Ana Sayfa » Ehl-i Sünnet İtikadı » Ölülerin ardından Kur'an okunur mu?

7- Selefilerin, “bu konuda ne bir hadis ne de bir sahabe uygulaması vardır.” sözüne cevap

21 kez izlendi
Video bulunamadı.
Bu video için “Video URL (YouTube/Vimeo)” alanına link girmen lazım.
Paylaş:

Bu dersimizde Selefilerin şu sözüne cevap vereceğiz. Onlar diyor ki:

— Ölünün arkasından Kur’an okuma hususunda ne bir hadis, ne bir sahabe uygulaması ve ne de selef âlimlerinin fetvası vardır.

Onların bu sözüne ilk cevabımız şudur: Allah size insaf versin! Bu nasıl bir yalandır, nasıl bir iftiradır!

Bizler bu eserin başından beri bu konudaki hadis-i şerifleri, sahabe uygulamasını ve selef âlimlerinin görüşlerini naklediyoruz. Bu dersimizde ise konuyu, odak noktası bu mesele olarak işleyeceğiz. Selefiler, “Bu konuda tek bir hadis yoktur.” diyor. İşte alın size hadis!

  • Bu hadisi. İmam Taberânî, ve İmam Beyhakî Abdullah İbni Ömer Hazretlerinden naklediyor. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuş:

“Ölenin başucunda Fatiha, ayak ucunda Bakara’nın sonu okunsun.”

 (Taberânî, Mu’cemu’l-Kebir, XII, 340, Hadis no: 13613; el-Beyhakî, Şuabu’l-İman, VII, 16, Hadis no: 9294)

Bu kadar sahih delil ortadayken hâlâ Ölünün arkasından Kur’an okuma konusunda”Hadis yok.” diyecek yüzü nereden buluyorsunuz? İnsanda biraz haya, biraz edep olmaz mı?

  • Başka bir hadis-i şerifi sahabeden Hazreti Leclac rivayet etmiştir. Hazreti Leclac, oğluna şöyle vasiyette bulunmuştur:

 Oğulcuğum! Ben öldüğüm zaman beni mezara göm. Beni mezara koyduğun zaman şöyle de:  بِسْمِ اللَّهِ وَعَلَى مَلَّةِ رَسُولِ اللَّهِ Sonra da üzerime toprak atarak düzelt. Daha sonra da başımın ucunda Bakara suresinin baş tarafını ve son kısmını oku. Zira ben Hazreti Peygamber’in böyle dediğini duydum. (Taberânî, XIX, 220, 221, Hadis no: 491; İbni Asâkir, Tarihu Dimeşk, L, 292; el-Beyhakî, IV, 56)

İşte Sahih hadisler ortadayken hâlâ Ölünün arkasından Kur’an okuma konusunda “Hadis yok.” diyen, ilmin değil, cehaletin maskarası olmuştur!
Allah’tan utanmıyorsanız, bari insanlardan utanın!

  • Bu manaya yakın başka bir hadis-i şerif de sahabeden Ebû Halid tarafından nakledilmiştir. O, oğluna şöyle vasiyet etmiştir:

Ey yavrum! Ben öldüğüm zaman üzerime toprağı biraz tümsekli bir şekilde ört. Sonra Bakara’nın başını ve sonunu başımın yanında oku. Zira ben Resulullah’tan böyle derken işittim. (Taberânî, Mu’cemu’l-Kebir; Heysemi, Mecmau’z-Zevaid)

Bu kadar apaçık delilin üzerine “Hadis yok.” diyebilmek, ya akıl tutulmasıdır ya da kalbî bir körlüktür. Biraz izanınız varsa susun!

  • Malik b. Yesar tarafından rivayet edilen başka bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

اِقْرَؤُا يس عَلَى مَوْتَاكُمْ 

Ölülerinize Yasin suresini okuyun. (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 24; İbni Mâce, Cenâiz, 4; Nesâî, Amelü’l-Yevm ve’l-Leyl, Sf. 58)

Evet Sahih hadisler ortadayken hâlâ “Ölüye Kur’an okunmaz.” diyenler, cehaletin maskarası, ilmin yüz karasıdır!

  • Yine Hazreti Talha şöyle der:

Abdullah İbni Abbas’ın arkasında bir cenaze namazı kıldım. O, Fatiha suresini okudu. Sonra da: “Onun sünnet olduğunu öğrenin diye böyle okudum.” dedi. (Buhârî, Cenâiz, 65; Ebû Dâvûd, Cenâiz, 59; Tirmizî, Cenâiz, 39; Nesâî, Cenâiz, 77; İbni Şeybe, XI, 492)

Bu hadisle anlıyoruz ki Peygamber Efendimiz (a.s.m.) cenaze namazında Fatiha suresini okumuştur. Ölüye Kur’an okunması caiz olmasaydı, Peygamberimiz (a.s.m.) ölünün arkasından Fatiha’yı okumazdı.  Daha başka hadis-i şerifler de var. Bu kadar hadis varken nasıl olur da “Bu konuda tek bir hadis yoktur.” denilebilir.

Şimdi Ey Selefiler, Soruyoruz: Bu kadar sahih hadis varken, hâlâ hangi yüzle “Bu konuda hadis yok.” diyorsunuz? Siz utanmaz mısınız? Hadisler güneş gibi parlıyorken “Bu konuda delil yok.” demek, ancak cehaleti din edinmişlerin işidir!

Selefiler bu hadislere karşı diyor ki: Bu hadisler zayıftır.

Biz de onlara diyoruz ki: Bu hadislerin zayıf olmadığını önceki derslerimizde ispat ettik.

Hadi bütün o izahları bir kenara koyalım. Sizin dediğiniz gibi hadisler zayıf olsun. Siz bu hadisleri zayıf olduğu için kabul etmiyorsunuz. O hâlde siz bize tek bir hadis gösterin, o hadis “Kabristanda Kur’an okunmaz. Ölülere Kur’an okumayın.” manasında olsun. Bu manada tek bir hadis gösterin, hadis zayıf da olsa biz kabul edeceğiz. Bize bu manada tek bir hadis gösterebilir misiniz?

Yapamazsınız, gösteremezsiniz. Sizin elinizde -zayıf da olsa- tek bir hadis bile yok. Bizim elimizde ise -size göre zayıf olan- birçok hadis var. Kimin sözü tercih edilecek? Elbette bizim sözümüz tercih edilecek. Hem şu noktaları da unutmayın:

  1. Faraza bütün hadisler zayıf da olsa, zayıflar birbirine dayanır; kuvvet bulur. Manası itibarıyla zayıf olmaktan çıkar.
  2. Faziletler kısmında zayıf hadisle amel edilebilir. Ölüye Kur’an okunması ne farzdır, ne vaciptir, ne de sünnet-i müekkededir. Bu amel fazilet kısmına aittir. Dolayısıyla zayıf hadisle amel edilmesi caizdir.
  3. Zayıf hadis farklıdır, mevzu hadis farklıdır. Haddizatında mevzu hadis, hadis de değildir. Mevzu hadis uydurma hadistir. Zayıf hadis ise hadis-i şeriftir. Zayıf hadis hasen hadise yakın ama mevzu hadise uzaktır. Aralarındaki fark yerle gök arası kadardır.

Muhaddisler zayıf hadis hakkında şöyle derler:

— Bu hadis, senedi itibarıyla sahihlerin mertebesinde değildir. Ama çoğu zaman ifade ettiği manasıyla ve sahih hadislerin manasına uygun olan ifadesiyle hadis aynen hadistir.

Hâl böyle iken, Selefiler mezkûr hadis hakkında, “Bu hadis zayıftır.” derler Siz  milleti kandırıp, “Bu hadisler sanki uydurma!” havası vermeye çalışıyorsunuz. Bu ilimsizliktir, bu sahtekarlıktır! Hâlbuki zayıf hadis uydurma söz değildir. Zayıf hadis aynı sahih hadis gibi, hasen hadis gibi hadis-i şeriftir. Zayıf olmasının sebebi, sahih veya hasen hadisin taşıdığı şartlardan birini veya birkaçını taşımamasıdır. Bu sebeple hadis sahih derecesine çıkamamıştır.

Ancak bu hâller onu hadis-i şerif olmaktan çıkarmaz. Sadece sıhhat derecesini düşürür. Hatta bazen bir zayıf hadisin metni sahih hadisle birebir aynıdır. Diğer hadisin senedi sağlam olduğundan, o hadise sahih denilmiş; bu hadisin senedi sağlam olmadığından, bu hadise zayıf denilmiştir. Mana aynıyken, senedin farklı olması sebebiyle biri sahih, diğeri zayıf kabul edilmiştir.

Hadis usulüne dair bu bilgileri verdikten sonra, şimdi de Selefilerin: “Bu konuda selef âlimlerinin hiçbir fetvası yoktur.” sözüne bakalım. Şimdi yapacağımız nakilleri duyunca, Selefilerin nasıl bir yalan söylediğine siz de şaşıracaksınız:

Hanefi, Şafiî ve Hanbeli mezheplerine göre, ölünün arkasından Kur’an okumak caizdir. Maliki mezhebinin sonraki ulemasına göre de caizdir. Bu mezheplerin detaylı görüşünü birinci derste izah etmiştik. Dileyenler o derse bakabilir.

Şimdi diyoruz ki:

— Ey kendisine Selefi diyen güruh! Üç mezhep imamı size göre selef âlimi değil midir? Ve Maliki mezhebinin sonraki uleması size göre âlim değil midir?

1- Ahmed İbni Hanbel Hazretleri şöyle demektedir: Kabristana girdiğinizde Ayete’l-Kürsî ve üç defa İhlas suresini okuyarak şöyle dua ediniz: Allah’ım, onun ecrini şu kabir halkına ulaştır. (İbni Kudâme, el-Muğni, II, 424; Kurtubî, et-Tezkira, I, 96)

Başka bir rivayette de şöyle der: Fatiha suresini, Muavizeteyn ve İhlas surelerini okuyun. Sonra da bunu kabir halkına bağışlayınız. Çünkü o, ölülere ulaşır. (Kurtubî, et-Tezkira, I, 96)

— Ey Selefiler! Ahmed İbni Hanbel Hazretleri size göre selef âlimi değil midir?

2- İmam Şafiî Hazretleri şöyle der: Ziyaretçilerin kabirde Kur’an’dan bir bölüm okumaları müstehaptır. Şayet Kur’an’ın tamamını okurlarsa bu daha güzel olur. ( Nevevî, el-Ezkâr, 137; Riyazu’s Salihin)

— Ey Selefiler! İmam Şafiî Hazretleri size göre selef âlimi değil midir?

3- Sahabeden Abdullah İbni Ömer Hazretleri ölünün arkasından Kur’an okunabileceğini söyler. Yine Sahabeden Hazreti Leccac ve Ebû Halid, oğullarına kabirleri başında Kur’an okumalarını vasiyet eder.

— Ey Selefiler! Abdullah İbni Ömer Hazretleri size göre selef âlimi değil midir? Hazreti Leccac ve Ebû Halid size göre sahabe değil midir?

4- Tâbiînden İmam Şâbî Hazretleri ki onu tanıyanlar şöyle der: “Zamanının en büyük fakihi ve muhaddisidir. İbni Abbas kendi zamanında neyse İmam Şâbî de aynı konumdadır.”

Bu zat beş yüz kadar sahabeyi görmüştür. İşte bu İmam Şâbî der ki: Medineliler, içlerinden biri öldüğü zaman sık sık onun kabrini ziyaret eder ve onun için Kur’an okurlardı. (Süyûtî, el-Câmi, Sf. 403)

Yine aynı İmam Şâbî şöyle der: Medineliler ölünün yanında Bakara suresini okurlardı. (İbni Ebî Şeybe, II, 445)

— Ey Selefiler! İmam Şâbî Hazretleri size göre selef âlimi değil midir? Hem hani kabristanda Kur’an okunması diye geçmişte bir uygulama yoktu? İşte bakın, tâbiîn zamanında Medine ehli bunu uyguluyor, kabristanda ölüleri başında Kur’an okuyor.

5- İbni Hacer Hazretleri der ki: Ölülere okunan Kur’an’ın sevabı, bölünmeden tam olarak kendilerine ulaşır. Bu, Allah’ın geniş rahmetine en uygun olandır. (Buğyetu’l-Musterşidin, Sf. 97)

— Ey Selefiler! Fakih ve muhaddis İbni Hacer size göre âlim değil midir?

  1. İmam Kurtubî Hazretleri şöyle der: Kur’an okuduktan sonra ölülere bağışlanan sevap ölüye ulaşır. Çünkü Kur’an bir dua, istiğfar, yakarma ve istirhamdır. (Kurtubî, et-Tezkira, I, 103)

— Ey Selefiler! İmam Kurtubî Hazretleri size göre âlim değil midir?

6- Hanbeli mezhebinin önde gelen âlimlerinden İbni Kudâme el-Makdisi ölünün arkasından Kur’an okunabileceğini söyler. (İbni Kudâme, el-Muğni, II, 424; İbni Kudâme, eş-Şerhu’l-Kebir, II, 424)

— Ey Selefiler! İbni Kudâme el-Makdisi size göre âlim değil midir?

7- Malikilerden Kadı İyaz ölüye Kur’an okumanın müstehap olduğunu söyler. (Müslim Şerhi, XI, 125)

— Ey Selefiler! Kadı İyaz size göre âlim değil midir?

  1. İmam Nevevî, İmam Gazâlî, İmam Süyûtî, İmam Şekvânî, İmam Şirbinî, İbnü’s-Salah, Muhibbu’t-Taberî, İbnu’r-Rıfat, hepsi, ölülere Kur’an okunabileceği kanaatindedir.

— Ey Selefiler! Size göre bu zatlar âlim değil midir? Daha ismini sayabileceğimiz onlarca âlim var. Hepsini saymaya kalksak bu ders bir saat bitmez.

Ey Selefiler! Hadi bu âlimleri kabul etmiyorsunuz, hiç değilse başınızın tacı olan İbni Teymiye’nin sözünü kabul edin. İbni Teymiye de ölüye Kur’an okunabileceği kanaatindedir. (İbni Teymiye, Mecmûu’l-Fetâvâ, XXIV, 366, 367)

Hadi İbni Teymiye’yi de reddettiniz, hiç değilse İbni Teymiye’den sonra en büyük imamınız olan İbni Kayyim’ın sözünü kabul edin.

Sonuç: Bizim elimizde hadisler var. Bizim elimizde sahabe uygulamaları var. Bizim elimizde selef âlimlerinin görüşleri var.

Sizin elinizde ne var? Bir tane bile hadis yok! Bir tane sahabe uygulaması yok! Bir tane selef fetvası yok! Son Söz: Biz sahabenin, selefin, ümmetin yolundayız. Siz ise kendi uydurduğunuz dar, cahil bir yolun peşindesiniz!

Ve duamız: Allah’ım! Bu ümmeti sahabenin, selefin izinde sabit kıl. Kendi hevasıyla hakikati bozanların şerrinden muhafaza eyle! Âmin.