

Nefsin Hissesi: Hak Uğruna Bedel Ödenir

Nefis rahat ister, incinmek istemez, insanların tepkisinden korkar. Fakat hak yolunda yürüyen kimse bazen ayıplanmayı, hor görülmeyi, hatta eziyeti göze alır. Çünkü Allah rızası için çekilen zahmet, nefsin hoşuna gitmese de ruhu yükseltir.

Nefsin Hissesi: Zalim Aslında Zayıftır

Nefis, zalimi güçlü zanneder. Halbuki müşrikler kalabalıktı, fakat bir sahâbînin Kur’ân okuyuşuna tahammül edemediler. Demek ki zulmün bağırması kuvvetinden değil, korkusundandır. Hakikat karşısında titreyen bâtıl, öfkesini şiddetle göstermeye çalışır.

Nefsin Hissesi: Allah’a Güvenen Yalnız Kalmaz

Nefis, “Ben tek başıma ne yapabilirim?” der. Abdullah bin Mes‘ûd hazretleri ise tek başına meydana çıktı; fakat aslında yalnız değildi. Çünkü kalbi Allah’a dayanmıştı. Kul Allah’a tevekkül ederse, insanların çokluğu onu ezemez.

Nefsin Hissesi: Kur’ân Sadece Okunmaz, Yaşanır

Bu hâdise bize şunu öğretir: Kur’ân okumak yalnız dil işi değildir; kalp, cesaret, sadakat ve teslimiyet ister. Abdullah bin Mes‘ûd hazretleri Rahmân sûresini sadece sesiyle değil, hâliyle de okudu. Onun yaralanan bedeni bile Kur’ân’a sadakatin şahidi oldu.

Nefsin Hissesi: İzzet Allah Yolundadır

Nefis, izzeti insanların alkışında arar. Halbuki gerçek izzet, Allah’ın razı olduğu yerde durabilmektir. Abdullah bin Mes‘ûd hazretleri müşriklerin gözünde küçük görülen biriydi; fakat Allah katında yücelenlerden oldu. Çünkü izzet, halkın büyütmesinde değil, Hakk’ın kabulündedir.

Ey Nefsim!

Sen daha hakkı konuşurken, “O ne der, bu ne düşünür?” korkusuyla titriyorsan, sahâbîlerin yolunda olduğunu nasıl söyleyeceksin?

Onlar darlık zamanında Kur’ân’ı meydanlarda haykırdı. Sen genişlik zamanında bir hakikati söylemekten çekiniyorsan, önce cesaretini değil imanını sorgula.

Çünkü sahâbî yolu, insanların alkışını değil, Allah’ın rızasını tercih edenlerin yoludur.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki KonuAbdurrahman b. Avf gibi veremiyorsan sus!
Sonraki Konu Beni hasta eden tabibdir
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

İz Bırakanlar içerikleri
  • Ümmetin emini Ebu Ubeyde b. Cerrah (r.a)
  • Bahanelerin Bittiği Yer: Ümmü Mektûm
  • Ölümün Kara Sevdalısı Enes bin Nadr
  • Bir Devenin Yularında Gizlenen Şeref: Ömerî Bir Duruş
  • Kesik uzuvların şehadeti Abdullah bin Cahş (r.a)
  • Bırakın dilini keseyim!
  • Nurlu bir karanlığın feryadı: “Ya Rabbi mazeretimi kabul et!”
  • Acıyı dişiyle ısıran sadakat Ebû Ubeyde bin Cerrâh
  • Makamdan vazgeçen, davadan vazgeçmeyen yiğit Halid bin Velid (r.a.)
  • Uzza’nın kül oluşu, Halid’in gözyaşı
  • Yırtık bir sarıkta saklı hazine: Bir saç telinin bereketi
  • Kabri kılıçla kazılan yiğit: Seyfullah’ın son vasiyeti
  • Hz. Ebû Bekir ve hakikat uğruna çiğnenen yüz
  • Sevr’in karanlığında bir can siperi
  • Sıddık’ın aynasında kendi “ama”larımızı görmek
  • Hz. Ebû Bekir (r.a.) bir lokmanın imtihanı
  • Sıddıkiyet, zamanı aşkla genişletmektir
  • Hayırda geçilmez olmanın sırrı
  • Ömer gibi değiştiren mi olacaksın, yoksa değişen mi?
  • Ölüm bahçesine düşen yıldırım! Berâ bin Mâlik
  • Hz. Ömer’in (r.a) putlaştırılmış korkuları yıkan yürüyüşü
  • Minberde hesap veren halife!
  • Hz. Osman’ın “Hayır” Diyen İhlası
  • Hz. Osman’ın ticareti; Bire yediyüz veren var!
  • Hicret gecesi ölüm uykusunda bir kahraman!
  • Hayber’i titreten isim: Hz. Ali (r.a.)
  • Hz. Ali neden kendi zırhını zorla almadı?
  • Sıddık-ı Ekber’in kılıcı, ümmetin dirilişi
  • Sadaka konuşur
  • Üstünlük renkle değil, takvayladır
  • Hatib b. Ebî Beltea’nın Mektubu
  • Kürek kemiği hariç hepsi bizim oldu: Veren kazandı, tutan kaybetti
  • Abdurrahman b. Avf gibi veremiyorsan sus!
  • Kur’ân’ı açıktan okuyan yiğit sahabi
  • Beni hasta eden tabibdir
  • Hazret-i Ömer’in öptüğü baş
  • Habbab’ın ateşi, bizim bahanelerimiz
Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.
Son Yazılar
  • Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi Ağustos 23, 2026
  • Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak Ağustos 23, 2026
  • Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır. Ağustos 22, 2026
  • Onuncu Deva Ağustos 18, 2026
  • Üçüncü Hastalık: “Gurur”dur. Ağustos 14, 2026
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.