Âlemdeki hassas denge ve düzeni en açık biçimde gözlemlediğimiz alanların başında Güneş Sistemi gelir. Büyüklü küçüklü gezegenlerin eşsiz düzeni, akılları hayrete düşürecek niteliktedir. Şimdi bu muhteşem sistemde kısa bir yolculuğa çıkalım.

Güneş Sistemi Turu: Mesafeler ve Devler
Güneş’ten yola çıkıyoruz…
- 58 milyon km sonra: Merkür (Kayaların ve metalin krallığı)
- 108 milyon km sonra: Venüs (Dünya’nın ikizi ama cehennem gibi sıcak)
- 150 milyon km sonra: Dünya (Canlılığın beşiği, evimiz)
- 228 milyon km sonra: Mars (Kızıl gezegen)
- 778 milyon km sonra: Jüpiter (Dev, gaz, fırtınaların efendisi)
- 1 milyar 430 milyon km sonra: Satürn (O muhteşem halkaları ile)
- 2 milyar 870 milyon km sonra: Uranüs (Yan yatmış, buz devi)
- 4 milyar 500 milyon km sonra: Neptün (Sonsuz fırtınaların gezegeni)
Ve daha niceleri: Ceres, Plüton, Haumea, Makemake, Eris…
Bu kadar uçsuz bucaksız bir alanda, akılları baştan alan muhteşem bir denge ve düzen hüküm sürmektedir.
Denge Nasıl İşliyor?
Güneş Sistemindeki tüm gezegenleri dış uzaya savrulmaktan koruyan şey,
Güneş’in çekim gücü ile gezegenlerin merkez-kaç kuvveti arasındaki hassas dengedir.
- Güneş devasa çekimiyle gezegenleri kendine çeker.
- Gezegenlerin dönüş hızı ise onları dışarı fırlatmak ister.
İşte bu iki zıt kuvvet, mükemmel bir dans halindedir.
Peki Ya Bu Denge Bozulsa?
- Gezegenler biraz daha yavaş dönseydi:
→ Hızla Güneş’e çekilir, korkunç bir patlamayla yutulurlardı. - Gezegenler biraz daha hızlı dönseydi:
→ Güneş’in kuvveti onları tutamaz, dış uzaya savrulurlardı.
Oysa öyle hassas bir denge kurulmuştur ki, her gezegen milyarlarca yıldır şaşmadan, yorulmadan, durmadan yoluna devam etmektedir.
Her Gezegen İçin Ayrı Ayrı Ayar
Ve işte asıl hayret verici nokta: Bu denge, her gezegen için ayrı ayrı kurulmuştur.
Çünkü:
- Her gezegenin Güneş’e uzaklığı farklıdır (58 milyon km ile 4,5 milyar km arasında).
- Her gezegenin kütlesi farklıdır (Merkür küçücük, Jüpiter dev gibi).
- Her birine göre ayrı bir dönüş hızı belirlenmiştir.
Ne fazla, ne eksik. Tam kararında. Eğer bu hızlar “ortalama” belirlenseydi, sistem çoktan yok olmuştu.
Şimdi Düşünelim ve Hissedelim:
Soru 1:
Her denge, o dengeyi ve düzeni koyan bir varlığa işaret eder.
Peki, bu muhteşem dengeyi kabul edip de o dengeyi kuranı kabul etmemek mümkün müdür?
Soru 2:
Milyarlarca kilometre uzaktaki gezegenlerin dönüş hızlarını ne çok hızlı, ne çok yavaş yapıp, tam olması gereken noktada, Güneş’in çekimine göre ayarlamak ve o gezegenleri sistemin bir parçası kılmak…
Bu muhteşem fiilin sahibi kimdir?
Soru 3:
Bu fiili görmek de, ama failini görmemek…
Ya da fail olarak hayatsız, ilimsiz, şuursuz, iradesiz varlıkları göstermek…
Akıl bunu kabul edebilir mi?
Soru 4:
Aklımızın sınırlarının ihata edemediği bu kadar büyük bir alanda,
Her gezegene kütlesine göre ayrı dönüş hızı belirleyerek,
Onları Güneş’e yapışmaktan ya da uzaya savrulmaktan kurtaran kudret, merhamet ve ilim sahibi kimdir?
Allah’tan başka hangi kudret bu fiile sahip olabilir?
Sistem Dediğin, Düzen Demektir
Hem “Güneş Sistemi” diyoruz. Sistem; bir denge ve düzenin adıdır. Peki nasıl olur da bir sistemin tesadüfün eseri olduğu iddia edilebilir?
- Tesadüf düzen getirmez, kaos getirir.
- Tesadüf denge kurmaz, bozar.
- Tesadüf hesap yapmaz, rastgele savurur.
Oysa burada matematiksel bir hassasiyet, fiziksel bir mükemmellik, astronomik bir intizam vardır.
Bu intizam, perde arkasında iş gören kudreti sonsuz, ilmi nihayetsiz olan Allah’ın varlığını ve birliğini, Güneş gibi ortaya koymaktadır.
Kur’an’ın Şahitliği
Rabbimiz, bu hakikati bize haber vermiş ve bu mucizevi yaratılış üzerinde düşünmemizi emretmiştir:
وَسَخَّرَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ وَالنُّجُومُ مُسَخَّرَاتٌ بِاَمْرِه۪ۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَۙ
“Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O’nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır.”
(Nahl Suresi, 12. Ayet)
Gözünü gökyüzüne kaldır. Her bir yıldız, her bir gezegen, her bir yörünge sessizce Rabbini zikrediyor.
Sen de bu zikre kulak ver. Ve bil ki: Bu denge tesadüf değil, takdir. Bu düzen boşluk değil, rahmet. Bu sistem sahipsiz değil, Kayyum’un eseri.